|
19 Aralık 2000. Bu tarih size bir şey hatırlatıyor mu? “Bayrampaşa Cezaevi’nden Birsen Kars, hastaneye kaldırılırken, gazetecilere, ‘Bizi, 6 kadını diri diri yaktılar!...Hepimizi yaktılar!’ diye haykırıyordu…”
Bu yanmış kadının çığlığını unutmak mümkün mü?
O sahneyi çok iyi hatırlıyorum... Hala gözlerimin önünde. Bir kez CNNTürk’te, bir kez de ATV’de gördük aynı sahneyi. Ambulansta yanıklar içinde inen Birsen Kars, onlarca gazetecinin önünde haykırıyordu. “Bizi yaktılar!..” Daha sonra operasyonla ilgili günlerce haberler, yorumlar, televizyon görüntüleri devam etti. Ama aynı sahneye rastlayamadık bir daha. Oysa bu çok çarpıcı bir iddiaydı; güvenlik görevlilerinin kendini yaktığını söyleyen bir mahkûm vardı ortada…Yani basının üstüne gitmesi gereken, takip etmesi, araştırması gereken çok ağır bir iddiaydı o zaman için.
Medyakronik’in 19 Aralık Hayata Dönüş Operasyonu’yla ilgili arşivine göz attım. Çok çarpıcı bilgiler yer alıyor. Olağanüstü bir tarama yapmışlar. “O fotoğraf, 20 Aralık tarihli gazetelerin çoğunda varmış. Ama fotoğrafın altına, bu sözleri yazan gazete sayısı sadece üç: Yeni Binyıl (“Hastaneye kaldırılan kadın mahkûmlardan biri, gazetecilere ‘bizi ateşe verdiler’ diye haykırdı”), Yeni Gündem (“Birsen Kars, hastaneye kaldırılırken, ‘Çıkarılan yangında 6 kişiyi diri diri yaktılar’ diye bağırdı”), Radikal (“Haseki Hastanesi’ne getirilen yaralı bir kadın mahkûm, ‘Bizi, altı kadını diri diri yaktılar’ diye bağırdı”)…”
“…Fotoğrafı yayımlamayan, ama bu sözlere yer veren gazeteler olduğu gibi (Evrensel), fotoğrafı (ya da benzer fotoğrafları) yayımlayan ve fotoğraf altına bu sözlerin yerine başka şeyler yazan gazeteler de vardı: Hürriyet (“Örgüt yaktı, jandarma kurtardı”), Sabah (“Kendilerini ateşe verdiler… Bayrampaşa’da kendini yakan eylemci zorlukla hastaneye götürüldü. Her tarafı yanan eylemci ambulanstan zorlukla indirildi”), Akşam (“Yürüyen çıraya döndü… ‘Yakın’ emri verdi…”), Star (“Ölüm orucundakiler tek tek kendilerini yaksın! Sonuç: İşte bu…”).”
Aradan hayli zaman geçmiş ve Birsen Kars, daha sonra bu sözlere açıklık getirme şansı bularak, kendisini yakanın bazı gazetelerde yer aldığı şekliyle arkadaşları değil, koğuşun çatısından içeriye sıkılan gaz olduğunu söylemişti.
Milliyet operasyondan tam iki gün sonra yani 21 Aralık tarihinde yine çok çarpıcı bir manşet atmıştı. “Ölüm orucu yapanlara yaşama çağrısı” olarak “Hayat güzeldir” Gazetede yer alan ifadeler aynen şöyle: Devlet Ümraniye’deki direnişi kırmak için megafonla böyle seslendi: “Her şeye rağmen yaşamak güzel şey”, “Sevdiklerinizi ölüme itmeyin…”
Yine Medyakronik yazıyor. Milliyet’ten alıntı… Bu kez tarih 30 Haziran 2001. Başlık ise bu kez şöyle: “…İşte “ Hayata Dönüş" Katliamı! Gökçer Tahincioğlu'nun haberinin birinci sayfa başlığı ise, "Bayrampaşa'da silahlı Direniş olmadı" şeklinde. Aynı haberde, "günlerce tartışılan operasyondan sonra düzenlenen tutanakta ölümlerin, mahkumların silahlı direnişinden kaynaklandığı, bazı mahkumların arkadaşları tarafından vurulduğu iddia edilmişti ," deniyor. Haberin resim altı: "Yakından atış yok: Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda, Bayrampaşa Cezaevindeki operasyonda ölen 12 tutuklu ve hükümlünün uzaktan yapılan atışlar sonucu öldüğünü belirtti. Böylece, güvenlik güçlerinin mahkumların birbirini öldürdükleri iddiası havada kaldı…"
Evet üzerinden tam 6 yıl geçti…
19 Aralık ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nun 6.yıl dönümündeyiz. Türkiye’de 2000 19 Aralık’ında saatler 05.00’ı gösterdiğinde 20 hapishanede eş zamanlı bir operasyon yapıldı. Operasyonun adı ‘Hayata Dönüş’tü. Ama hayata dönüş operasyonu bir katliama dönüştü ve toplam 28 tutsak öldürüldü. İnsanlar yakıldı. 6 yıldır F Tipi hapishanelerde tecrit devam ediyor. F Tipi’ne karşı politik tutsaklar açlık grevleri ve ölüm oruçları sonucu 122 can verdi. Avukat Behiç Aşçı tecrite karşı ölüm orucunun 254. gününde…
Hayat gerçekten güzel mi? Her şeye rağmen güzel mi? Yani bu yaşananları hafızamızdan silebildik mi? Ya bu operasyonda ve sonrasında arkadaşlarını, yoldaşlarını kaybedenler… Ya ölenlerin aileleri...? Ya sakat kalanlar...? Peki ya F Tipi’nde tek kişilik hücrelerde, sessiz ve vahşi şekilde tecritte 6.yılını dolduranlar...?
Milliyet gazetesinin 21 Aralık 2000 tarihinde yazdığı gibi; hayat onlar için de gerçekten güzel mi?
|