2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ergenekon iddianamesiyle ilgili  savcılık açıklamasından sonra ortaya atılan söylentilerde, senaryolarda, dedikodularda bir yavaşlama oldu. Şimdi davanın başlaması ve emekli paşalar hakkında hazırlandığı söylenen ek iddianamenin neleri kapsayacağı merak ediliyor.

Gazetelerde son yıllardaki darbe girişimleri tefrika edilildi. hala da ediliyor. Bütün ayrıntılarıyla.

Polisiye roman gibi takip ediyoruz.

Hatta bazıları gazetelerin eki olarak okuyucuya dağıtıldı.

Ben de son günlerde gazeteci arkadaşımız Ecevit Kılıç'ın Özel Harp Dairesi, 'Türkiye'nin Gizli Tarihi' başlıklı kitabını okuyorum.

Okudukça, bildiğimiz, gazeteci olarak yaşadığımız birçok olayı da yeniden anımsayarak.

Adeta, “De Vinci Şifresi haltetsin” dedirtecek olayların 'Türkiye'nin Gizli Tarihi' olduğunu düşünmezseniz bir solukta okunacak bir polisiye roman tadında.

Kitap, aslında Türkiye'nin hem gizli hem de aynı zamanda açık tarihinin bir darbeler ve darbe girişimleri tarihi olduğunu gösteriyor.

Şu günlerde gazetelerde tefrika edilen ve sadece 1999'dan bu yana girişilen darbe teşebbüslerinin, darbeci örgütlenmelerin sayısına bakmak yeter de artar bile.

Tabii bazı tatlı su demokratı gazeteci arkadaşlarımız, bazı darbe teşebbüslerini iktidardaki partilerin 'zorlanması' teşebbüsü olarak nitelendirseler bile bu gerçek değişmiyor.

Değişmeyen bir gerçek daha var.

O da, içinde bazı sivil unusurlar yer alsa da bütün bu girişimlerin, örgütlenmelerin Silahlı Kuvvetler bünyesinde oluştuğu gerçeği.

Kılıç'ın kitabına da baktığımızda, Türkiye'de özellikle Özel Harp Dairesi'nin, (Sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı oldu) kurulduğu 1952 yılından bu yana, 1960 darbesi başta olmak üzere meydana gelen darbelerde, muhtıralarda ve cunta orgütlenmelerinde baş rolü oynadığını görüyoruz.

Tabii kitapda bu darbelerin hazırlanış öncesinde ve sonrasında girişilen illegal, kanlı ve kirli işler de bütün ayrıntıları ile gözler önüne seriliyor.

Böylece Türkiye'nin Gizli Tarihi'nin aynı zamanda kan, şiddet, kıyım, entrikayı da içerdiğini anlamış oluyoruz.

Bu gizli tarihin amacının ise, “Ülkenin bölünmesini ve laiklikten sapmasını engellemek, cumhuriyeti korumak ve kollamak' şeklinde ifade edildiğini biliyoruz.

Üst düzey komutanlar bazan bu örgütlenmelerin fiilen içinde oluyor, bazan bilgisi olduğu halde dışında görünüyor.

Son günlerde yayınlanan tefrikalarda eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün kendi döneminde bazı darbe teşebbüslerini engellediği artık açıkça yazılıp çiziliyor.

Bizzat Özkök'ün de dolaylı olarak bu iddiaları doğruladığı da bir gerçek.

Buna rağmen şimdiye kadar bir tek Silahlı Kuvvetler mensubu darbe yaptığı için, darbe teşebbüsünde bulunduğu için yargılanmadı, soruşturulmadı ve soruşturulması dahi gündeme getirilmedi.

Bu işlere fiilen katılmayan komutanlar bile -Özkök gibi diyelim- bu konuda devletin yasal güçlerini harekete geçirmek için herhangi bir teşebbüste bulunmadı.

Dolayısıyla hemen her kademedeki komutanın şöyle ya da böyle içinde olduğu bir yapıdan bahsediyoruz.

Bu yapı, sürekli aynı şeyleri üretiyor. Meşru iktidarlara karşı, genel oyu hiç dikkate almayan, darbeler, darbe girişimleri, darbe planları, cuntalar devam ediyor.

Şimdi gelinen darbe sürecinden nasıl çıkılacak bu ayrı bir konu.

Yalnız bu 'Gizli Tarih' süreci nasıl değiştirilecek? Esas mesele bu.

Yine Ecevit Kılıç'ın kitabına dönersek...

Ne Özel Harp Dairesi'nin marifetleri ne Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın illegal faaliyetleri ne de darbeci generaller ile ilgili olarak şimdiye kadar bir soruşturma açılabilmiş değil.

Meclis'te şimdiye kadar yapılan teşebbüsler hep akim kalmış. 1992'de Refah Partisi (RP) ve Halkın Emek Partisi (HEP) milletvekillerinin Özel Harp Dairesi ile ilgili verdikleri önerge tartışılmış ama Meclis araştırması açılması milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiş.

1990'larda Özel Harp Dairesi'nin giriştiği illegal faaliyetlerle ilgili araştırma açılması için tam 27 kere Meclis' Başkanlığı'na başvurulmuş.

Hiçbirinden bir sonuç alınamamış.

Yani milletin vekilleri, milletin kendilerine verdiği vekalet görevini ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerle ilgili bir Meclis araştırması için irade beyan edememişler.

Sebebi de çok basit. Partilerdeki lider sultası bunu engellemiş.

Liderler, “Aman şimdi ortalık karışabilir, iktidarımız tehlikeye düşebilir, başımıza dert almayalım” diyerek bürokrasiyle uzlaşmaya çalıştıkça darbecileri de, darbe girişimcilerini de, cuntaları da yüreklendirmeye devam etmişler.

Oysa herşey ortada. tefrikaları okuyun, bu konuda yazılanlara bakın. Hepsinde adres aynı.

Darbecilerin kaynağı Silahlı Kuvvetler. Hedef milli irade ve milli işradenin temsilcileri.

Mesele: İktidarı milletin temsilcileri ile paylaşmamak.

Milletin vekillerinin kendilerini ve kendilerine oy veren insanların iradelerini bu tasallutlara karşı koruyabilmelerinin tek yolu, lider sultasından kurtulmaktan geçiyor.

Yani milli iradenin özgürleşmesinden.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün bu olaylara koyduğu teşhis çok doğru:

“Demokrasiyi halka çok görüyorlar” diyor.

Bu teşhis hem darbeciler için hem de partiiçi despotizm uygulayan liderler için geçerli.

Darbeleci yapıları değiştirebilmek için sadece yüzde 46.5 oy yetmiyor. Milli iradenin de özgürleştirilmesi gerekiyor.

Bu bağlamda İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın darbeler ve darbe girşimleriyle ilgili Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önerisine DTP dışındaki partilerden kimsenin imza koymaması ibretlik bir  olay olarak ortada.

Bu durumda, -Hadi CHP darbelerden medet uman bir parti diyelim- AKP’nin kendisine darbe hazırlayanları yargılamak amacıyla Ergenekon davasının açılmasını destekliyor olmasına kim inanır?

AKP darbelere karşı olduğunu göstermek istiyorsa önce, demokrasinin genişletilmesi ve yasakçı 12 Eylül Anayasası’nın yerine sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapılması için harekete geçmek durumundadır.

Derinliği ve ciddi hedefleri olmayan bir dava ile bu sonuca varılamaz.

   859 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi
13 Haziran 2008, Cuma   'Ayıkla pirincin taşını'



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital