2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Yerel demokraside temsil sorunu
Bir rüya gerçek oldu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Kıbrıs'ta gelinlerin oynama niyeti yok

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mart 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Güzelliğin yanında birazcıkta kusur olduğu zaman kullanılan bir söz var: “O kadarcık ayıp kadı kızında bile var.”

Sanki de kadıların kızı kusursuz olurmuş.

Kadıların kızıyla uğraşacak halimiz yok tabii.

Bizim “kadı kızımız” Kıbrıs adası.

Daha çocukken okulda öğretilen şarkılardan biriydi. “Kıbrıs bir ada mıdır, cennetten bir parça mıdır?”

Ya da gerçek anlamda yeşil olmamasına rağmen, Yeşilada demeyi sevdik Kıbrısımıza.

*           *          *

Yine halk arasında arkaya gelen olumsuzluklarda kullanılan bir başka söz daha var: “Üstümüze nusubetlik çöktü.”

Kıbrıs adasının üstüne herhalde bir nedenle nusubetlik çöktü.

Güzelin de çirkinliğin de kaynağı genelde insandır.

Kıbrıs adası için de bu geçerlidir. Her ne hikmetse kim siyasi anlamda sorumluluk üstlenirse enerjisini güzelliğe odaklayamıyor.

*            *           *

Kıbrıs adası sonuçta yarım avuçluk bir toprak parçası. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar bırakın iç içe yaşamayı, komşu olarak yaşarken de iyi ilişki içinde olması gerekir. Bu nedenle de yanlış yanlışı davet etmemeli. Çok yaygın bilinen bir doğrudur, “İki yanlış bir doğru etmez.”

*             *          *

Geçtiğimiz Cumartesi sabahı BRT’de 5+2 programında Neşe Ergüçlü’nün konuğuydum.

Siyasal gelişmeler gündeme yine damgasını vurmuştu. Yıkılsın diye bar bar bağırdığım Ledra Caddesi üzerindeki duvarı Papadopulos yönetimi yıkmıştı. Bizim tarafta tepedekilerin tepkilere bakıyorum, Papadopulos’un duvarı yıkmasından memnun olup olmadıklarını anlamak pek de kolay değil.

 Siyasal gündemden kaçıp hafta sonuyla barışık bir çizgiyi bulmaya çalışıyoruz ama çok da kolay olmadığını fark ediyorum. Lokmacı’nın Güney uzantısında Ledra Sokağı üzerindeki duvarım Rum tarafınca yıkılmasına geliyor konu.

Doğal olarak barış ve çözüm sürecine etkisiyle bağlantılı yorumluyorum.

“Barış, piyangodan çıkan ikramiye gibi elde edilemez” dedikten sonra ekledim:

“ Barış inşa edilir. Barış bir yaşam biçimidir. Önemli olan insanının gelecek kuşakları da düşünerek barışın inşa edilmesine katkı koymasıdır. Günün sonunda herkes barış için ne yaptığını sorgulamalı. Çok büyük iddialı katkılardan söz etmiyorum. Bir mistirinin ucundaki çamur kadar katkı da katkıdır.”

... Ve o an kuşların, kırlangıçların yuva yapması aklıma geldi.

Düşünebiliyor musunuz, kırlangıçlar gagalarının ucunda çok fark etmeyeceğimiz kadar küçük toz gibi topraklarla, çöplerle yuvasını yapar.

*             *           *

Program sonrası Güney Kıbrıs’a geçtim.

Ledra Sokağı’nda yıkılan duvarın orada bir eylem vardı.

Bölgeye yaklaşırken hoparlörlerden ünlü İngilizce şarkı Barışa Bir Şans geliyordu.

Eylemi düzenleyen, “Ledra Caddesi’nin Açılması Komitesi”.

Barışçıl bir eylem programlanmıştı.

Programı sordum, konuşmalar ve şarkı dediler.

Uzun bir program yoktu.

Yıltan Taşçı ile Adamos’un konseri programın ana unsuru gibiydi.

Eylem komitesi düzenlenen eylemle duvarın yıkılması sonrası caddenin karşılıklı geçişlere açılması noktasında istek kararlılığını göstermek istiyordu.

Kıbrıslı Türk Yıltan Taşçı ile Kıbrıslı Rum Adamos, barış şarkılarını söylemeye başlarken caddenin güneyinden bir grup sloganlar atarak bölgeye yaklaşmaya başladı.

Bir anda dikkatler oraya yöneldi.

Ben de yakınlarına kadar sokuldum.

Yaşları 18-20 olan en çok 30 kişilik bir grup. Ellerinde Yunan Bayrakları. Kıyafetlerinde hakim renk siyah.

Ulusal çıkarları savunmak başka, kendi gibi düşünmeyen herkese yok etme noktasında düşmanca yaklaşmak başka.

O gençlerde faşizmin karakteristik özelliklerini fark ettim.

Gösterileri sırasında faşistlerin bildik selam biçimini de yansıtıyorlardı.

*             *            *

Ledra Caddesi’nde gergin dakikalar yaşandı.

Rum polisi oradaydı. Ama polis sanki de barış yanlılarını saldırgan amaçla bölgeye gelenlerden korumak yerinde faşist Rum gençlerini korur gibiydi.

Kısa süre itişmeler oldu ama olaylar büyümedi.

*            *          *

21. Yüzyılda bir biçimde çok yakınımızda olan bir topluluğun içinde böylesi çağdışı düşünce sahibi gençlerin olmasından rahatsız oldum.

Belli ki milliyetçiliğin en rahatsız edici çizgisi, faşist düşünce Rum toplumunda hala destek bulabiliyor.

Eylem sonrası eski hükümet sözcüsü Papapetru ile sohbet ettik.

Papapetru, eylem yapan gençlerin Papadopulos ve Hristofyas’tan destek aldıklarını söyledi.

AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Hristofyas’ı bu Papadopulos’la aynı kefeye koymasına tepki koydum. Papapetru bunun üzerinde, “Hristofyas, şartsız bir şekilde Papadopulos’u desteklemiyor mu? Hükümetin genel duruşu bu tür saldırganları cesaretlendiriyor” dedi.

*              *          *

Güneyde barış ve çözüm için yürekli insanların olduğunu dün bir kez daha gördüm.

AKEL şartlar ne olursa olsun, Güneyde yükselecek barış ve çözüm arzusuna uzak duramayacak.

Bir an düşündüm faşist Rum gençlerin saldırısı sonrası olaylar büyümüş olsaydı AKEL’in tavrı ne olurdu?

Güneyde Başkanlık seçimi için geriye sayım devam ediyor. AKEL’in içinden bir grup Papadopulos’a adeta teslim olmuş görünüyor. Ama AKEL’in son kararını verme noktasında çok ciddi sancı çekeceğini söyleyenler de var.

*             *         *

Güneyde bunlar yaşanırken Papadopulos, Lokmacı yanında Yeşilırmak – Pirgo sınır kapısının açılmasını da gündeme getirdi. Hatta daha yeni kapıların açılmasına hazır olduğunu seslendirdi. Bizim tarafa bakıyorum gene laf kıvırma. Bazı basın organları da kullanılarak Yeşilırmak – Pirgo kapısı açılırsa bölgedeki yolların o trafiği kaldıramayacağı öne çıkarılmaya çalışılıyor.

Halbuki niyet varsa o yolların uygun hale getirilmesi için çaba harcanır. Kendi gücümüz yetmezse bu kapıların açılmasını isteyen başta AB olmak üzere dış merkezlerden yardım istenir.

Ancak acı gerçek şu. Kıbrıs’ta gelinlerin oynama niyeti yok. “Yer dar” derler yer açarsınız. Bu kez “Yeni dar” deyip gene gıvırıp oynamaktan vazgeçerler. Sonunda da zorunun oynatılırlar ama o zaman da kıymeti kalmaz....

   1096 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital