2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Büyüklük içimizde başlayan 'dev'leşmeyle anlam kazanabilir

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bazılarımız kuru bir çeşme gibiydi...

Doğurganlığını yitirmiş yüreklerdi bunlar.

Oysa yaşamak susamaktı!

Bir kaç damlaya hasretti yarınlar...

Doymaya, duyumsamaya ve doğurganlığa gebeydi 'çemberimiz'.

Alınteri ve emek şarttı; kuru çeşmelerin tazyikli akması için.

Emeğin keşfi için üretmek lazımdı!

Hayat üretmeden geçmez ki!

Hayat O'ndan geçse, O hayattan geçmezdi.

Bolluk lazımdı.

Bereket şarttı.

Bolluktan ve berekketten kastım maddi değil kesinlikle.

İçsel bir huzur gibi gerekliydi çokluk!

Ama çokluk karşısında nacizane olunmalıydı; acizane değil!

Tevazu her yerde ve her daim gösterilmeliydi.

Alçakgönüllülük kurtarıcı bir miğferdi.

Büyüklük ancak içimizde başlayan 'dev'leşmeyle anlam kazanabilir.

Boy aynaları güvensizler içindi.

Ürkekler içindi şık kıyafetler.

Tanrı insanı çıplak yaratmıştı.

Önemli olan sadelikti, duruluktu, yalınlıktı...

Taş taş üstüne koyarak çoğalabilrdik belki!

Ama artmazdık.

Yükselirdik...

Görünüş itibarıyle yücelebilirdik!

Göğü delen bir göktelen bile olabilirdik.

Herkesin gözü önünde ve ulaşılmaz.

Yan yana ve arka arkaya devasa kurgular.

Evet ilk bakışta böyle birşey heybetli görünüyordu!

Ne de olsa yükseklik cazip geliyor...

Sonra aşina oluyor tüm bakışlar.

Ve nihayetinde sıradanlaşıyor.

Görünüş ikinci, üçüncü, dördüncü plana düşerek önemini yitiriyor.

Göğü delen gökdelenler gözümüze bile görünmüyor.

Maalesef içi gazla doldurulmuş balonlar gibiydi  bazılarımız.

Kuru bir çeşme olmaya davetiye çıkaran rengarenk gaz odaları.

Elinizden bıraktığınız an gözden yitiyor.

Bir yerlerde kayboluyor...

Birden ne kadar 'tekil' olduğunuz aklınıza geliyor.

Bir o kadar da yalnız.

Tüm yüksek binalarınız bir savunma mekanizmasıyla kurgulanmış hayatınıza.

Ürkekliğinizi ve güvensizliğinizi gökdelenlerle örtmeye çalışıyorsunuz.

Ne yazık ki hayat kurgudan ibaret değil.

Acı gerçekler de vardır bir gölge gibi yaşamınıza düşen...

Yaşamınızdaki 'susamışlık' fiilini darmadağın eden...

Kurgularla bezenmiş hayatınızı yıkıp, tüm yüksekliğinizi yerle bir eden...

Ve geriye kuru bir çeşme bırakan.

İçsel üretim hakkınızın elinizden alınması çok kötü gerçekten de!

Düşüncesi bile korkunç!

Heybetli görünüşlerle meşgulken bir anda tepe taklak dünyanızın başınıza yıkılması acı!

İnsanoğlu görünüşe o kadar önem veriyor ve değer biçiyor ki, yaşarken üretimin ne anlama geldiğinin farkına varamıyor.

Bir anda bütün bir hayat düz bir arazi olunca kişi avuçlarını açıp bakıyor bugüne kadar ele ne geçti diye.

Sıfıra sıfır elde var sıfır sonucu yaralıyor elbet!

Bu sonuç yolunda başında olduğunuzu ya da hiç adım atmadığınızı gösteriyor.

İşte bu noktada emeğin keşfi için üretimin sart olduğunu hatırlatmalısınız kendinize.

Emek, üretim ve ardından gelen bolluk, bereket kavramları kuru çeşmeler olmamak için önemli!

Büyümek için içimizden yol almalı ve emek harcamalaıyız.

Unutmayın büyüklük ancak içimizde başlayan 'dev'leşmeyle anlam kazanabilir.

 

 

 

 

 

 

   1059 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital