|
LEFKOŞA- Bugüne dek hiç bir zaman kötümser olmadım. En kötü koşulları bile gerçeği bilip ona göre hareket etmekle ilişkilendirip kötümserlikten uzak durdum.
Gerçeği tam olarak bilmeden doğrunun bulunması olası değil.
Gerçekten kaçmak, doğruya sırt dönmektir.
Bir türlü istenilen noktada olmayanlar için Kıbrıs’ta sıklıkla kullanılan bir söz var. “ ADAM OLMAK İÇİN YÜZ FIRIN EKMEK İSTER.”
Kestirmeden söyleyim şu an Kıbrıs’ta siyasi erki elinde tutanlar ile ele geçirmek için çaba harcayanların batılı ölçülere göre adam olması için YÜZ DEĞİL, BİN FIRIN EKMEK DA YETMEZ.
***
Sabırla gelişmeleri gözlüyorum.
Sabırla siyasi duruşları mukayeseli okumaya çalışıyorum.
Sabırla siyaset dünyamızın ahlaki çıta yüksekliğinin ne zaman çağdaş yüksekliğe ulaşacağını bekliyorum.
Mevcut verilere göre daha iyi ve daha güzele yakın bir gelecekte toplum olarak sahip olabileceğimize inanıyor muyum? ASLA İNANMIYORUM.
İnanmıyorum çünkü sorumlu konumda olan insan malzememiz çok kötü.
***
Bir insanın kendi kendine yapabileceği en büyük kötülük kendi kendini kandırıp, gerçekleri görmezlikten gelmesidir.
UBP, Kuzey Kıbrıs’ın en önemli en ciddi kamuoyu yoklaması yapan kuruluşu KADEM’e bir kamuoyu yoklaması yaptırdı. KADEM’e geçmişte CTP da çok kamu oyu yoklaması yaptırdı.
KADEM’in ortaya çıkardığı sonuçlara göre önümüzdeki Pazar seçim yapılsa UBP % 40.5, CTP % 30.3, DP % 15.1, TDP % 6.2 ve ÖRP % 4.2 oy alacak.
Bu sonucu beğenmeyenlerin tepkisi en yalın tanımlamayla YÜREKLER ACISI.
Bazılarının işine gelmediği için kamuoyu yoklamaları çarmıha gerilmek istendi.
Sağlıklı kamu oyu yoklamaları demokrasiye katkıdır... Temsili demokrasilerde vatandaşın ne isteyip, ne düşündüğünü, siyasi tercihin hangi yönde olduğunu ortaya çıkarmak için sadece ve sadece dört beş yılda bir yapılan seçimleri beklersek bu durum sağlıklı nitelenemez. Alternatif yöntemler çağdaş demokrasilerde saygı ve kabul görür.
Kamuoyu yoklamaları vatandaşın tepki gösterdiği önemli politik kararlara karşı duruşunun somutlaşma aracıdır da.
Hiç kuşkusuz bunu öğrenmek herkesin işine gelmez. Çünkü kamu oyu yoklamaları temsili demokraside bir önceki seçimle ortaya çıkan tablonun ne denli sürdürülebilir olduğunu da ortaya çıkarır.
Dünyanın her yerinde kamuoyu yoklamalarının sınırlı yanılma payı var. Ancak Kuzey Kıbrıs’ta KADEM’in kamu oyu yoklamalarındaki başarı oranı sanırım dünya ölçeklerinde kendine ön sıralarda yer buldurur.
Entegrasyon politikaları güçlü bir şekilde ileri sürülürken Kıbrıslı Türklerin sadece %8’inin entegrasyon istediğini ilk ortaya çıkaran KADEM olmadı mı? O günde bazıları o sonucun gerçeği yansıtmadığını söylüyordu.
2000’li yılların başında toplumda yükselen değiştirme arzusunu yine KADEM’in kamuoyu yoklamalarından öğrendik.
Seçimlerde hem yükselen, hem düşüş içinde olan partileri, nedenleriyle birlikte gene KADEM’den öğrendik.
KADEM, Annan Planı konusunda %60'ların üzerinde Evet çıkacağı konusunda araştırma sonuçlarını yayınladığı günlerde kıyametler kopmamış mıydı? O kamuoyu yoklamalarına kadar sonucun hayır çıkacağı konusunda birçok yayın yapılmıştı.
Annan Planı konusunda “Evet” eğilimini tespit eden KADEM, daha sonra Güzelyurt bölgesinde aynı eğilimin ters dönmeye başladığında da bunu GÜKAD için yaptığı bir çalışması ile ortaya koymuş ve kamuoyunun bilgisine taşımıştı.
... “İşimize geldiği zaman KADEM ALA, işimize gelmediği zaman KADEM MUALLA” olmaz....
* * *
Çok iyi anımsarım... 25 Haziran 2006 yerel seçimleri bittikten sonra yaptığımız sohbette KADEM Direktörü Muharrem Faiz’e, “Genelde partilerin oy oranını nasıl seyrediyor? Şu anda genel durum ne?” diye sorup şu yanıtı almıştım:
“ Öncelikle şu noktanın altını çizelim. Kamuoyu araştırmaları anın resmini çeker. Ve bazı ek sorular ile ileride oluşacak resmin de oluşturucu dinamiklerini ortaya çıkarmaya çalışır. Dolayısı ile bir araştırma yapıldığında akış içindeki gelişmeleri dondurmaz. Daha önce verdiğim örneklerde de her seçim döneminde adayların, partilerin konumuna, bölgesel özelliklere göre farklı dinamikler devrede olabilir yada olmayabilir.
Genel sonuçlar açısından belli bir değişim olduğunu gözlemledik. 2005 Genel seçimlerinde sağ ve sol partiler arasında %50 - %50 bir denge söz konusuydu. Şu anda (Temmuz 2006) bu denge %55 - %45 sağ partiler lehine değişmiş durumda. UBP ve DP oy artırmış görünmektedir.”
***
... Muharrem Faiz, yaklaşık iki yıl önce sağ partiler lehine değişimi seslendirmişti. Duymak isteyenler duydu, duymak istemeyenler duymadı.
Kıbrıs adasında barış, çözüm, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstülüğü mücadelesi veren herkes gelişmelerden ciddi anlamda üzüntü duyuyor.
Yılların mücadelesi ile elde edilen siyasi gücün akıl almaz hatalarla harcanıp UBP’nin yeniden alternatif hale getirilmesi tüm demokrat unsurları derinden yaralıyor.
Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir şans gündemdedir.
Çözüm için Kıbrıs Türk toplumundaki tüm barış güçlerinin gerçek anlamda kenetlenmesi gerekir. Gereksinim bu olmasına karşın gerçek tablo tam tersidir. Annan Planı döneminde el ve gönül birliğiyle büyük işler başaran sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler şimdi darmadağındır.
Sokaktaki vatandaşın siyasilere güveni tarihimizin en düşük düzeyindedir.
Londra’da yaşan kardeşlerimiz Kıbrıs’ı yakından izleme şansına sahiptir. Ama ille de çok yakından bir örnek istiyorsanız KKTC Londra Temsilciliği’ne bakınız.
KKTC Londra Temsilciliği küçük KKTC’dir. Neyse bu haftalık bu kadar olsun. Noktayı koyalım. Yoksa Londra Temsilciliği’nde görevlendirme ve “dayı arkasına” saklanılarak yapılanları yazmaya kalkarsak gazetenin tüm sayfaları yetmez.
|