|
Dünya yepyeni bir döneme doğru ilerliyor.
Amerika’da konut sektöründe ve buna bağlı mali piyasalarda meydana gelen büyük kriz dünyanın en önemli bankalarını, yıllanmış finans kurumlarını sigorta şirketlerini birbir deviriyor.
Kriz Avrupa ve bütün dünyayı etkileyerek yayılıyor.
Kimi yazarlar bu büyük depremi, “kapitalizm ve globalizmin yeniden yapılanma sancıları” olarak görüyor.
Kimi ise, “yeni bir dönemin başlangıcı”.
Bu dönemin kolay bir dönem olmayacağı, hatta sıradan insanlar için birçok sorunu ve acıyı da beraberinde getireceğine hiç şüphe yok.
İşte böyle bir dönemde Türkiye’yi yöneten ve yönlendiren kadroların, kurumların ve kişilerin neyle uğraştığını geçtiğimiz iki haftadır izliyorsunuz.
Ülkenin başbakanı, geçtiğimiz hafta da hızını alamadı ve Doğan Yayın Grubunu ve onun başını hedef almayı sürdürdü. Bunu yaparken de despotik, antidemokratik ve kavgacı kimliğini de alabildiğine teşhir etmiş oldu.
Kasımpaşalı bir biçkın ağzıyla sadece ve sadece kendisinden ve partisinden söz ederek medyanın niçin kendisini ve partisini övmek dışında başka işlerle uğraştığını sorguladı.
Yaptığı konuşmalarda dünyanın içine yuvarlandığı mali ve ekonomik krizden tek satır söz etmedi. Medya da bu kayıkçı döğüşüne ağırlık verince Türkiye insanı, dünyayı kasıp kavuran derin ve bazı uzmanlara bakılırsa 100 yılda bir görülebilecek böyle bir krizin nasıl yayılıp, dallanıp budaklanarak ABD ve Avrupa ülkelerinden dünyanın geri kalan kısmına yayılmakta olduğu gerçeği ile yüzleşemedi.
Çapsız bir kenar mahalle politikacısının ve bu tür politikacılarla yaptıkları ‘al kulah ver takke’ çıkar pazarlıklarını gazetecilik faaliyeti olarak halka yutturmaya çalışan medya patronları ile onların bol maaşlı yöneticileri ve yazarlarının yarattığı kör döğüşünde, sadece dünyanın acil ve güncel meseleleri gözardı edilmiş olmadı.
Türkiye’nin hayati meseleleri de gözlerden uzaklaştırıldı. Hala da yapılan bu.
Türkiye devasa meselelerle karşı karşıya. Başbakanın ise bu durum umurunda bile değil.
Söz gelimi Kürt meselesi böyle bir mesele.
Sürmekte olan DTP hakkındaki kapatma davasında savunmalar yapıldı. Mahkeme neredeyse kararını verecek. Bu davanın Türkiye açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu ortada.
Taraf Gazetesi’nde Ahmet Altan geçtiğimiz çarşamba günkü, ‘Dünya Değişirken DTP’ başlıklı yazısında bu konuya değiniyor ve şöyle diyordu:
“Bugün, “paranın” yarattığı depremi izlerken, bu depremin başka alanlarda görünmeyeceğini mi sanıyorsunuz?
Sanırım bizim devletimiz öyle sanıyor.
Hâlâ geçen yüzyıldaki yönetim modelini sürdürme peşindeler.
Baksanıza, Anayasa Mahkememiz yeni bir siyasi parti kapatma davasını görüşüyor.
Böyle geçmişi silip süpürerek ilerleyen bir zaman parçasında, eski alışkanlıklarda ısrar etmek sağlıklı bir sonuç verebilir mi?
Deyin ki DTP’yi kapattılar, ne olacak?
Kürt sorunu buharlaşıp uçacak mı?
Yüzyıldır halledilmeyen meseleler hal yoluna mı girecek?
Hayır.
Daha beter olacak.
Kürtler, onların siyaset yapmasına bile izin verilmediğini, kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını düşünecekler haklı olarak.
