|
Hamle, hamle, hamle!
Yaşamayı satranç oyunundaki hareketlere benzetiyordu önceleri.
Şimdi ise beklemedeydi.
Daha doğru dürüst ayağa kalkıp hamlesini yapmamıştı anlayacağınız.
Yapamamıştı!
Çırpınıyordu.
Köpük köpüktü hayatı.
Keşke yüzünün çizgileri gibi çok keskin olsaydı yaşamı.
Oysa silik bir ilkbahar günü gibiydi.
Naçar bir halde günlere karışıyordu.
Arap saçına dönmüştü.
Ufukta birşeyler vardı.
Vardı da O ufuk çizgisinden kilometrelerce uzaktaydı.
Ve her geçen gün kara biraz daha uzaklaşıyordu.
Gökyüzünde martı, denizde kalkan olayım diye diye kopuyordu gerçeklikten.
Kendi gerçeği bile paramparça oluyordu.
Küçücük parçacıklara bölünüyordu.
Bölündükçe duman duman yükseliyordu gizlediği kederi.
Her yanı kedere bulanıyordu.
Mutluluk duygusu aşıma uğruyordu.
Git gide sabır duygusu da tükeniyordu.
Oyunu kuralına göre oynayamıyordu.
Bildiği bir şeyi unutmasına imkan yoktu.
Ne yapmaya çalışıyordu?
Ya da içinde dönüp durduğu dairenin farkında mıydı?
Aheste çekiyordu kürekleri...
Bir bir ve tek tek.
Hem de dipsiz kuyulara doğru.
En derinlere...
Uçurumdan da kötü!
Öyle bir sandaldaydı ki sabahı çıkarır mıyım düşüncesini akıllara getiriyordu.
Kendini sağlama almamıştı.
Garantici olduğunu sanıyordu ama açıkları gittikçe artıyordu.
Gediklerle kuşanıyordu!
Sadece kürek çekiyordu açık denizlere ulaşmak için.
Gecenin siyahında!
Çok fazla ilerleyemiyordu ne yazık ki!
Boyundan büyük işlere kalkışıyordu!
Yerinde bile saymıyordu.
Kürek çekiyordu, kolları yorulmuyordu.
Bir de bunu hamle sayıyordu.
Ne hamle ama...
Gecenin siyahında, köhne bir sandalda, sağa sola yalpalıyordu...
Boyuna sallanıyordu.
Paçalarından çıkan ateşleri dahi göremiyordu.
Nafile kurtuluşların ayak sesiydi bunlar.
Oltada balık değildi hiç birşey.
Arzu edilen şeyler için bitip tükenmeyen savaşlar vardı.
Efkârlanmak da lazımdı arada.
Mükemmelin dışına çıkmak ve etrafında gezinmek elzemdi.
Zaferler büyük meydanlarda da kazanılabilinirdi...
Unutulmuş yaşamların ayakta kalmak için verdiği mücadelelerde de...
Bu yüzden açık denizlere ulaşmak zaferin adı olmuyordu.
En unutulmayacak galibiyet, hamleleri doğru yerde ve zamanda yaptıktan sonra yumruğu havaya kaldırmaktan geçiyordu.
Hayatı satranç oyununa benzetmek değil gayem.
Ama ayakta kalmak için doğru adım atmak ve oyunu kuralına göre oynamak gerekli.
|