|
Şu anda yeni bir yılı düşleyerek sözcükleri uyumlu bir şekilde yan yana dizmeye koyuldum.
Yeni bir yıla üç gün var...
Eskittiğim bir senenin son günleri.
Veya eskitildiğim.
Ne farkeder ki!
Öyle ya da böyle yenilenmeli insanoğlu.
Yenilenmenin şekillerini düşünüp duruyorum!
Somutlaştırmaya çalışıyorum.
Bugünki ruh halimle bir şekil bulmuş değilim.
Hüzünleri tüketmenin mi?
Başka bir tarza bürünmenin mi?
Yoksa eskiyene top yekün son vermek mi bu yeni şekil; hiç bir fikrim yok.
Dağınık, bulanık ve muamma bir halde parmaklarımın seçeceği sözcükleri takibe koyuluyorum.
Takvimin başka bir rakamla göstereceği günlerin sınırlarındaymışım gibi düşüncelerden geçiyorum.
Değişen hiç bir şey yok görünüşte.
Oysa değişmesi için yırtınanlar var.
Eşikte durup da tam ortada sıkışanlar...
Adil gelmiyor gözüme.
Yeni bir yılda 'eskimişlik'lerle yaşamaya devam etmek...
Huzursuzluk veriyor.
Bence yeniye üşüşmeliyiz güvercinler gibi...
Gruplar halinde!
İhtişamla.
Mutluluklar birlikte yaşanmalı.
Çağımızın yarattığı yalnızlık olgusu yeter.
Asırlar bizi yalnızlaştırıyor.
Öldürüyor birlikten doğan kuvvetin şehvetini.
Yoksun bırakıyor kenetlenmeyi.
Ayırıyor, bölüyor...
Her birimizi bir yere savuruyor.
Dağılıyoruz, dağıtıyoruz sonra.
Bize öğretileni uyguluyoruz.
Ayrı dünyaların tuhaf insanları oluveriyoruz.
Çekilmez ve suratsız!
Yeni yollarda başkalaşıyoruz.
Ne yazık ki yenilenemiyoruz.
İçimizde çürümüşlükle yeniye nasıl kucak açabiliriz ki!
Ya da eskiye nasıl meydan okuyabiliriz...
Sistemlerde kokuşmuşluk varken, yılları bir bir eskittiğimizin farkına nasıl varabiliriz...
Bu nasıl'lar sürüp gider.
Kaos yaşanmaya devam eder.
Aynı çemberin vazgeçilmez elemanları olarak eskiyi iyice benimsemiş oluruz.
Sorularımız geçici cevaplarla usumuzdan akıp gider.
Ve biz eski biz...
Soluğumuz ağır aksak...
Yüzümüz çizgilerle dolmuş...
Bir de bakmışız ki, başka toprakların silik insanları olmuşuz.
Eski zamanlarda bir yerlerde kaybolmuşuz!
Güvercinler kanat çırpmaz olmuş.
Gökyüzü dalga dalga yükselen güvercinlere hasret kalmış.
Sayfanın ardındakiler korkutur olmuş.
Dünya büyük bir doyumsuzluğa gebe olarak dönmeye devam etse de ayaklarımızın gücünü hissetmek için tüm gücümüzü kullanmalıyız.
Bence içimizdeki başkaldırı sessizliğini yenmeliyiz.
Kenara itilmişliğe son vermeliyiz.
Meydanlara toplanmalı...
Kenetlenmeli...
El ele vermeli...
İhtişamla göğe kanat çırpmalıyız.
Ve güvercinler gibi yeniye üşüşmeliyiz.
|