|
Bazı insanlar vardır, sessizlikleriyle anlatırlar düşündüklerini.
Ağırbaşlıdırlar!
Bazı insanlar vardır bağıra çağıra dışa vururlar hissettiklerini.
Özü sözü birdirler; çığırtkandırlar...
Bazıları yere yatar debelenir.
Bazılarının yüzünde büyük bir somurtkanlık!
Bazıları vardır hiç anlatamaz bile.
Boyuna saçmalarlar.
Konuştukça batarlar.
Saygıda kusur cabası.
Kendilerini dev aynasıda görmeye başlarlar.
Kendi kusurlarını, başkalarına kusur bularak örtmeye çalışırlar.
Birden “ben oldum” deyip karşınıza geçerler.
Ukalalık dizboyu.
Kendilerini ifade edemezler.
Bir de başkalarına yukardan bakmaları yok mu?
Çıldırmamak hiçten değil.
Böyle insanlarla çok karşılaşmışsınızdır sizler de.
Zaten herbirimiz yukarıda saydığım “bazıları”mızdan değil midir?
Ama en kötüsü boyuna saçmalayıp durmak.
Etrafımızdaki insanları küçümsemek...
Kendimizi ifade edememek!
Ve içimizden geçenleri hiç bir şekilde anlatamamak.
Bu gibi insanlara gerçekten birşeyler anlatmak zor.
Deveye hendek atlatmak gibi birşey.
Sizde derman kalmaz, o yine de bildiğini okur.
Hiç bir bilinç kurtaramaz O’nu.
O zaten yolunu seçmiştir.
Bu durum biraz olgunlaşmamayla alakalı.
Biraz da aile terbiyesiyle.
Az buçuk da görgüyle...
İyi yetiştirilmiş ya da aile terbiyesi almış insanlar eninde sonunda yanlışını veya yanlışlarını anlarlar.
Kimileri hemen, kimileri belli bir süreden sonra düzeltmeye çalışırlar yanlışlarını.
Bir yerlerden kavramaya çalışırlar doğruyu.
Saçmalıkları çıkarırlar yaşamlarından.
Bir dut gibi olgunlaşırlar.
“Ben” egosu ve “kaprisli” olmak bir yere kadar...
Fakat şımarıklık aklı başında kişilerin yapmaması gereken birşey.
Akıllıca değil yani.
Neden, niçin, kime bu şımarıklık?
Bunlar olgunlaşmamış tavırlar...
Afralar tafralar...
Siz önce kendinizi anlatmaya bakınız.
Sözcük hazinenizi genişletiniz.
Yere sağlam basınız.
Bir duruşunuz olsun hayatta.
Kemale eriniz.
Büyüklük duruşladır.
Şekilcilikten vazgeçiniz.
Önce birey olunuz; sonra “siz”, “onlar” olsun.
Grupların arkasına saklanıp eksikliklerinizi örtmeye, açıklarınızı kapatmaya çalışmayınız.
İlk önce kendinizi anlamaya sonra da anladığınız kadar anlatmaya çalışınız.
Gerisi boş!
|