2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



Çatışmaya ve kör döğüşüne karşı mücadele için muhalefet

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye’de bugünlerde tam bir kördöğüşü var.

Toplum’da bir bölünmüşlüğe, hatta tehlikeli bir kutuplaşmaya doğru gidiş görülüyor.

Sebebi üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılması amacıyla yapılan anayasa değişiklikleri.

Yani bir anlamda bir yasağın kaldırılması, bir meselenin çözülmesi için atılan adımlar.

Oysa eğer bir toplumda gerginlik ve kutuplaşma yaratan bir mesele çözüm yoluna giriyorsa o toplumun, ülkenin rahatlaması gerekmez mi?

Türkiye bildiğiniz gibi meselelerini çözmek yerine biriktiren bir ülke. Tabiri

yerindeyse meselelerin sürekli görmezden gelindiği, yok varsayıldığı bir ülke. Bu nedenle Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, hatta daha öncesinden, Osmanlı döneminden günümüze gelen meseleler mevcut.

Ermeni meselesi, Kürt meselesi, azınlıklar meselesi, laiklik-şeria

tartışmaları, alevilerle ilgili tartışmalar vesaire.

Türban meselesi ise yokken var edilen, ortaya çıkarılan bir mesele.

resmen türbanı yasaklayan bir yasa maddesi yok. Üniversitelerde türban yasağı yasalarla değil mahkeme kararıyla, içtihatıyla oluşturuldu.

Yani özellikle yeni bir yasak icat edildi. Mevcut çözülmemiş meselelerin

yanına ilave edildi.

“Bunu kim ya da kimler yaptı?” derseniz şöyle cevap vermek gerekir:

Kürt meselesinin çözümünü hangi odaklar engelliyorsa, azınlıklar meselesi, Ermeni meselesi gibi temel meselelerin hangi odaklar şimdiye kadar tabu haline getirdiyse, özgürlükler meselesini kim şimdiye kadar engellediyse onlar.

Türkiye’de farklılıkların, farklı kültürlerin, inançların özgürce birbirlerine saygı duyarak yan yana yaşamaları için uygun demokratik ortamın oluşmasını kimler şimdiye kadar engellediyse yine onlar.

Taabii bu odaklar aynı zamanda Türkiye’deki darbelerden, ülkeyi sürekli darbe tehdidi altında  tutmaktan ve yasakların kaldırılmasını engellemekten de sorumlu olanlar.

Türkiye’de kopan gürültünün temelinde bu gerçekler yatıyor.

Yasak olmayan bir yasağın kaldırılması toplumun kolayca ve yeniden ikiye bölünmesini, kuruplaşmanın tehlikeli bir şekilde yükselmesi sonucunu doğuruyor.

Doğru, toplumun büyük bir çoğunluğu ve Meclis’te onlar adına temsil yetkisini kullanan milletvekillerinin ezici bir çoğunluğu bu yasağın kaldırılmasını destekledi.

Buna karşılık yasağın kaldırılmasına karşı çıkanlar var.

Üniversite ve yargı bürokrasisi de bu konudaki tavrını yeniden açıkladı. Yasağın devam etmesinden, en azından yeni bir mahkeme kararına kadar devam etmesinden yana olduğunu ifade etti.

Medyanın bir bölümü de yasağın kaldırılışına olmasa bile kaldırılış şekline ve yöntemine olan itirazını dile getiriyor.

Yalnız bu dile getiriş özgürlükleri gerçekten savunan samimi bir yaklaşım değil.

Yasakçı odaklar adına ülkenin gerilmesini, kutuplaşmanın yoğunlaşmasını sağlamak amacıyla toplumda temeli olmayan, ortada olmayan bir yasağın kaldırılışını kullanmakla ilgili bir yaklaşım.

Medyanın bir bölümünün bu tavrı biliniyor. Daha önce de örneklerini gördüğümüz bürokratik odakların, güç merkezlerinin çıkarlarına hizmet eden bir yayıncılık anlayışı bu.

Üniversitelerde türbana serbestlik sağlanmasıyla ile ülkenin bir karanlığa yuvarlanacağını ve AKP’nin dinci bir devleti adım adım yerleştireceği ileri sürülüp yapılan anayasa değişikliğe ve türban yasağının kaldırılışına karşı çıkılıyor.  

AKP de bir yasağı kaldrmış olmanın verdiği özgüvenle bu kesime saldırdıkça saldırıyor. Başbakan her geçen gün eleştirilerinin dozunu arttırarak puan toplamaya devam ediyor.

Çünkü Türkiye’deki kör döğüşü sürekli olarak özgürlüklerden yana imiş gibi davranan ve son türban yasağının kaldırılması hamlesi ile de bu konuda esaslı bir mevzi kazanan AKP’nin işine yaramaya devam ediyor.

Mevcut muhalefet maalesef yasakları savunmaya devam ettikçe batıyor.

Güç kaybediyor. Halkın gözünden düşmeye devam ediyor.

 

CHP’nin başını çektiği devletçi ve yasakçı muhalefet, ulusalcılardan oluşan ve sadece laikliği savunur görünen ‘sözde’ muhalefet AKP’nin giderek güçlenmesine yol açıyor.

Bir yandan da AKP’ye karşı gerçek bir muhalefetin ortaya çıkmasını engelliyor. Özgürlüklerden yana çıkacak ve halkın temel taleplerine karşı çıkmayacak, hatta onun AKP tarafından savsaklanan taleplerinin sahibi ollacak gerçek bir muhalefet bir türlü bu sahte muhalefet nedeniyle oluşamıyor.

Şu anda, bu kör döğüş içinde Türkiye’nin gerçek meselesinin bu olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.

Bir yandan, Kürt meselesini sınıriçi ve sınırötesi operasyonlarla tümüyle askere bırakarak onlarla bir uzlaşmaya yoluna giden, öte yandan özgürlükleri savsaklayan, AB sürecini dışlayan ve giderek baskıcı bir tek parti yönetimini ülkeye dayatma çabası içinde olan AKP iktidarına karşı ciddi bir muhalefete duyulan ihtiyaç giderek yoğunlaşıyor. 

Oysa böyle bir süreçte gerçek ya da sanal bir yasağın kaldırılması operasyonunda halkın büyük bir çoğunluğunun yaklaşımına ters düşmek yerine akılcı bir politika uygulanarak özgürlüğklerden yana tavır takınmak gerekirdi.

Hem yasağın kaldırılması savunulur hem de diğer yasakların kaldırılması için yoğun bir mücadeleye girişilebilirdi.

AKP’nin aslında yasaklardan medet uman, devlet içindeki odaklarla halka rağmen işbirliği içinde olan sıradan bir düzen partisi olduğu anlatılabilirdi.

Bugün Türkiye’de ortaya çıkan bu kör döğüşü neticede karanlık güçlerin  işine yarayacak bir ortamın yoğunlaşmasını sağlar.

Bu oyunu bozmak ve bir yandan AKP’nin maskesini çıkartarak bu partinin sıradan, yasakçı bir düzen partisi olduğu gerçeğini ortaya koymak;

öte yandan da AKP’ye karşı çıkıyormuş gibi yaparak demokrasi ve özgürlükler karşıtı bürokratik güçlerin temsilcisi sahte muhalefet partilerinin ipliğini pazara çıkartmak gerekiyor.

   1423 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital