|
LEFKOŞA- Kıbrıs konusundaki görüşmelerde bir
randevu daha geride kaldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas Salı günü dört buçuk saat
görüştü. Gelişmeleri pek çok merkezlerle bağlantılı olarak yakından izledim.
Görüşmeler devam ederken çeşitli haber
kanallarından arandım, görüşlerim soruldu.
Hiç kuşkuya kapılmadan sıraladım görüşlerimi.
Yıllardır Kıbrıs sorununa nasıl bakıyorsam
bugün de öyle bakıyorum.
Dün barış ve çözümü ne kadar istiyorsam bugün
de en az o kadar istiyorum.
Mehmet Ali Talat, görüşme masasında Türk
tarafı adına yerini alana kadar, görüşme süreçlerinde sıkıntılar yaşayan
taraftık.
Rauf Bey'in, inatçı, Kıbrıs Türk tarafını
uzlaşmaz konumda tutan duruşu nedeniyle bizim tarafın politikalarını
savunamıyorduk.
Şimdi durum değişti.
Masada gene bir inatçı duruş var ama bu duruş
Talat tarafından pozitif bir yaklaşımla barış ve çözüm için sergileniyor.
Dört buçuk saatlik görüşme de öyle oldu.
***
BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ve BM
Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un okuduğu ortak açıklama aynen şöyle:
"İki lider, pozitif ve yapıcı bir ortamda
toplandı. Çalışma grupları ile teknik komitelerin yaptıkları çalışmaları ilk
kez ele aldılar.
İki
lider, prensipte anlaştıkları tek egemenlik ve vatandaşlık konusunu görüştü. Bunların
uygulanmasının kapsamlı müzakerelerde ele alınmasını karara bağladılar.
Liderler, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelme
ve çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını son kez gözden geçirme
konusunda anlaştılar."
Bu açıklama çeşitli biçimlerde yorumlandı.
İki lider tek egemenlik ve vatandaşlık
konusunu kapsamlı görüşme konusunda anlaştı. Ancak bu anlaşma konunun
görüşülmesinde anlaşmadır. Temelde anlaşma yok.
***
Başkanlığı, özellikle uluslararası camiada
Papadopulos sonrası umutla karşılanan Hristofyas'ın, genel ilkeleri belli
çözümü kabul noktasından uzakta duran DİKO ve EDEK'in politikalarını adeta
gönüllü ayak bağı kabul etmesi süreci olumsuz yönde etkiliyor.
Kıbrıs Türk tarafı adına Mehmet Ali Talat,
doğrudan görüşmelerin başlaması yönünde yolun başında varılan uzlaşının hayat
bulmasını istiyor.
Hristofyas ise komite ve ortak çalışma
gruplarından yeterli ürün çıkmadığı gerekçesiyle topu sürekli taca atıyor.
Görüşme sonrası yapılan kısa açıklama
içerideki havayı dışarı yansıtmıyordu.
***
Talat, son görüşmede ısrarla doğrudan
görüşmelerin başlama tarihinin netleşmesini ve kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Hristofyas, daha önce sıraladığı gerekçelerini
yineleyerek kabul etmedi.
25 Temmuz'da iki lider komite ve çalışma
gruplarında ele alınan konuları son bir kez gözden geçirmek için bir araya
gelecek.
Son bir kez gözden geçime ifadesinin altında
yatan 25 Temmuz'da yüz yüze görüşme tarihinin belirleneceğidir.
Eğer Salı günkü görüşmelerde Talat, yüz yüze
görüşmeler için tarih belirlenmesinde ısrarcı olup son bir kez esneklik
göstermeseydi, Talat-Hristofyas görüşmeleri de hüsranla sonuçlanan görüşmeler
zincirinin bir halkası olacaktı.
***
Görüşmeden dışarıya yansıyan güler yüzlü
fotoğraflar sürece bağlanan umutları sulamaya yetmiyor.
Hristofyas'ın kapalı kapılar ardında
sergilediği tavır, koalisyon ortaklarının etkinliğini ortaya koyuyor.
İşin ilginç yanı seçim döneminde AKEL'in
seslendirdiği DİKO ve EDEK'in başkanlık sisteminde etkili olamayacağı
yaklaşımlarına karşılık bugün tam tersi bir tavır sergileniyor. Rum toplumu
içinde çözüm karşıtı seslere Hristofyas'ın kulak verip bunu sıkıştığı anlarda
mazeret olarak ileri sürmesi karşılıklı güveni de olumsuz etkiliyor.
***
Hristofyas ve AKEL'in sergilediği durumu
değerlendiren Güney Kıbrıs'tan önemli bir diplomatik kaynağın şu yorumu oldukça
önemli ve dikkat çekici:
"Hristofyas ve AKEL çok önemli bir kararı
vermek zorundadır. Koalisyon ortağı konumunda olan DİKO ve EDEK'in Kıbrıs
sorunuyla ilgili politikalarına katılıyorlar mı yoksa katılmıyorlar mı?
Hristofyas'ın seçim döneminde söyledikleri ile görüşme masasındaki tavrı aynı
değil. Hani tam kapasite güç Hristofyas ve AKEL'in elindeydi?
Hristofyas, Meclis çalışmalarında DİKO ve
EDEK'e ihtiyacı, mazeret olarak ileri süremez.
Kıbrıs sorununun çözümünde pozitif bir tavır
içinde olan DİSİ'yi daha ne kadar görmezlikten gelecekler.
AKEL'in DİKO ve EDEK'le yollarını ayırıp DİSİ
ile kader birliğine karar vermesi Kıbrıs'ın geleceği bakımından hayati bir
karar olacak. AKEL ve Hrisyofyas, bunu başaramazsa çok yakın bir gelecekte iç
ve dış ilişkiler bakımından zor konuma düşecek."
Bu görüşlere katılıyorum.
AKEL, Papadopulos döneminde hükümette
etkiliydi ama Papadopulos'un özellikle Kıbrıs politikalarından etkili değildi.
O günlerin mazeret kılıfı Papadopulos'tu. Şimdi Papadopulos yok artık. Başkan
Hristofyas ve ayak bağı olan DİKO ve EDEK'e karşı DİSİ alternatifi var. Bu
tablo ortada dururken ayak sürümenin izahını ne Hristofyas ne de bir başka AKEL
yetkilisi yapabilir.
***
Kabul etmek gerekir ki görüşmeler zor bir
dönemece girdi. Görüşmelerin devamı hem Güney hem de Kuzey Kıbrıs ve Ankara’da
istemeyenler var. Statükocular hala etkili yerlerde. Görüşmelerin hemen
ertesinde 25 Temmuz buluşmasının dahi olamayacağı yorumunu yapanlar dikkat
çekicidir.
Bu satırların yazarı olarak 25 Temmuz
görüşmesinin gerçekleşeceğinden kuşkum yok.
Ancak sonrası için kader kararı verecek olan
Hristofyas’tır. Hristofyas, ayak bağı gibi duran DİKO, EDEK ve hatta kilise ile
yol ayırımına karar verirse görüşmeler verimli bir şekilde devam edecek. Aksi
halde süreç yeniden kesinti riski altına girebilir.
|