2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



'Siyahların Tarihini Hatırlama Ayı'

Ali KESKİN
ali@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Ekim 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İngiltere'de Ekim ayı  "Black History Month" yani Afrika kökenli siyahların tarihini hatırlama, öğrenme ve bu tarihe katkıda bulunanları anma ayı olarak kutlanır. Her yıl Ekim ayı boyunca hangi ırktan, hangi ulustan olursa olsun tüm Londra’lılar bu ülkede yaşayan siyahların tarihi hakkında bilgilenme şansına sahip oluyor. Televizyonlarda siyahların tarihini anlatan belgeseller, filmler gösteriliyor. Gazetelerde  onların tarihiyle ilgili hikayeler yazılıyor.  Müzelerde, yerel belediyelerin kütüphanelerinde özel anmalar düzenleniyor, Malcom X’in,  Martin Luther King’in konuşmaları dinletiliyor.

 

İngilizler her yıl Ekim ayında, yüzlerce yıl köleleştirdikleri bu halka kendilerini affettirmek için uğraşırken,  ataları yüzlerce yıl köle olarak çalıştırılmış bu halkın çocuklarının yüzlerine baktığınızda ise yoksulluğun, ezilmişliğin ve yüreklere çökmüş bir öfkenin izlerini kolayca görebilirsiniz.

 

Ekim ayı Black History Month, siyah halkların yaşadıklarına, yaşamak zorunda bırakıldıklarına saygı ayıdır.  Bernie Grant’ta İngiltere’de bu saygıyı hak eden önemli siyah liderlerdendir. Modern dönemlerin bu karizmatik siyah lideriyle yıllar önce Tottenham’da Broadwater olarak bilinen belediye evlerinin olduğu bölgede yapılan bir festivalde kısa bir sohbet şansım olmuştu. Bana İngiltere’deki Türkiyeli göçmenleri, 1960’lı yıllardaki Siyahların durumuna benzetmiş ve “Türkiyeli göçmenler de, Asyalılar da, diğerleri de bizler gibi bu ülkede kurban olmuştur” demişti.  Grant, 1944 yılında Guyana’da doğmuştu. 1963’de İngiltere’ye gelerek İngiliz Demiryolları’nda çalıştı. 40 yıl boyunca ırklar arası sosyal adalet, azınlık hakları ve eşitlik için kampanyalar yürüttü ve tüm yaşamını bu uğurda adadı.
’Siyah Sendika Dayanışma Hareketi’ kurucularından olan Grant, yıllarca Haringey Belediyesi’nde yerel meclis üyesi olarak çalıştı ve 1987 yılında meclise seçilen ilk siyah milletvekillerinden biri oldu. Yürekli bir politik aktivist olan Grant, bir parlamento açılış seremonisine geleneksel Afrika giysileriyle katılarak başta Kraliçe olmak üzere herkesi şaşkınlığa uğratacak kadar cüretkardı. 1985 yılında yaşanan ‘Broadwater Farm İsyanı’nda meslektaşlarının tepkisine rağmen, polisin saldırısına karşı kendi halkının yanında saf tutarak, siyahların büyük takdirini kazanan Grant, İngiltere hükümetinin Afrika ve Karayip Adaları’na dönmek isteyen Siyahlara en az 100 bin Sterlin kefalet ödemesi gerektiğini savunuyordu. Grnat, Nisan 2000 tarihinde kalp krizi sonucu öldüğünde cenazesinin ardından  onbinlerce kişi yürümüştü… 

 

Siyahların tarihi deyince tabii akla kölelik geliyor hemen. Afrika’dan Avrupa’ya köle ticaretinin büyük bir kısmı, İngiliz donanmasının koruması altındaki İngiliz tacirleri tarafından yapıldı. Ünlü Marksist tarihçi Eric Hobsbawm'ın yazdığına göre, "1780'lerin başlarında Afrika kıtasından çıkan kölelerin yarıdan fazlası ki bu rakam Fransızların aldığı kölelerin yaklaşık iki katıdır, İngiliz köle tüccarlarına kar sağlamaktaydı". İngiltere’de köle ticaretinin yasaklandığı tarih 1807'ydi. Ticareti yasaklanmıştı ama kölecilik hala devam ediyordu.  İngiliz sömürgelerinde kölecilik 1833 yılına kadar sürdü. Avrupa gemileri, Fransız Batı Hint Adaları'na 1848 yılına kadar köle taşımaya devam etti. Portekiz, Hollanda ve İspanya ise köle ticaretine ve köleciliğe bir süre daha devam etti. Köleciliğin Amerika'daki hikayesi ise bir iç savaşla (1861-65) kanlı bir süreci getirdi. Ancak pratik hayatta köle ticareti ve kölecilik 1880'lere kadar devam etti. Batılılar yasakladıkları döneme kadar Afrika’dan yaklaşık dört milyon köle taşıdılar…

İnsanlığın en büyük utancı olarak tarihe geçen bu ticaretten en büyük payı ise Avrupalı köle tacirleri kazanmıştı. Batılı tacirler, kara Afrika’ya  köle ticaretine  karşılık hiçbir pazarda rekabet şansı olmayan kalitesiz Avrupa mallarını götürüyor ve bu şekilde Avrupa'da üretimin gelişmesine önemli oranda bir katkı sağlıyorlardı.

