22 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Barzani'nin sözleri neyi işaret ediyor

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde hızla adayların resmen ilan edilebileceği son etaba girilirken bu kez de Irak Kürdistan Bölge Yönetimi Başkanı Barzani’nin aylar önce yaptığı bir TV konuşması vesilesiyle ortalık karıştı.

Barzani, geçtiğimiz şubat ayında bir Kürt televizyonuna, “Türkiye Kerkük meselesine karşırsa biz de Diyarbakır’a ve Kürtlerin yaşadığı diğer şehirlere karışma hakkını kendimizde buluruz” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Söyledikleri kısmen doğru olsa bile üslübu kışkırtıcıydı. Sanki Türkiye’deki şahinleri ayaklandırmak, militarist odakları harekete geçirmek için özellikle seçilip söylenmiş cümlelerdi.

Daha sonra, Barzani adına yapılan açıklamalara bakılırsa bu sözler, o sıralarda Türkiye Irak Kürdistan’ı ilişkilerinde ortaya çıkan gerginlik ortamında, o günkü şartlarda ifade edilmişti.

O şartlarda yapılan bu açıklamanın bu günlerde yeniden yayınlanması ise son günlerde ortamı yumuşatmak adına yapılan girişimlerin yarattığı iyimserliği ortadan kaldıracak bir darbe olmuştu.

Bu açıklamanın ‘yeniden açıklanması’ Türkiye’de  tabii ortalığın karışmasına yol açmıştı.

Başta militarist Türkiye medyası olmak üzere AKP Hükümeti ve devletin hemen her kademesi, ‘Barzani’ye nasıl haddinin bildirilmesi gerektiğini’ ifade etmek konusunda bir yarışa girdiler.

Türkiye Irak’a bir nota verdi. Yalnız bu nota gazete manşetlerine ve devletü yönetenlerin kamuoyuna yansıyan öfkelerine oranla daha ılımlı ve diplomatik ifadeler içeriyordu.

Arkasından Milli Güvenlik Kurulu’nun meseleyi ele aldığı duyuruldu.

Medyanın baslıklarına bakılırsa MGK kararının ardından Türkiye hemen Kuzey Irak’ı işgal edip Barzani’ye ve küstah Kürtlere cezalarını verecekti.

Hatta bu hamaset yarışında daha da ileriye gidip  “Gerekirse biz gireriz” diyecek kadar kendinden geçen başlıklara da rastladık.

Bu hamaset dalgası ve militarist yaklaşımlar tabiiki zaman içinde yavaşlar ve aynı hızla devam etmez.

Nitekim Irak Kürdistan’ının diğer etkili Kürt lideri olan Talabani ortamı yumuşatmak amacıyla Başbakan Erdoğan’ı aramış ve ılımlı açıklamalar yapmaktan de kaçınmamıştır.

Türkiye’de de zaman içinde meseleye daha ılımlı yaklaşacağını düşünmek gerekir.

Çünkü gerek Irak  savaşı ve Iran’a yönelik baskılar nedeniyle bölgenin içinde bulunudğu durum, gerekse Türkiye’nin Kürt meselesi nedeniyle sahip olduğu saplantılar ve yeniden hızlanan PKK ile çatışmalar nedeniyle gergin olan ortamı daha da gererek çatışmayı harlandırmanın kimseye fayda sağlamayacağı bir gerçek.

Girilecek bir çatışma ortamının, kanlı bir iç savaş yaşayan Irak’a rağmen istikrar ve güvenlik içinde büyük bir yapılanma hamlesini gerçekleştirmeye çalışan Irak Kürtlerinin de zararına olacağını Kürt liderler bilmez mi?

Buna rağmen insan gelişmelere bakıldığında, “Acaba:” diye sormadan edemiyor.

Yoksa bütün bu gerçeklere rağmen yangına körükle gidilmesi ve şiddet alevinin körüklenmesini arzu eden bazı güçler mi var?

Çünkü bir yandan da Türkiye’de PKK ile çatışmalar hızlandı.

Son bir haftada asker ve PKK militanı olmak üzere neredeyse 20 genç hayatını kaybetti.

Operasyonlar genişleyerek devam ediyor.

PKK çevrelerinden bu şartlarda ateşkesin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyenlerin sesleri daha fazla çıkmaya başladı.

Aslına bakılırsa ateşkes fiilen sona ermiş gibi görünüyor.

Son MGK toplantısından sonra yağılan açıklamada, ‘operasyonların bütün şiddeti ile devam edeceğinin’ özellikle altı çiziliyor.

Bütün bunların üzerine Barzani’nin eski bir açıklaması yeniden açıklanarak bu kez ‘Sınır ötesi operasyon’ meselesi yeniden ve dahil bir şekilde gündeme getiriliyor.

Böylece bu vesile ile Türkiye’deki malum militarist odakların istekleri doğrultusunda Barzani’ye de ders verilmesi amaçlanıyor.

Tabii, bir taşla birkaç kuş vurulması istendiğinden yaratılacak militarist havayla mümkün olursa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin etkilenmesi, Türkiye Kürtlerine yönelik baskıların arttırılması ve 2000 yılından itibaren Avrupa Birliği süreci çerçevesinde elde edilen

bazı demokratik kazanımların geri alınması gibi hedeflere ulaşılması da isteniyor.

Bunlar Barzani’nin yeniden açıklanan açıklamasının, içinde bulunduğumuz kritik döneme yapacağı muhtemel katkılar.

Tabii dileriz bunların hiçbiri olmaz ve aklıselim galip gelir. Çünkü işin doğrusu, aynı coğrafyayı paylaşan Kürtlerin ve Türklerin diğer halklarla ve topluluklara barış ve işbirliği içinde demokrasi ve refah yönünde ilerlemeleridir.

Yalnız Brazani’nin açıklaması ve Türkiye’den bu açıklama üzerine yükselen tepkilere baktığımızda şu gerçeği de teslim etmemiz gerekiyor:

“Türkiye’de devleti yöneten güçler ne derse desin Kürt meselesi artık Türkiye’nin sınırlarını aşmış ve bölgesel hatta uluslararası bir mesele halini almışlır.

Bu nedenle Türkiye gerek sınırları içindeki Kürtlerle, gerekse sınırlarının ötesinde komşusu olan Kürtlerle olan sorunlarını nasıl çözmesi gerektiğine artık bir karar vermek durumundadır. Çünkü bu mesele Türkiye’nin  büyük bir refah ülkesi olmasının önündeki en büyük engel olarak ortada durmaktadır.”

   1000 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital