|
Bir poyrazın hışmına uğramış gibi dağılmıştım.
Dağıtmıştım.
Dışarıda bir enkaz yoktu!
Ama içimde yerle bir olmuştu sanki tüm kaldırımlar.
Yollar tıkanmıştı ve yollar kayboluyordu bir bir.
Köprüler kapanıyordu.
Varmak istediğim noktalara ulaşamıyordum.
Sis bulutuydu hayatımı sarmalayan çember.
Savunmada gibiydim!
Maçı kaybetmeden sonlandırma telaşını yaşıyordum.
Kazanmak falan fikrimde yoktu.
Kazanmak fiilini önemsiz işler arasına atmıştım...
Bu bir savunma mekanizmasıydı!
Öyle bir poyrazın hışmına uğramışım ki yaşamanın gayelerinden olan “kazanmak” sözcüğünü bile silip atmışım.
Vay be!
Derinlerde bir yerlerde saklı kaldım bir müddet.
Sonra gözümü kamaştıran gün ışığına çıktım.
Sanki ben değildim.
Sanki bedenimi bir başkası idare ediyordu.
Başka bir dünyadaydım sanki.
Başka bir gezegenden gelmiş gibiydim.
Zaman aşımına uğramıştım.
Yer çatlamış hatta yarılmış gibiydi.
Tıpkı bir süre çıkmaktan korktuğum kendi kabuğum gibi.
Bir poyrazın gölgesi düşmüştü üstüme.
Hem de ne gölge...
Korkmuştum.
Herşey tıkırında giderken bir anda sarsılmıştım.
Ne oluyoruz bile diyememiştim.
Sersemlemiştim.
Öyle aniydi ki herşey!
Sarsıp geçmişti beni bu poyraz.
Arda neyin kaldığını bilmiyordum.
Bu sinir sistemimi altüst ediyordu.
Toparlanamıyordum.
Arda kalanları bulmaya çalışırken; birşeyleri daha ardımda bırakıyordum.
Bu tam bir umutsuzluk tablosuydu.
Hele hele bu yaşanılanlar kasvet vericiydi.
İnsanı depresyona sürükleyiverirdi.
Önce sesiniz soluğunuz kesildirdi.
Sonra nidalarınız.
Derken ışığınız kaybolurdu.
Gözlerinizin feri siyaha bulanırdı.
İsimsiz yalnızlık senfonileri çınlardı duvarlarınızda.
Sonra duvarlarınız dayanamaz yıkılırdı.
Bir anıt dikilirdi ardından.
Neye yarardı ki bu!
Giden gitmişti.
Bitenden haber bile yoktu.
Poyraz alıp götürüyordu ayakları yere sağlam basmayanları.
En önemlisi bir anlık dalgınlığa düşenleri.
Tıpkı benim gibi.
Bir anlık dalgınlıkla savruluvermiştim!
Poyrazın hışmına uğramıştım.
Enkaz olmamıştım ama dağılmıştım.
Şimdi bir toparlanma telaşıydı benimkisi.
Bir derlenme gayesi.
Affalladıktan sonra ilerlemek gerçekten zormuş.
Bırakın ilerlemeyi aynı noktaya gelmek bile zaman işi.
Bu kıssadan hisse bir hikaye.
Anlayana işte!
Her durumda ayaklar yere sağlam basmalı.
Hazırlıklı olmalı her olaya, koşula, duruma.
Aksi takdirde poyrazın gölgesinde yolunuzu kaybedersiniz.
Savrulup karanlıklara sürüklenirsiniz.
|