2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Hristofyas, ne yaptığını biliyor...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA... Kıbrıs tarihinde ilk kez Türk ve Rum Toplumlarının liderlik koltuğunda sol kökenli iki lider var.

Kuzeyde KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ya da Başkanı Dimitris Hristofyas...

Bu arada belirteyim Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 Aralık olaylarının ardından Anayasal Kimliğini yitirip bir anlamda Rumların işgaline girse de bizim dışımızda kimsenin kabul edip kullanmadığı Kıbrıs Rum Yönetimi ifadesini kullanmaktan vazgeçmeyi doğru buluyorum.

Dikkatli okurlar farkında olabilir uzunca bir süreden beri “Kıbrıs Cumhruiyeti’nin Rum Yöneticileri” ifadesini kullanıyorum.

*          *          *

5 Eylül 2007’de Talat ile Papadopulos bir araya gelip üç saat görüşmüştü.

O görüşmenin gerçekleşeceği gün yazdığım yazımda şu bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

“... Görüşmede sürecin devamı yönünde etkili olabilecek olan Mehmet Ali Talat’tır.

Papadopulos, topu ortaya sahada çevirip zamanı öldürmeye, doldurmaya çalışırken Talat’ın niyeti neticeye gitmektir.

Talat, golü sadece Kıbrıslı Türkler için değil tüm Kıbrıslılar adına atmak istediğini gösterebildiği an Papadopulos’un kendisi golü yiyen taraf olacak.

Talat, tüm Kıbrıslılar için oynamayı becerip Papadopulos’au teşhir ederse bu çok önemli bir dönüm noktası olur.

Talat, yıllardır örneği görülmeyen iki toplumlu siyaset üreten politikacı kimliğini öne çıkarmayı denemeli ve de başarmalıdır.

Hiç kuşku yok ki Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk Halkının seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. Öncelikli görevi de Kıbrıs Türkü’nün çıkarlarını savunmaktır.

Ancak bugüne kadar ki süreçte gördük ki tek yanlı üretilen politikalar Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyamamıştır.

İki tarafın kabul edebileceği bir formül üretildiği zaman o formül gerçek anlamda değerli olur.”

*             *           *

Talat, özündeki barış kültürüne rağmen pratikte Rum toplumunun sempatisini de çekecek lider olmayı başaramadı.

Rum propagandası bilinçli bir şekilde Talat’ı, 2. Denktaş olarak sunmaya çalıştı. Halbuki o dönemde 2. Denktaş rolünü uzlaşmaz tutumuyla sürdüren Papadopulos’tu.

Ancak şurası da bir gerçek Talat ve yakın çalışma arkadaşlarının Rum tarafına yönelik demeç trafiği dıştan bakıldığı zaman barış politikacısı formatına uygun olmadı.

Bırakın Rum tarafını Türk tarafındaki barış ve demokrasi güçleri de o demeçlerden duyduğu rahatsızlığı çok net olarak ifade etti zaten.

Talat’ın iki toplumdan kabul gören lider olma şansını iyi değerlendirememesine karşılık Hristofyas’ın bu bağlamda iyi bir başlangıç yaptığının hakkını vermek gerek.

Papadopulos, beş yıllık görev süresi için bir tek Kıbrıslı Türk gazeteciye özel demeç vermedi.

Kabul ettiği Kıbrıslı Türk siyasilerle de fazla görüntü vermemeye özen gösterdi.

Hristofyas ise seçilip, Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Papadopulos’a göre en önemli farkı Türk toplumu sivil toplum temsilcileriyle temasta gösterdi.

Kendisinden talep edilen randevulara olumlu yanıt verme konusunda hiç ikilem geçirmedi.

CTP’ye yakınlığıyla bilinen DEV-İŞ heyetini kabul etti. Uzun uzun görüştü. DEV-İŞ heyeti Hristofyas’ı Rum Yönetimi Başkanı olarak değil Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başkanı olarak ziyaret etti.

Bir anlamda CTP ve Talat’la yolları ayrılan Kıbrıs Türk toplumundaki barış ve çözümden yana örgütlerin oluşturduğu Kıbrıs Barış Platformu da Hristofyas’la Başkanlık sarayında görüştü. Hem de iki saati aşkın bir süre.

O görüşmede hazır bulunan örgüt temsilcilerinden biri aynen şunları söyledi:

“ Bizleri çok sıcak karşıladı. Başkanlık sarayında artık Yunan Bayrağı yok. Hristofyas bizlerle laf ola görüşmedi. Ayrıntılı ve uzun vadeli ilişkinin temellerini attık bir anlamda. Görüşme sonrası ayrılırken bizlere, ‘Burası sizlerin de evidir. Ne zaman gelirse kapılarım açık olacaktır’ dedi. Samimi söyleyelim bizim tarafta görmediğimiz bir sıcak kabulle karşılaştık.”

*           *           *

Hristofyas, ne yaptığını çok iyi biliyor.

Siyasi gücünü doğrudan Kuzey’e taşımasının  pratik imkansızlığının farkında. Zaten Beşparmakların tepesindeki taşların Hristofyas’tan haberi olması olası değil.

Siyasi varlığın insanlar aracılığıyla taşınması önemli.

Hristofyas, Kıbrıs Türk Toplumuna sivil toplum örgütleriyle sıcak iletişimle ulaşmayı deneyecek, denemeye başladı da...

Başarılı olma şansı var mı?

CTP ve Talat’ın iletişim sorunu devam ettiği sürece Hristofyas’ın şansı artacağa benziyor.

Zaten bu noktada bir başka çelişki de şu... CTP ve Talat’ın, Hristofyas’ın Kıbrıs Türk tarafına yönelik yakınlaşma operasyonundan rahatsızlık duysa bile tepki koymasında sıkıntı var.

Ne yapacaklar? “Hristofyas’la görüşmeyin” mi diyecekler.

Deseler bile buna kaç örgüt katılacak.

Aslında en doğru olan Talat ve Hristofyas’ın Kıbrıs’ta önce yakınlaşma ardından kalıcı çözüm için samimi iş birliğine girmeleridir. Bu yapılmadığı sürece ayrı ayrı atılacak adımlar şovdan öte pek fazla işe yaramayacak.

Talat’ın Lokmacı’dan Rum tarafına Uzun yola geçmesi güzel bir görüntüydü. Gelin birlikte düşünelim. Hristofyas’la anlaşarak o iki taraflı yürüyüşü birlikte yapsalar çok daha güzel bir görüntü ortaya çıkmayacak mıydı?

   1087 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital