|
Az gitti uz gitti, dere tepe düz gitti....
Baktı, dokundu, gördü...
Masal sona erdi.
Derken yeni kıtalar keşfedildi.
Masalın bittiği yerde modern öykülere karıştı.
Kahramanlardan biri oldu.
Sonra sıradanlaştı.
Ne yollardan geçti, ne ömürler tükendi!
Yollardan geçti geçmesine de, ortaya çıkan sonuç ne oldu?
Nereye vardı peki?
Nereye varabildi?
Avuçlarında neyi taşıyabiliyor?
İşte bu sorular akıllara gelince hayal kırıklığı yaşanıyor.
Yığınla sonuçsuz bilmece türüyor.
Eller avuçlar bomboş...
Oysa O hala kaldırımlarda, hala yollarda!
Esir bir kentin düş yorgunu olarak yollarda!
Bazen perişan...
Bazen kendinden geçmiş.
Bazen de isyankar!
Herşeye rağmen mücadeleye devam.
Duruyor, soluklanıyor, yeniden harekete geçiyor.
Santim santim hesaplayarak dünyasını, geceyi ve günü kucaklıyor.
Parmaklarında saadetsiz titreyişler.
Yüreğinde melankolik şarkılar.
Ve yollar uzuyor...
Sığ sularda boğulan düşünceleriyle adımlarını sayıyor.
Sıradan bir kahramanlık öyküsü alıp başını gidiyor.
Adımlar aksediyor.
Bir, iki, üç...
Sağ, sol!
Tüm komut ayaklarında.
Yürümek lazım diyor!
Yürümek lazım.
Bilinmedik diyarlardan geçmeli.
Önemli olan toprak kokusu değil artık.
Asıl önemli olan tüketilen yollar.
Gece tan vaktine gebe.
Her gün bir diğerinin tekrarı sanki.
Varılan bir nokta yok.
Zaman üşüyor.
Ve insan katran karası arzularıyla zamana karışıyor.
O, üşenmeden...
Bağırmadan...
Şikayetlerini sesszice mırıldanarak taşlı yollardan geçiyor.
Dört yol ağzın ageliyor.
Kavşaklarda dahi durmuyor.
Köşe başlarında soluklanmıyor.
Ardına bakmıyor.
Dere tepe düz gidiyor.
Hikayeyi tamamlamak yerine uzatmayı seçiyor sanki.
Muhakak bir yerlere varabilir.
Bir sonu vardır herşeyin.
Anlaşılan O hala masallarda yaşıyor.
Modern öykülerin sadece eğreti yüzü.
Oysa masalların da bir sonu vardır.
Ve masalın bittiği yerde modern kahramanlık öyküleri başlar!
|