Bunun sonucu ne olur sizce?
Silahı susturur mu bu?
Silahı, sadece insanların kendi haklarını ve isteklerini özgürce dile getirmeleri, bunun için örgütlenmeleri susturabilir.
Bu ülkenin yıllarca Kürtlere çektirmediği çile kalmadı.
Bütün bunların üstüne 2008 yılında bir kere daha partilerini kapatmak istiyorlar.
Hiç bana bunun hukuki bir süreç olduğunu söylemeyin.
Bu, bal gibi siyasi bir süreç.
Türkiye’yi yönetenler, siyasi gelecek hakkında karar verirken, Amerika’dan başlayıp bütün dünyaya yayılan ekonomik krize iyi baksınlar.
“Geçmişte kalma” diretmesi binlerce insanın geleceğini yok ederken, yüzlerce milyar doların batmasına yol açtı.
Parayı yanlış kullanmanın bir bedeli var.
Siyaseti yanlış kullanmanın da bir bedeli var.
Türkiye bu tür yanlışlarda ısrar ederek bu bedeli ödemek istiyor mu gerçekten?
Üstelik de böyle bir bedel ödememek mümkünken.
Yeni bir çağa geçiyor dünya.
Dünyanın parçası olarak Türkiye de yeni bir çağa geçmek zorunda.
İnsanlığın, “arkada kalan adımı” nasıl sancıyla kaldırdığını gördük.
Türkiye “arkadaki adım” olmakta böylesine diretirse, para dünyasında çekilen acı siyasette de çekilir.
Biz baskıları çok denedik.
Özgür ve eşit olmayı da denesek olmaz mı?
Hayat her şeyi kafamıza vurarak mı öğretmeli?
Birisi vurmadan o kafa çalışmıyor mu?”
Çalışıp çalışmadığını yakında göreceğiz.
Dileriz iş işten geçmeden kafası çalışanların sağduyusu hakim olur ve Türkiye aklın yoluna doğru yönelir.
....................................................................................................................
DTP KAPATILMASIN
Çok sayıda kurum temsilcisi, aydın, gazeteci ve aktivist bir araya gelerek "DTP Kapatılmasın İnisiyatifi" oluşturdu. Bu insiyatifin üyeleri Arife Köse, Neslihan Türkan, Zeynep Tanbay ve Hakan Tahmaz bir basın açıklaması yaparak Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmaması için yapacakları kampanya hakkında bilgi verdiler, herkesi bu kampanyaya destek vermeye çağırdılar.
Yapılan açıklamayı okuyan inisiyatif sözcüsü Tanbay “DTP’nin kapatılması halklar arasındaki barış köprüsünün yok edilmesidir” dedi.
Tanbay şöyle konuştu:
“Kürt halkı defalarca parti kurdu. Kurulan her parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı, milletvekilleri hapis cezalarına çarptırıldı. Kürt halkının partisinin kapatılması adaletsizliktir, Kürt sorununda barışçıl ve demokratik çözüm umutlarının köreltilmesidir.”
DTP’nin kapatılmasının sadece Kürtlerin değil, herkesin sorunu olduğunun altını çizen Tanbay “Türkiye partiler mezarlığı olmaktan uzaklaşmalı, demokrasi, örgütlenme, düşünce ve gösteri yapma hakkı üzerindeki baskılar sona ermelidir” diye konuştu.
“DTP’yi kapatmayın, vekillere dokunmayın” kampanyası kapsamında imza toplamaya başladıklarını ifade eden Tanbay eylem planlarını şu sözlerle açıkladı:
“Bu imzaları seçmen iradesine sahip çıkması için meclis başkanına vereceğiz. DTP hakkındaki karar başladığında kitlesel bir eylem yapacağız. Meclis açıldığında da DTP milletvekillerini ziyaret edeceğiz.”
“DTP’yi kapatmayın, vekillere dokunmayın” imza kampanyası, http://dtpkapatilamaz.blogspot.com adresinde sürüyor.
Siz de bir imza ile bu kampanyaya katılarak ‘aklın yolu’na inanların safında yerinizi alabilirsiniz.
|