2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Komutanın lafları Soyer'e değil Erdoğan'a

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuzey Kıbrıs, Lokmacı Geçidi meselesinin üzerinden fazla bir zaman geçmeden askerlerin neden olduğu yeni bir krizle karşı karşıya…

Kriz Kıbrıs’ın kuzeyinde, KKTC denilen coğrafyada ortaya çıkmasına rağmen Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri vesilesiyle patladı.

Kriz dediysek bu, öyle bir seferlik mesele de değil.

Bu kriz yani Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin en temel meselelerinden biri olarak Türkiye’deki iktidar mücadelesinin en önemli gerekçelerinden birini oluşturuyor.

O nedenle Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu’nun  bir davette KKTC Başbakan’ı Ferdi Sabit Soyer’e yönelik ağır hakaretler içeren laflarını sadece Başbakan’a hakaret şeklinde algılamak doğru değil.

Bu laflar aslında Soyer’e değil, Türkiye Başbakan’ı  Tayyip Erdoğan’a ve Kıbrıs’ta çözümden yana olan herkese söylenmiş olan laflardır.

Bu laflar, aslında şu anda Türkiye’de işbaşındaki komuta kademesinin ve tabii o komuta kademesini o noktaya getiren yapının Türkiye hakkındaki, Türkiye’nin geleceği ile ilgili düşüncelerini ve beklentilerini dile getirmektedir.

Yoksa komutanın Soyer’le kişisel bir meselesi yoktur ve dün nasıl Cumhurbaşkanı Talat Lokmacı Geçidi meselesinde onlar açısından bir ‘hedef’ olduysa bugün de Soyer başka bir ‘hedef’ haline gelmiştir.

Askerler Türkiye’de halen, soğuk savaş döneminden kalma ne varsa o anlayışların uygulayıcısı oldukları için, kendileri gibi düşünmeyen herkesi ‘düşman’ ve  doğal olarak da ‘hedef’ olarak görmektedir.

Bütün meseleler de bu yaklaşımdan kaynaklanmaktadır.Bu nedenle memleketin asıl sahibinin kendileri olduklarını ileri sürerek iktidar gücünü ellerinden kaçırmamak için hemen her mesele vesilesiyle ülke yönetimine müdahale etme hakkına sahip olduklarını düşünmektedirler.

Üstelik bunları, ‘Türkiye’nin yüce menfaatleri uğruna’ yaptıklarını söyleyerek vatandaşların bir bölümünden de destek almaktadırlar.

Böyle bir ortamda Türkiye neredeyse Cumhuriyet’ten beri önemli meselelerinde  herhangi bir çözüme yönelememiştir.

Çünkü meselelerin barışçı yöntemlerle, demokratik kurallar içinde çözülmesi demek çatışmaya ve çözümsüzlüğe dayalı politikaların terkedilmesi demek olacağı için askerler bu gibi girişimleri ‘vatan hainliği’ olarak suçlayabilmektedir.

Kıbrıs için geçmişte Denktaş’la  birlikte çizilen yol da bu anlayışın ürünüdür. Kıbrıs’ın kuzeyine, Türkiye’den ayrıymış ve bağımsızmış gibi gösterilen, ama aslında zamanla Türkiye’nin bir parçası haline getirilmek  istenen bir toprak parçası muamelesi yapılmıştır.

O nedenle Kuzey Kıbrıs’a hem bağımsız denilmiş hem de bağımsızlık lafta kalmıştır.

Askerler ve milliyetçi politikacılar  zaman zaman, “Kıbrıs bize bağlı bir toprak parçasıdır” diyorlar.

Hem de orada yaşayan Kıbrıslı Türkleri hiç dikkate bile almadan

İşte Komutan’ın, diğer komutanların Kıbrıs’ta kısmen çözümden yana bir tavır alan Erdoğan’a Soyer vasıtasıyla söylediği budur.

“Siz bağımsız falan değil bize tabisiniz. Ayrıca burada Kıbrıslılık falan gibi farklılıklar yoktur, sadece Türklük vardır.  Dolayısıyla  Türkiye’deki Türklerden ( Türk saydıklarından demek istiyor) ne bekliyorsak sizden de aynı şeyleri bekliyoruz”

Ellerinden gelse Azerbaycan’a da aynı şeyleri dayatacaklar. Onlar kendilerine Azeri diyor, bayrakları, milli marşları falan farklı.

Komutan Soyer’e “Niçin İstiklal Marşını parti kongrende çalmadın?” diye soruyor.”Türklüğünü ispat et” diyor. Böyle bir laf edilebilir mi? Bunu Avrupa’da herhangi birine söylesiniz sizi ‘ırkçı’lıkla suçlarlar. Ayrıca hani KKTC başka bir devletti. Bir devlet niçin başka bir ülkenin milli marşını çalsın?

Komutan’ın lafları aslında Soyer’e değil, çözümden yana olan herkese söylenmiş laflar.

Daha önce edilmiş başka laflar da var.

 Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğun söyledikleri var:

"Daha kuruluşunda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı sınırlıydı. Bu altı çizilmesi gereken noktadır. Kıbrıs sorunu Türkiye'nin ve KKTC'nin güvenliklerini ilgilendiren milli ve ortak bir sorundur."

Yine Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Kıvrıkoğlu’nun lafları sanırım Kuzey Kıbrıslıların hatırındadır:
"KKTC vatan toprağıdır, bir karışını vermeyiz. KKTC'yi korumak, kollamak ve yüceltmek, bayrağımızı en yükseğe taşımak hepimizin başlıca görevidir. Bu görev hiçbir zaman sona ermeyecektir."

Bunlar ne demek? Bu laflar Kıbrıs’te herhangi bir çözüme askerlerin izin vermeyeceğinin, bunun için ellerinden gelen her şeyi yapabileceklerinin

ifade edilmesi demek..

Dikkat ederseniz neredeyse, “Kıbrıs Türkü, Türkiye Türkü, Azerbaycan Türkü falan yok sadece Türk var” anlayışını hiç çekinmeden telaffuz eder oldular.

Tabii bu Turancı söylemler Kuzey Kıbrıs’a bakışlarındaki sakatlığı da ele veriyor.

Kuzey’de yaşayan Türklerin kimliklerini, kültürlerini hiçe sayarak onları Türkiye’de yaptıkları gibi sınırlarını çizdikleri bir Türklük tanımı ile tekleştirmeye  çalışmak ve onlara müstemleke halkı muamelesi yapmaya kalkmak sağlıklı bir durum değil.

Yine de Kıbrıslı Türkler hiç alınmasın. Eski genelkurmay Başkanı Özkök de Kürtlere” sözde vatandaş” dememiş miydi?

Yalnız  bu sakat yaklaşımlar ister istemez tepkilere neden oluyor.

Böyle giderse bu tepkiler daha da büyüyebilir ve Kuzey Kıbrıslılar 1974’de kurtarıcı olarak gelen bu askerlere ‘işgalci’ gözüyle bakmaya başlarlar.

   1052 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital