2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Ne erken seçim ne de AB meselesi. İlle de trafik...

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Ocak 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

“Türkiye’yi 2007 yılında ne gibi meseleler bekliyor?” şeklinde bir soruya verilecek bazı malum hazır cevaplar var.

Bunlar 2006’dan, hattta çok daha uzun yıllar öncesinden bir sonraki yıla devreden ‘milli’ meseleler olarak bilinen konular.

Bir kısmı kronikleşmiş meseleler bunlar. Geçtiğimiz yıl boyunca konuştuğumuz, tartıştığımız şeyler. AB ile ilişkiler, Kıbrıs meselesi vesaire.

Bir de cumhurbaşkanlığı seçimi ve buna bağlı olarak gündeme getirilen erken seçim tartışmaları var.

Bu dönemsel bir mesele. Yine aslında Türkiye’de uzun yıllar boyunca tartışılan rejim meselesiyle irtibatlı olan bir konu.

Bunlar 2007’de yoğun olarak tartışılacak.

Bir de siyasi olmayan, rejim tartışmalarıyla bir ilgisi bulunmayan meseleler var. Bunlar da günlük hayatımızı yakından ilgilendirdikleri halde çözülemiyen kronileşmiş meseleler.

Mesela trafik meselesi. Özellikle de İstanbul’u trafiği meselesi...

2006 yılı boyunca ve 2007’nin başında gazetelerde çıkan haberlerin ve yorumları incelediğinizde yayınlanan haberlerin ve yorumların büyük bir bölümünün İstanbul trafiği ile ilgili olduğunu görürsünüz.

Yılbaşından bu yana okuduğum bazı köşe yazarlarının yılbaşı öncesi ve Bayram öncesi İstanbul trafiğinden yakınıyor olmaları dikkatimi çekti.

Bu seferki yakınmalar öncekilere benzemiyor. Yazılardan ve verilen haberlerden anlaşıldığı kadarıyla İstanbul trafiği artık İstanbul’un  duran bir kent görüntüsü vermesine neden oluyor.

Nitekim Belediye Başkanı Kadir Topbaş da  yaptığı açıklamada, bu durumu kabul ederek trafik melelesinin çözümü için 15 milyar dolar gerektiğini ve bu miktar para için hükümetin devreye girmesinin şart olduğunu söylüyor.

Bunu bir mazaret olarak ileri sürer gibi bir yakınması var. Yani, “Paramız olmadığı için trafik meselesine çare bulamadık” der gibi.

Göründüğü kadarıyla bu yaklaşım, özellikle de merkez medya, Aydın Doğan ve diğer büyük işadamlarının sahip olduğu gazeteler tarafından destekleniyor.

Topbaş da, onu desteklediği yaklaşımlarından, haberlerinden belli olan medya  da AKP’nin İstanbul’da ve ülkenin genelinde dört yıldır iktidarda olduğunu unutmuş görünüyor.

Hatta Tayyip Erdoğan’ın ve onun arkasından gelen Müfit Gürtüna’nın başkanlıklarını da sayarsak Refah Partisi-AKP çizgisinin İstanbul’da neredeyse 12-13 yıldır işbaşında olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Bu süre içinde İstanbul’un trafik meselesinin belli ölçülerde çözüme kavuşturulması yolunda önemli adımların atılması gerekmez miydi?

Hele hele iktidardaki AKP’ye mensup bir belediye başkanının İstanbul’da belediye başkanı olduğu son dört yılda çok hızlı bazı adımların atılması mümkün olamaz mıydı.

Kaldı ki İstanbul merkezli medyanın da AKP’li belediyeye sunduğu açık bir destek vardı.

Buna rağmen İstanbul’da belediye son 12-13 yılda ve özellikle de son dört yılda  toplu taşıma alanında ve trafiği rahatlatabilmek adına pek bir şey yapamadı.
Eğer yapmış olsaydı, gazetelerde, gazete sahiplerinin onca desteğine rağmen, bu kadar eleştiri yazısı çıkmazdı.

Oldum olası İstanbul’un Belediye Başkanları ile –Nurettin Sözen döneminini bunun dışında tutmak gerekiyor. Medya daha başından Sözen’i sevmemişti- gazete patronlarının arası iyi olmuştır. Bu nedenle de İstanbul gibi bir kentin meseleleri ile ilgili eleştiriler hep popülist seviyelerde kalmış, İstanbul’a yönelik yağmalar ve yolsuzluklar açığa çıkamamıştır.

Kuşkusuz bunda, gazete patronlarının bu yağmaya ortak edilmelerinin büyük katkısı vardır.

Söz gelimi, Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde büyük gazetelere İkitelli, Esenler gibi gelişmeye, yapılaşmaya açılacak  yerlerde gazete binası yapmak üzere bedava arsalar temin edilmiş, böylece o bölgelerin büyük rantlar oluşturması sağlanmıştır.

Dalan döneminin bir yüzkarası olan ve yasadışı bir biçimde İstanbul’un  en güzel bölgesine dikilen Gökkafes adlı iş merkezinde, birçok gazete patronu ve yöneticisinin iş yeri sahibi olduğu sonradan ortaya çıkmıştır.

Gazete patronları bu ve benzeri rantlar, çıkarlar nedeniyle her zaman İstanbul’da olup bitenlere seyirci kalmışlar, halkın tepkilerini yansıtmak yerine yetersiz belediye başkanlarının savunuculuğunu yapmışlardır.

Böylece de İstanbul’un meseleleri çözülmek yerine her değişen başkanın döneminde daha da birikmiş ve içinden çıkılamaz bir hal almıştır.

Şimdi yine aynı oyun oynanıyor. Gazete patronları eleştirir gibi yaptıkları AKP’nin belediye başkanları ile yine aynı işbirliğini sergiliyorlar.

İşbaşına geldiği günden beri bir metre metro yapmayı becemeyen ve sadece metro yapmanın ne kadar pahalı bir yatırım olduğunu söyleyen bu belediye başkanını eleştirmek yerine,ona anlayış göstererek hükümeti yardıma davet ediyorlar.

Üstelik de o çok eleştirdikleri Nurettin Sözen’ın metro inşaatını belediyenin kendi olanakları ile başlattığını ve büyük bir  bölümünü tamamladığını şimdi hatırlamak bile istemiyorlar.

Evet. Aslında İstanbul gibi bir büyük metropolün meseleleri –hele de bunca yıl birikmişse- devletin yardımı ile çözülebilir.

Üstelik de devleti yöneten parti ile İstanbul’u yöneten partinin aynı olması da büyük bir şans. Ama nedense böyle bir şansa rağmen İstanbul’un meseleleri çözülemiyor.

İş dönüp dolaşıp Türkiye’nin iyi yönetilememesi meselesine geliyor.

Galiba esas mesele bu...

   1322 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital