|
Malcolm Kendall Smith İngiliz Hava Kuvvetleri’nde doktor olarak görev yapan bir teğmendi. Kendall-Smith daha önce iki kez Irak’ta görev yapmış, ancak üçüncü kez sevkiyata katılmayı reddetmişti. Teğmen Kendal Smith ‘emre itaatsizlik’ gerekçesiyle 5 ayrı suçtan yargılandı. Geçen sene Irak’a gidecek birliğinde eğitim ve brifinglere katılmayı da kabul etmeyen Smith, Irak savaşının yasalara aykırı olduğuna inanarak Irak’a gitmeyi reddetti.
Smith’in bu savunması askeri mahkeme tarafından reddedilmişti. 37 yaşındaki Yüzbaşı Malcolm Kendall-Smith, mahkemede ‘emirlere itaatsizlik’ten suçlu bulundu ve 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Askeri mahkeme aynı zamanda Yeni Zelanda vatandaşı olan Kendall-Smith'in yasal beş emri yerine getirmediği hükmüne vardı. Söz konusu olan emirlerde Kendall-Smith'den, asker konuşlandırmaya yönelik birtakım toplantılara katılması ve Basra kentinde kendisine verilen görevi yerine getirmesi isteniyordu. Sonuç olarak ‘emirlere itaatsizlik’ sonrası Malcolm Kendall-Smith Kraliyet Ordusu’ndan ihraç edildi. Karar gereği Malcolm Kendall-Smith ayrıca 20 bin sterlin tutan dava masrafını da ödemeye mahküm edildi. Malcolm Kendall-Smith, Irak’taki savaşla ilgili olarak okuduğu kitaplar ve makaleler sonrası Irak'a karşı açılan savaşın ‘yasadışı’ olduğunun farkına vardığını söylemişti. Kendall-Smith, ayrıca Amerikan güçlerinin davranışlarının Nazi Almanyası döneminde görülenlerle aynı olduğunu da belirtmişti. Kendall-Smith 28 Haziran’da ‘medyaya konuşmamak’ şartıyla serbest bırakılmıştı. Kendall, şu anda savaş karşıtı hareket içinde aktif olarak çalışıyor…
Aradan fazla zaman geçmedi. 19 Eylül tarihinde Donald Payne, çıkarıldığı mahkemede ‘savaş suçlusu’ olduğunu kabul eden ilk İngiliz asker oldu. 35 yaşındaki İngiliz Onbaşı Donald Payne, mahkemede yaptığı açıklamada, Iraklı sivillere insanlık dışı muamelede bulunduğunu itiraf ederek ‘savaş suçu’ işlediğini söylemişti. Payne ve beraber yargılanan diğer yedi kişi, 26 yaşındaki Iraklı Baha Musa'nın ölümünden dolayı suçlanıyorlardı. Musa, 36 saat boyunca tutulduğu Basra'daki gözetim kampında ağır şekilde dayağa maruz kalmıştı. Payne, Iraklı bir otel çalışanı olan Baha Musa'nın kafasını tekrar tekrar duvara ve yere vurmak ve Musa'yı öldürmekle suçlanıyordu. Irak’a gitmeyi reddeden Kendall-Smith, Donald Payne’nin yaptıklarına tanık olmamak ve aynı şeyleri yapmamak için ‘vicdani ret’ yöntemini seçmişti. İngiliz ordusunda son dönemde Irak’ta görev almayı kabul etmeyen asker sayısı, Irak’ın işgalinden bu yana üç kat artış göstermiş durumda.
İngiliz yetkililer ‘toplu vicdani ret’ tehlikesine karşı bu günlerde parlamentoda bir yasa tasarısı geçirmeye çalışıyor. Bu tasarı medyada pek sözü edilmemiş olan ve bu yazı kaleme alındığında da görüşülmeye devam edilen 2006 Silahlı Kuvvetler Yasa Tasarısı. Bu tasarı askeri işgallere katılmayı reddeden askerlere ağır cezalar öngörüyor. Tasarının 8. maddesi, ‘asker kaçağı’ kavramına yeni ve oldukça sert bir tanım getirmekte. Buna göre bir yabancı ülke veya toprağın askeri işgalinde görev almayı reddeden asker ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir.
İngiliz askeri yasalarında hayata geçirilmek istenen bu köklü değişimin savaşta görev almayı reddeden asker sayısının, Irak’ın işgalinden beri üç kat artmış olduğu bir döneme denk gelmesi tesadüf değil. Yapılmak istenen Irak’ta, Afganistan’da ve önümüzdeki dönemde belki İran’da ve başka yerlerdeki savaşlara katılmayı reddeden ve sayıları gitgide artan askerlere karşı açık bir insan hakkı ihlali. İngiltere’nin de imza attığı ve uluslararası hukukun bir parçası haline gelen Nürnberg Antlaşması’na göre birey olarak herkesin, hangi hükümetten gelirse gelsin ‘gayri meşru’ ve ‘ahlak dışı’ emirlere itaati reddetme gibi bir yükümlülüğü bulunuyor. Ayrıca Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, bu yasayla Cenevre Konvansiyonu’nun, sebepsiz askeri harekatları meşrulaştıracak şekilde yeniden kaleme alınmasını da dayatmaya çalışıyor. Öldürmeyi reddetmek ve savaşa katılmayı istememek, hiçbir neden gerektirmeyen temel bir haktır. Bireyi zorla öldürtmeye mecbur bırakmak ise onun insanlık onurunu elinde almaktır.
Avrupa’da 1916’da vicdani ret hakkını anayasasına kazandıran ilk ülke olan İngiltere’de, kamuoyunda hiçbir şekilde tartışılmadan apar topar parlamentoda geçirilmeye çalışılan 2006 Silahlı Kuvvetler Yasa Tasarısı’nın 8. Maddesi’nin parlamentoda kabul edilmesi, askerlerin insan haklarının, özellikle de vicdani ret hakkının herkesin gözünün içine baka baka ortadan kaldırılması anlamına geliyor.
|