2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Yine de hoş geldin bu kente...

Ali KESKİN
ali@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ocak 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Dirty, Cold, Hurting, Sold
Down the river
My liver in bad condition
Like my skin
Rain falling, once again
I'm in my bed
Perfect timing
I struggle for air
There's hair in my food
When I get it usually someone already half ate it
I try not to let it
Get me down
But my head starting to pound
People go round, and round and round…                     

Now when you climb
And when you lock
Just think of those
Out in the cold and dark
'Cause there is not enough love to go round.

                                                       Maxi Jazz

Hoş geldin bu kente. Bu kent diyorum. Bir gün beni terk ederken, arkana bile bakmadan ve ‘ben de seninle gelebilir miyim” dememe şans bile tanımadan bırakıp da gittiğin bu gri kente. Adına Londra dedikleri ve günü birlik mutluluk provalarının sahne aldığı bu göçmenler kentine.  Ve geldin sonunda sen de.  Uzaklardan evine döndün. Odana döndün yine. Yani sana ait olmayan kurallarına döndün. Yalnızlığının karanlığına. Sessizliğinin silik gülüşüne. Hayallerinin yüküne.

Şimdi kaçtığın geçmişini taşıyorsun bu kente ve kanayan düşlerin gibi olacak konuştuğun her insan. Ve hayata tutunabileceğin kadar bir sevgilin bile olmayacak artık. Çünkü hiç kimse seni bu şehirle paylaşmaya tahammül edemeyecek.

Yine de hoş geldin bu kente.

 

Bu kentte gittiğin her barda aşırı alkol yüzünden erken ölen adı duyulmamış şairler bulacaksın. Ve geçtiğin her köşe başında dumanlı esrar kokan sigaralarıyla ellerini kavuşturmuş bekleyen uyuşturucu satıcılarını bir de Grand Marnier liköründen hoşlanan  siyah yüzlü hayat kadınlarını bulacaksın...Sesini diğer sessizlerle paylaşmak istersen arka sokaklara doğru açılırsın, orada fabrika bozması warehouselarda coşkulu yürekleriyle gecenin dördünde, renkli halisünasyonlar gören ve ıssızlığın sınırında rüzgarı kurutan teknocu gençler bekleyecek seni. Ama onlar iyi çocuklardır unutma. Ne kadar kötü bir bekleme şeklinde olsalar da onlar hep iyidir...

Hoş geldin yuvana yavrum. Artık sen de biliyorsun ki kimse istediğin gibi değil ve kimse istediğin gibi olmayacak bu kentte. En çok şaşırtan da ben olacağım zaten seni. Çünkü, kendisini dinleyen ve dinledikçe kendisinden kaçmak isteyen son pişmanlığını anımsatacağım sana. Ben sana sahte geçmişini ve yaşayamayacağın geleceğini hatırlatacağım. Sessiz ve derinden olmayan anını nasıl tükettiğini fısıldayacağım kulaklarına usulca.  Hoş geldin…

*****************************************************************

Hoş geldin. Her şeyi bıraktın ve geri döndün. Yarım kalmış gençlik düşlerini, anlamlı hayallerini, yorgun korkularını ve vazgeçmişliğini getirdin bana. Yine de diyorum  ki sana hoş geldin… Herşeye rağmen hoş geldin.

Gittiğin yerlerde yokluğun beyaz rengini buldun biliyorum. Ve geldiğin bu şehirde de oto tamircilerini, konfeksiyon ve liman işçilerini bile unutmuş olarak bulacaksın kendi düşlerini. Çünkü 7 Temmuz 2005’den önce ölmüştü onların düşleri. Düşlerinin ölümleri topraktan, yada sudan gelmemişti. Yanlışlara karşı çıkmayı unuttukları anda ölmüştü onların düşleri. Bu yüzden de çok trajik ve hüzünlü bir ölüm olmuştu. Ve artık senin düşlerinin adı da, “medyatik bilgi çağı” oldu onların dilinde. Yani Faithless’in ‘Not Ennuf Love’un da yatıyor senin kavgan. Artık dijital sloganlar ile yazılıyor senin kavganın adı bu kentte. Yine de hoş geldin bu karanlık, bu soğuk ve bu kirli kente…

******************************************************************

Anlayacağın  Milenyum denen o zamansızlığın eşiğinde, iyilik peşinde koşan tüm kötüler gibi sende günah çıkarmaktan vazgeçeceksin burada ve bu orospu düzen içinde yaşayacaksın tıpkı diğer kötüler gibi. Öyleyse hoş geldin sen de denizi, sesi ve soluğu bile olmayan bu kaçışların kentine. Gerçekleşmeyen düşlerinin hayal kırıklıklarıyla buluşmaya geldin. Kötü şarkılar dinleyip, o berbat içkileri içen ve onca zaman sonra ahmakça bir aydın paranoyası içinde gezinen kirletilmiş düşlerinin tam ortasında bulacaksın bu kentte sende kendini. Hoş geldin…Tıpkı şairin dediği gibi “yalnızlıkların başkenti” burası.

 Bir şey daha hatırlatayım izninle. Böylece, farkında değilmiş gibi yaralayanların ülkesine geldin aslında sen. Bilirsin buralarda acıtmaya ve karanlıkta göz göze gelmeye meyillidir insanlar. Ama ben sana hoş geldin diyorum her şeye rağmen. Cömert, cefakar ve nemli düşlerinle yine de hoş geldin aramıza.

Ama korkma. Kapıdan gir içeri ve sakın pişmanlık duyma. Korktuğun tek şey hayal gücüm olsun.

 

   1476 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
26 Kasım 2008, Çarşamba   Temel Demirer in ifade özgürlüğü
13 Kasım 2008, Perşembe   O Afrika nın Annesi ydi
08 Kasım 2008, Cumartesi   Büyükler günahlarınızın bedelini çocuklara ödetmeyin
22 Ekim 2008, Çarşamba   Çözüm ne değildir?
15 Ekim 2008, Çarşamba   Anlatın bakalım Engin Ceber nasıl öldü ?
01 Ekim 2008, Çarşamba   Thatcher'lı yıllar ve Anti Poll Tax Hareketi
20 Eylül 2008, Cumartesi   Ali Aktaş'ın son mektubu
04 Eylül 2008, Perşembe   Kraliçe'nin Muhafızları 200 yıllık kalpaklarını çıkaracak mı?
28 Ağustos 2008, Perşembe   1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısı: Çocuklarımız ölmesin
13 Ağustos 2008, Çarşamba   İngiltere’de yeni dönem

Yorum Sayısı:   1
  Ajda Ruken BANA         - İSTANBUL 25 Ocak 2007, Perşembe 16:37 
çok güzel bir yazı, yorum yazmadan geçemedim. eline koluna sağlık ve hangi duyguyla kime yazıldı, merak ettim. ama çok derin duygularla yazılmış. diğerlerinde olduğu gibi. sana sonsuz başarılar diliyorum, bu coğrafyanın da sana ihtiyacı var unutma... artık ordaki görevin bitsin bence. hoşçakal. sevgiler


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital