|
Bu hafta Türkiye’ye bakarken yaşadığımız coğrafyada nelerin olup bittiğine de bakmak zorunluluğu ortaya çıktı.
Bu zorunlu bir dikkate almaydı çünkü, geçtiğimiz hafta 40 yıldır devam eden ve dünyanın en önemli silahlı ihtilaflarından biri olan Kuzey İrlanda meselesinde tarihi bir dönemeç daha geride bırakıldı.
Kuzey Irlanda’da şimdiye kadar düşman olan taraflar ülkede kalıcı barışın sağlanması ve refaha ulaşılacak yolda işbirliği yaparak ortak bir yönetim oluşturdular.
Böylece, düşman tarafların, yani Katolik cumhuriyetçilerle, Protestan birlikçiler 1998 yılında imzalanan barış anlaşmasının öngördüğü yol haritası uyarınca bir hükümet çatısı altında birleşmeleriyle, bögenin yönetim yetkisi İngiltere’den kurulan özerk yönetime devredilmiş oldu.
“İyi de bundan Türkiye’ye ne?” dememek lazım.
Türkiye’nin ve hatta dünyada bu tür silahlı ihtilaflara taraf olanlan ülkelerin Kuzey Irlanda barış sürecinden alınması gereken dersler olmalı.
En azından Türkiye’nin Kuzey Irlanda meselesinden eski bir geçmişi olan böyle bir mesele ile karşı karşıya olduğu biliniyorken bu hatta bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.
Geçtiğimiz çarşamba günü İngiltere’de, İrlanda’da, bütün Avrupa’da ve ABD’de çıkan belli başlı gazetelerde bu haberle birlikte iki fotoğraf ön planda, hatta manşetlerde yer aldı.
Bunlardan biri, Kuzey Irlanda’da kurulan ve çarşamba günü ilan edilen ortak hükümette birinci bakan, yani başbakan olan 81 yaşındaki Protestan birlikçileri lideri Ian Paisley ile birinci bakan yardımcısı, yani başbakan yardımcısı olan Katolik Cumhuriyetçilerin liderlerinden Martin MCGuinness’in yemin töreninde çekilmiş fotoğrafıydı.
Öteki ise, iki liderin tören sonrasında sevinçten attıkları kahkahaları belgeleyen fotoğraf…
Guardian iki liderin yemin törenindeki fotoğrafının üstüne "Kuzey İrlanda'da yeni şafak: Paisley iktidara ve barışa hevesli" manşetini atmıştı ertesi gün.
Daily Telegraph ise Ian Paisley ve Birinci Bakan Yardımcısı Martin McGuinness'in kahkahalı fotoğraflarının altına "Kuzey İrlanda'ya kahkahalar geri döndü" başlığını vermişti.
Independent haberi yine aynı aynı fotoğraflarla, "Belfast mucizesi" diyerek manşet yapmıştı.
"40 yıllık nefretin ardından gerçek umudun bir resmi: Emektar Protestan demagog ve eski IRA komutanı Kuzey İrlanda'da güç paylaşımına onay verirken birlikte gülüyorlar." diye de eklemişti.
Çeşitli gazetelerde çıkan haber ve yorumlarda bundan böyle Kuzey İrlanda'nın büyük bir ekonomik gelişme çabası içine gireceğini, Londra ve Brüksel'den destek göreceği belirtiliyor. Kuzey Irlanda halkının uzun savaş ve gerginlik döneminden sonra alacağı en büyük ödülün barış dolu ve refah içinde bir gelecek olduğunu yazıyorlardı.
40 yıl sonra ve onca insanın kaybından, onbinlerce insanın yaşadığı trajediden sonra silahlı mücadelenin ve şiddetin bir çözüm olmadığı, meselelerin görüşerek, tartışarak ve uzlaşarak çözülmesinden başka bir yolun olmadığı bir kere daha kanıtlanmış oluyordu.
Netice olarak şimdi yepyeni bir sürece giren Kuzey İrlanda meselesine baktığımızda, dediğimiz gibi sonuçta silahların değil, barışın ve demokratik mekanizmaların geçerli olduğunu görüyoruz.
Kuzey Irlanda hükümetinin ilan edildiği toplantıyla ilgili haberlerde gazetelerin baş köşesini işgal eden fotoğraflara baktığımızda ise yukarda da belirttiğim gibi iki lider yer alıyor.
Bunlar şimdiye kadar ya da en azından 1998’de imzalanan anlaşmaya kadar birbirleriyle kanlı biçaklı düşman olan iki tarafın liderleridir.
Barış ve uzlaşmadan başka yolların kendi insanları için ölüm, acı ve yoksulluk olduğunu anlamalarından sonra geldikleri nokta, düşmanlarının elini sıkma ve onunla bir masaya oturma noktasıdır.
Kuzey Irlanda barış sürecinin gerçekleşmesinin arkasındaki asıl irade budur.
Kuşkusuz barış sürecinin bu şekilde sonuçlanmasında İngilitere Hükümeti’nin, Irak konusunda ne kadar kızsak da Başbakan Blair’in siyasi iradesinin de çok büyük rolü var.
Böyle bir siyasi irade olmasaydı 1998’den bu yana barış yoluna çıkan bir çok engel halledilemez ve taraflar bu noktaya gelemezlerdi.
Yorumlara bakılırsa, şimdi eskinin düşman tarafların tek hedefi, şimdi Irlanda Cumhuriyeti’nin son on yılda yakaladığı kalkınma hızına ulaşarak refah seviyelerini biran önce arttırmaya çalışmak.
Bu büyük uzlaşma örneğinin bize verdiği son ders işte bu.
Savaş yıkım ve yoksulluk demek. Barış ve uzlaşma ise refah ve zenginlik.
Türkiye’de silahlı kuvvetlerin kendi isteklerini topluma ve onun çoğunluk iradesine yönelik dayatması ve müdahale tehdidi (Müdahale demek savaş demek, gerginlik ve Türkiye’nin daha da yoksullaşması demek) ile yaratılan kaos ortamında, umarım bu uzlaşmayı dikkatle inceleyenler, bundan ders çıkaranlar olur.
Özellikle de aynı güç odaklarının Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt meselesinde silah ve şiddet uygulamaktan başka bir yolu kabul etmeyen, barışçı çözüm önerilerine karşı çıkarak barış ve siyasi çözümü tartışmak isteyenleri hain olarak ilan eden tutumu gözönüne alınırsa bu anlaşmanın önemi daha iyi anlaşılır.
Türkiye’de siyasi hayatta yaratılan kaostan sonra şimdi de sınırötesi operasyon, içerde Kürtlere yönelik şiddet ve baskı tedbirlerinin arttırılması, hatta olağanüstü hal ilan etmek gibi vahim düşüncelerin konuşulduğu bir dönem yaşanırken, biz yine de Kuzey Irlanda barışına bir selam gönderip Kürt meselesinin barışçı bir çözüme kavuşmasını dileyelim.
|