|
LEFKOŞA- Ne Kıbrıs sorunu ile ilgili gelişmeler, ne de Türkiye Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Kuzey Kıbrıs ziyareti... Bu hafta Kuzey Kıbrıs’ta gündemin kralı ya da kraliçesi Çağlayan Parkı’nın isminin önüne Ankara yazılıp ANKARA ÇAĞLAYAN PARKI olması...
Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek yaklaşık bir trilyon, altı yüz milyon YTL’lik katkı ile parkın yeniden düzenlenmesini sağladı...
Bu arada parkın ismi de ANKARA ÇAĞLAYAN PARKI oldu.
Konuyu en iyi bilenlerin başında CTP’den Lefkoşa Belediye Meclis Üyesi olan Tuncer Bağışkan var.
Bağışkan’dan aldığım mailde olayın tüm ayrıntıları var.
Dikkatle okuyunca satır aralarında da çok şey bulacaksınız:
“ Yarım asrı aşkın bir süredir “Çağlayan Parkı” olarak bildiğimiz tarihi parkın adının “Anakara Çağlayan Parkı” olarak değiştirilmesine isyan edenlerin haklı tepkilerine sessiz kalmanın doğru olmadığı inancıyla bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim.
Lefkoşa Belediyesinin bir Meclis üyesi olarak bu konuda önemli bir sorumluluğum olduğunu, bu konuya her ne şekilde olursa olsun sonuna kadar direnmem gerektiğini düşünüyorum. Bu konu Lefkoşa Belediye Meclisinin gündemine 29/2/2008 tarihinde gelmişti. Konu görüşülmeden önce, Ankara Büyük Şehir Belediyesi ile temas içinde olan Belediye başkanlığının belediye meclis üyelerine verdiği bilgi, Ankara Büyük Şehir Belediyesi ile Belediye Başkanının arzularının bu parka “Melih Gökçek Çağlayan Parkı” adının verilmesiydi. Bu konu ile ilgili olarak Meclis toplantısında ilk sözü sanırım ben aldım. Ortaya koyduğum görüşler ise, bu konuya şu anda tepki koyanlarınkinden farksızdı. Şu şartla ki, bu düzenleme projesi Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından Ankara’da hazırlandıktan sonra, Kıbrıs’taki hiçbir yetkili makamdan izin alınmadan uygulamaya konmuştu; düzenleme çalışmaları da ortaya konan ilk projeden daha değişik bir şekilde devam etmekteydi.
Bilindiği gibi Lefkoşa’nın surları ile hendekleri birinci derecede eski eser alanı olduğundan, buraya yapılacak her türlü inşai ve fiziki müdahale için öncelikle Taşınmaz Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun onayının alınması gerekmekteydi.
Gerek bir belediye meclis üyesi, gerekse yıllanmış bir eski eserci olarak bu konuyu Belediye Meclisinde telaffuz etmem asli görevlerim arasında yer almaktaydı. Onu da yaptım. Eğer sn. Melih Gökçek’in onore edilmesi isteniyorsa (ki bu tür jestler etik değerler arasında yer almaktadır), parkın girişindeki bir yere, Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından bir plaket konup sn. Melih Gökçek’in şimdiki başkanlığını yürüttüğü Ankara Büyük Şehir Belediyesi’ne teşekkür edilmesi daha uygun bir davranış şekliydi.
Böylesi bir düşünce içinde olmamdaki birinci neden, belirli makamlarda bulunan kişilerin geçici, kurumların ise kalıcı olduğuydu.
İkinci neden ise, hayatta olan kişilerin adlarının kullanılmasına etik anlayışımın onay vermemesiydi. Gençlik yıllarımızda bizim Erkek Lisesine Celal Bayar, Kız lisesine ise Adnan Menderes adları verilmişti. Bu ikilinin iktidardan al aşağı edilmesinden sonra adlarının da okullardan kaldırıldığını bilmeyeniniz yoktur. Nitekim öne sürdüğüm bu görüşün meclis gurubumuzda da var olduğunu görmem beni fazlasıyla sevindirmişti.
Diğer bir görüş ise, ısrarcı olunması halinde, park girişindeki tabelanın en üst köşesine Ankara sözcüğünün küçük harflerle yazılması, altına ise büyük harflerle ÇAĞLAYAN PARKI sözcüklerinin konmasıydı. Bunun da nedeni, böylesi bir yaklaşımla Lefkoşalıların rencide edilmemiş olacağı düşüncesiydi. Ancak burada yanıldığımızı kabul etmek zorundayım.
Gidip Ankara’nın Merkezi’ne bir Lefkoşa parkı yapmak ile Lefkoşa’nın merkezine bir Ankara Parkı yapmanın ayni tepkiyi doğuracağını bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Grup arkadaşlarımızın görüşleri de bu yönde olduğundan, bu karar Belediye Meclisinden detaylandırılmadan oybirliği ile geçti.
Ancak ben bu kararı o gün olduğu gibi bugün de içime sindirebilmiş değilim. Bir yandan yanlış bir karar alınırken, bir yandan da daha değişik uygulamaların parkta yapılmasının yanlışlara yanlışlar eklediğinin açılımını da aşağıda vermem gerekecektir.
Bu nedenlerle parkın açılış törenine katılmadığım gibi, Ankara Günleri etkinliklerinin tamamına da katılmadım. Herhangi bir açılım verilmeden Belediye meclisinin MK.No. 25/2008 sayılı genel kararı ise şöyleydi: “Ankara Belediyesi’nin uygulayacağı Çağlayan Parkı Projesi ile ilgili olarak sn. Nevzat Öznel ile Belediye müdürü sn. Ali Önöz’ün protokolu imzalamalarına, Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulundan proje için onay alınmasına, ayrıca isminin Ankara Çağlayan Parkı olarak değiştirilmesine, toplantılara Meclis üyesi Tuncer Bağışkan’ın katılmasına oybirliği ile”…
Gelin görün ki olan ondan sonra oldu. Konu Belediye Parklar sorumlusu sn. Ferdiye Sav tarafından Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne iletildikten sonra, bu konunun Taşınmaz Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun gündemine alınmasına çalıştım. Ancak bu konu Kurulun gündemine yaklaşık bir hafta sonra girebildi. Bu arada Taşınmaz Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kuruluna iletilen park düzenleme projesinden ayrı olarak, bu projeye günü birlik çok ilaveler ile eklentiler yapılmak suretiyle park düzenleme çalışmaları sürdürüldü. 18.3.2008 tarihinde toplanan Taşınmaz Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu, bu konunun görüşülebilmesi için Şehir Planlama Dairesi’nden “Planlama onayı alınması”nın yasal bir gereklilik olduğuna karar verdi. Belki de bu karar Şehir Planlama Dairesi’ne ulaşmadan bu park 23.3.2008 Pazar günü resmi bir törenle açıldı. Bu da Ankara’da hazırlanıp Kıbrıs’ta yürürlüğe konan ve bu nedenle de asırlık pek çok harup ile zeytin ağacının kökünden kesilmesini beraberinden getiren “Kuzey sahil yolu projesine” benzedi.”
***
Dıştan bakıldığı zaman oldukça yalın görünen bu konu Kıbrıs Türk insanında pek çok sorgulamayı beraberinde getirdi.
Özellikle CTP’nin bu süreçteki tavrı dikkat çekici olarak nitelendi.
Parti resmi tavır koymazken CTP’li İçişleri Bakanı Özkan Murat, açılışta kurdellanın arkasında makası ile yer alanlar arasındaydı. CTP’nin yayın organı Yenidüzen’de Özkan Murat, Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp ve Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın’ı Melih Gökçek ve Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları’la halay çekerken yansıtan fotoğraf ise binlerce kelime ile zor anlatılacak bir tabloyu yansıtıyordu.
|