Günümüz Avrupa'sının en büyük banka ve sigorta kuruluşlarından bazılarının ilk sermayelerini köle ticareti sayesinde kazanmış oldukları bilinen bir gerçek. İngiltere’de sanayi devrimine giden süreçte, köle ticaretinin katkısı büyük olmuş ve İngiltere’nin en büyük liman ve sanayi kentleri olan Glasgow, Liverpool, Bristol ve Manchester tüm gelişimini köle ticaretine borçludur. Amerika ise zaten ülke olarak tamamen köleciliğin ve sömürgeciliğin bir ürünüydü.

İngiltere’de köleliğin 1833'te kaldırılmasıyla ayrımcılık ve ırkçılık sona ermedi. siyahlar, okullarda, otobüslerde, lokantalarda, hapishanelerde hep ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı. Uzun yıllar sosyal hizmetleri kullanmaları engellendi.  İş ve eğitim olanaklarından beyazlar ölçüsünden yararlanamadılar. Sonuç olarak siyahlar arasında yoksulluk arttı. Suç oranı çoğaldı. Hatta işlemedikleri suçlardan bile onlar sorumlu tutuldu. Siyahlar bugun hala ekonomik, kültürel ve siyasal açıdan beyaz İngiliz’lerden çok geri konumdalar. 

   1744 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
26 Kasım 2008, Çarşamba   Temel Demirer in ifade özgürlüğü
13 Kasım 2008, Perşembe   O Afrika nın Annesi ydi
08 Kasım 2008, Cumartesi   Büyükler günahlarınızın bedelini çocuklara ödetmeyin
22 Ekim 2008, Çarşamba   Çözüm ne değildir?
15 Ekim 2008, Çarşamba   Anlatın bakalım Engin Ceber nasıl öldü ?
01 Ekim 2008, Çarşamba   Thatcher'lı yıllar ve Anti Poll Tax Hareketi
20 Eylül 2008, Cumartesi   Ali Aktaş'ın son mektubu
04 Eylül 2008, Perşembe   Kraliçe'nin Muhafızları 200 yıllık kalpaklarını çıkaracak mı?
28 Ağustos 2008, Perşembe   1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısı: Çocuklarımız ölmesin
13 Ağustos 2008, Çarşamba   İngiltere’de yeni dönem

Yorum Sayısı:   1
  muhlis kordayi         - londra 10 Ekim 2006, Salı 18:15 
Avrupa ve kölelik! Günümüzde kültürün, medeniyetin beşiği, gelişim ile ismi bir anılan büyük Avrupanın, gelişimin öncüsü konumuna gelmesinde köleliği nasıl kullandığı gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. Ortaçağda Derebeylik çatısı altında insanlar köle olarak görülürdü. Toprağa sahip olmak, Avrupada serf olarak adlandırılan insanlar için mümkün değildi. Çünkü toprağın da serfin de sahibi derebeydi. Sanayii devrimiyle Avrupa bencil zihniyetinde ufak bir değişiklik göze çarpar. Bu değişiklik serflerin soylulaşması yani Avrupada toplu bencilleşme süreci görülür. Artık köle olarak Avrupa kendi insanını değil dünyanın dörtbir yanında çeşitli zulümlerle sömürgesi haline getirdiği bir çok ülkedenin insanını görmeye baslar.

Osmanlı ile böylesine bencilce bir yapıyı birlikte anmak pek de mümkün değildir. İnsanların toprak sahibi olduğu ve vergisini ödediği bir İmparatorluktur Osmanlı.

Besleme olarak adlandırılan, birçoklarının köle olarak addettikleri insanlar bir bakıma sağlam bir toplum yapsının getirisi olarak koruma altına alınan insanlardır. Yaşamlarını güvenle idame ettirebilmeleri için toplumun kendi içinde kurduğu bir yapıdır.

Gittiği yere; zulüm değil sevgi, cehalet değil ilim, götüren Osmanlının toplumlara verdiği özgürlüğün örneklerini Osmanlının her döneminde görmek mümkündür. Yoktur ki başka bir devlet Osmanlı gibi halkına özgürlük ihsan etsin. Tabiki bu duruş Osmanlının yaşadığı zamanı düşündürmelidir. Mutlaka Osmanlının da bu mevzuda eleştirilmesi gereken noktalar vardır. Lakin değerlendirmeyi yaparken kendi çağını ve o çağdaki diğer devletleri göz önünde bulundurmak doğru olacaktır.

saygilar


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital