|
Dünyanın bin bir türlü hali vardır.
Ne olacağı belli değil.
Her an herşey olabilir.
Hazırlıklı olmalıyız.
Hiç birşey kesin değil.
Dosdoğru yolumuzda ilerlerken tepetaklak olabiliriz.
Acıklı başlayan bir hikaye mutlu sonla bitebilir.
Hayat sürprizlerle dolu.
İyinin olduğu kadar kötü; güzelin olduğu kadar da çirkin
vardır...
Kimin neyi karşımıza nasıl getireceği hiç bilinmez.
Bilmeden yaşarız biz.
Bir dakika, bir saniye, bir salise sonrasını bilmeden yaşlanırız.
Piyango gibi birşey anlayacağınız!
Piyangodan ne çıkacağı tam bir muamma.
Yani bir bilmece hayat.
Sorgulu sualli, şartlı bir kurmaca.
Kafayı iyi kullanmak lazım.
Düğümü nerde atacağımızı bilmeliyiz.
Ve ardından gelen çözümler, bizim eserimiz olmalı.
Anlaşılır, yalın ve kontrollü.
Şapkadan beklenilen de çıkabilir beklenilmeyen de...
Beklenilen çıkarsa ne ala!
Ama beklenilmeyen çıkarsa yandığımız gün olur...
Dünya yıkılır başımıza.
Nefes alamadığımızı hissederiz.
Boğazımıza takılır kalır sözcükler.
Sanki bir güç, kanımızı çeker şırıngayla.
Enerjimiz tükenir.
Kala kalırız.
Beklenilmeyendir bizi yıpratan.
Hesaplamadıklarımızdır.
Hatta hiçe saydıklarımız!
Oysa hazırlıklı olsak kötüye, derin yaralar almayacağız.
Sarsılmayacağız bilinçsizce.
İçten içe yemeyeceğimiz kendimizi.
Evet üzüleceğiz.
Belki gözyaşı dökeceğiz.
Belki de bir süre ağzımızı bıçak açmayacak.
Mutsuz olacağız, hüzünleneceğiz...
Yüzümüze buruk bir ifade yerleşecek.
Ama önceden kendimizi “her türlü sona” alıştırdığımız için
hayattan soyutlanmayacağız.
Kopmayacağız durdurulamayan zamandan.
Bu yüzden hazırlamalıyız kendimizi her türlü sona...
İyi kötüye, kötü iyiye her an dönüşebilir.
Önünüzü göremediğiniz bir manzara aydınlanıverir birden.
Bitecek dediğiniz bitmez.
Hayat bu kadar marifetli işte.
Elinizi uzatıp dokunacağınızı sandıklarınız bir anda
yokolurlar.
Ve siz kimsesiz yalnız halinize ağlarsınız.
Hayır “asla” olmaz, sonuna geldik artık; “bitti, buraya
kadarmış” dedikleriniz bir mucize gösterir.
Acıklı başlayan bir hikaye mutlu sonla bitebilir.
Hayat bu işte, her an herşey olabilir
|