2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Komut veren levhaların efendimci tarafı ol(ma)mak!

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Şubat 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Birden durdum.

Ne kadar zaman yolda olduğumu hatırlamaya çalıştım.

Uzun olmuştu.

Ama ayaklarımda beni bir yerlere vardıracak güç tükenmemişti henüz.

Anlayacağınız yapacak çok işim vardı daha...

Hatta işimiz.

Bu noktada yapmamız gereken tek bir şey vardı...

Etrafımızda olup bitenleri, en ince ayrıntısına kadar takip etmek!

Sağımıza solumuza bakmak!

Bu gerçekten de çok önemli.

Çünkü umursamadıklarımız ve alışkanlık haline getirdiklerimiz yolumuza engeller çıkarır...

Nacizane bir görüş...

Gözlemlenmiş ve bizzat yaşanmış bir hayat tecrübesi.

Bu tecrübeden yol alacaksanız bazı işaretlerin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışmalısınız.

Sorgulamalısınız!

"Sorgulanmayan bir hayat, hayat değildir" demişti ünlü filozoflardan biri.

Karşımıza her çıkan levha doğru olmayabilirdi yani!

Kendimizin hakimi, savcısı, şahidi, avukatı olarak yorumlamalıyız yaşamı!

Çünkü hayatlarımız sarı çizgilerle sınırlandırılmış bir çemberde dönüp duruyor.

Bir sürü gerekli gereksiz levha!

Kimilerinin anlamlarını biliyorduk.

Bir kısmıyla haşır neşir olmuştuk.

Özellikle de komutu verenlerle.

Dur.

Kalk.

Git.

Sus.

Bekle...

Yığınla emrin kuşatması altında sözde saltanatımızı sürdürüyorduk.

Aynalara başka yüzler göstererk kendi varlığımızı hafifletiyorduk.

Ne yazık ki sıradan bir hafiflikti bu!

Rahatlatmıyordu.

Aksine içten içe yiyip bitiriyordu.

Kendisini inkar eden biz insanların yaşamını ağır bir yorgan örtüveriyordu.

İçte güvensiz...

Dışta meydan okuyan bir hal alıveriyorduk nedense.

Oysa rüzgarın estiği yöne savrulan ve ayakları yere basmayanlar listesini çoğaltıyorduk.

Maalesef dilimizdekiler bize ait değildi.

Baktığımız taraf yanlıştı.

İnanmadığımız sözler dinliyorduk.

Komut veren levhaların efendimci tarafı oluyorduk.

Bu görevi üstleniyorduk adeta.

Belki önceleri bilmeyerek ama sonraları kabul ederek komutlara uyuyorduk.

Sarı çizgilerden boyun eğen efendimciler yaratıyorduk.

Bir de bunların dışında görüp de anlamını bilmediğimiz levhalar vardı!

Dikkat dikkat!

Bir çatışma altında insanı esir düşürecek türden sarı çizgiler!

Yaşama mücadelesi içinde es geçip sorgulamadığımız, hep daha sonraya bıraktığımız yığınla işaret!

Bizle yaşayan ve hayatımızı kontrol eden tehlike çanları.

Umutsuzluk ve huzursuzluk hormonu salgılayan bir sürü kural!

Bir yanda 'efendimciler', diğer yanda 'nasıl olduğunu anlayamadımcılar'.

Ve sonrasında eyvah ki ne eyvah!

Düşüncelerimizin üstüne kara bulutların çöktüğü ve dizginlerimizin başkalarının elinde olduğu hayatlar!

Sarı çizgilerle donanmış sayısız kayıp yani!

Bu yüzden her sarı çizgiye aldanıp da uygulamayın.

Hayatınıza dahil etmeyin.

Tanıyın, öğrenin.

Kısa bir süre düşünün.

Aksi taktirde çizgilerin başladığı yerde biter dünyanız!

   1233 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital