|
LEFKOŞA- Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Kıbrıs sorununun çözümü için ivme
kazanan görüşmeler bir kez daha başarısızlık duvarına toslama yolunda mı
ilerliyor?
Bu soru gerek Kıbrıs’ta gerekse Kıbrıs
sorununu çözümüne katkı koymak isteyenler merkezlerde sorulan bir soru.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, sorunun çözümüne katkı koyacak
iki uyumlu lider olarak algılandı yolun başında.
Teknik komiteler, çalışma grupları kuruldu...
Oluşturulan komiteler ve çalışma grupları belirlenen program çerçevesinde bir
araya geliyor da. Ancak esas konular etrafında tur atılınca beklenen mesafe
alınamıyor.
*
* *
Kıbrıs sorununda çözümsüzlük kronikleşti.
Başarısız girişimler o kadar çok oldu ki,
zaman içinde çözüm için araç olan görüşmeler amaca dönüştü.
Amaçla aracın yer değiştiği ortamlarda sorun
unutulur.
Bu bir kaçınılmaz yazgıdır.
Çözümsüzlüğü çözüm olarak gören anlayış için
laf ola görüşmeler hiç sorun değil. Ancak siyasi misyonunu Kıbrıs sorununun
çözümüne katkı koymak olarak gören ya da görenler için bu geçerli olamaz.
Talat, KKTC Cumhurbaşkanı seçildiği ilk günden
başlayarak neredeyse koşulsuz görüşme isteğiyle elini barış için Güney Kıbrıs’a
uzattı.
Papadopulos, karşılık vermedi. Bu durum çok da
sürpriz olarak algılanmadı. Sonuçta Papadopulos’un siyasi duruşu biliniyordu.
Son seçimlerde Kıbrıs Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanlığına seçilen Hristofyas’ı kimse Papadopulos’la aynı kefeye koymak
istemiyor.
Ancak geride kalan kısa sürede görüldü ki iki
toplumlu siyaset üretmeyi başaramayan liderlerin Kıbrıs sorununa çözüm bulması
çok zor hatta imkansızdır.
*
* *
Çok net olarak görüldü ki tarafların
görüşmeler sürerken bir de kendi ayrı yol haritaları var.
O ayrı yol haritasıyla ne yapıp, nereye
gittikleri karşı tarafça yakından gözleniyor.
İşte en son örnek...
Kıbrıs Cumhuriyeti ile İngiltere’nin
imzaladığı memorandum, KKTC’de ve özellikle KKTC Cumhurbaşkanlığı’da görüşme
sürecini dinamitleyen bir gelişme olarak görüldü.
Talat’ın Politis gazetesinin sorularını
yanıtlarken memorandum konusuna değindiği bölümleri ilginç bulduğum için
sizlerle paylaşmak istiyorum.
"
Politis: Sayın Talat, iki yoldaş olarak iyi ortamı bozmayı nasıl başardınız?
Talat: Sayın Hristofyas sık sık; çözümün
"Kıbrıslı" olması gerektiğini söylüyor. Kıbrıslı olabilmesi için bazı
ortak tezlerde anlaşmamız gerek. 23 Mayıs'ta ortak bir açıklamada anlaştık. İki
taraftan biri; üzerinde anlaşmaya varılan tezlerden sapma hedefiyle bir üçüncü
tarafın desteğini almaya çalıştığında, kaçınılmaz olarak prosedüre zarar verir.
Politis: Kıbrıs-İngiltere Karşılıklı Anlayış
Memorandumu'nu kastediyorsunuz.
Talat: Evet, memorandumdan söz ediyorum. Ortak
bir açıklama üzerinde anlaştık ve sonrasında Kıbrıslı Rumlar, İngiltere'yle
başka bir şey üzerinde anlaştı. İngilizler, Hristofyas'a bazı hediyeler vererek
anlaşmamızın, dolayısıyla da birinin diğerine güveninin altını oydular.
Kıbrıslı Türklerle Rumların yıllarca birbirleriyle savaşmasını sağlayarak üsler
elde ettiler. Şimdi aynı şeyi yapıyorlar...
Politis: Fakat bu; BM ve AB'nin Kıbrıs'la
ilgili kararlarından genel tezler içeren bir memorandumdur
Talat: Affedersiniz ama bu memorandumda;
Kıbrıslı Türkler için hassas mesele olan iki kurucu devlet arasındaki ortaklık
ifadesi dışında bütün detaylara yer verildi. Neden? Ortak zemin ve ortak dil
bulmamız konusunda ısrar eden Sayın Hristofyas'tı. Bir açıklama üzerinde
anlaşmaya vardık ve ertesi gün bunu ortadan kaldırmaya çalışıyor. 23 Mayıs'tan
beridir bu ortak açıklamayı tekrarlamadı bile...
Politis: Yani bütün mesele, Hristofyas'ın 23
Mayıs ifadesini kullanmaması mı?
Talat: Kullanmıyor, savunmuyor ve değerini
düşürüyor. Bazı ülkelerin bu metnin tamamının UNFICYP'in görev süresinin
uzatılmasına ilişkin kararda yer almasını önerdiğini ancak bazı daimi üyelerin
müdahale ederek durdurduğunu biliyoruz. Neden? Neden kararda Kıbrıslı Rumları
tatmin eden yarım açıklama var da Kıbrıslı Türkler için denge olan öteki yarısı
dışarıda bırakıldı? Yine; Genel Sekreter'in raporunda Kıbrıslı Türklerin
izolasyon duygusuna sanki gerçek değilmiş gibi yer verildi. Daha önceki
ifadelere kıyasla, bir değerini düşürme var.”
*
* *
BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden sorumlu
yardımcısı Pascoe, Kıbrıs’a geldi.
İki lideri yemekte bir araya getirmek istedi.
Talat, kabul etmedi.
Bir zamanlar diyalogta hiç sorun yaratmayan
Talat, şimdi neden böyle devranıyor?
Sorunun yanıtı aslında çok açık.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, çok net olarak
anladı ki, Hristofyas’ın liderliği de Rum tarafında çözüm yönünde ciddi bir
irade değişikliğine neden olmadı.
Çözümsüz Kıbrıs sorununun, Kıbrıs, bölge ve
dünyada baş ağrıtmaması durumunda kimse rahatsız olmayacak. Çözümü bulmaktan
umut kesenler bunun için çaba harcama noktasına kayıyor. İşte bunun fark eden
Talat, küçük çaplı krizlerle Hristofyas dahil herkesi uyarmak istiyor.
Bu yaklaşım işe yarayacak mı? Çok kolay değil.
Hatta riskli bir davranış... Çünkü bu tür yaklaşımların izahı çok kolay
anlaşılır şekilde yapılmazsa, bu tür davranışlar raporlara girer ve uzlaşmazlık
gömleği yeniden sırtımıza geçirilir.
|