Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık eleştirdiği Danıştay'ın 138. kuruluş yıldönümü dolayısıyla törende konuşan Danıştay'ın yeni Başkanı Sumru Çörtoğlu, ilginç mesajlar verdi. Başbakan Erdoğan Çörtoğlu'nun konuşması biter bitmez törenin yapıldığı salondan ayrıldı. Danıştaya yöneltilen eleştiri ve yakınmalarda haklılık payı bulunmadığını, eleştirilerin hukukun üstünlüğü konusundaki anlayış farkından kaynaklandığının düşünüldüğünü belirten Çörtoğlu, şöyle konuştu: "Özellikle son günlerde yargının siyasallaştırılmasından duyulan endişenin, yargı dışındaki güçlerin yargı üzerinde egemen olma, yargı faaliyetini kontrol etme eğilimlerinden ileri geldiği yolunda toplumda oluşan kanaatler yargıya zarar vermekte olup, bu konuda tüm kuruluşların özen göstermesi gerekli ve zorunlu görülmektedir. Görevini Anayasaya, yasaya, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre yerine getiren Danıştayımız, kendisine yöneltilen eleştiri ve beyanları her defasında karşılamayı, yüksek yargı yeri olmanın onur ve itibarına uygun bir davranış olarak görmemektedir. Genel olarak tutumumuz bu olmakla birlikte, Danıştayın eleştiri boyutlarını aşan, kurumun görev ve saygınlığını hedef alan sistemli, haksız ve dayanaksız haber, açıklama ve beyanlara kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ilkesi çerçevesinde cevap verme zorunluluğunu hissettiği zamanlar olmuş, bunu basın açıklaması yoluyla kamuoyuna duyurmuştur." Çörtoğlu, daire ve kurul kararlarının, eleştiri sınırları dışında kalması gereken dokunulmaz ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olduklarını düşünmediklerini vurgulayarak, "Bu durumu yargı bağımsızlığı kapsamında değerlendirmiyoruz. Bir hukuk devletinde yargı kararlarının eleştirilmesi doğaldır. Ancak, eleştiri ve değerlendirmelerin, önyargıdan uzak, hukuki ve bilimsel gerçeklere dayalı olması gerekir. Eleştirinin, kararı veren yargı mensubunun şahsına yöneltilmesini doğru bulmuyoruz" diye konuştu.
"YARGIYA SAHİP ÇIKIN"
Kimi kararlara karşı duyulan memnuniyetsizliğin, eleştiri ve yorum sınırlarını aştığını söyleyen Çörtoğlu, karara katılan yargı mensuplarının kişisel bilgi ve fotoğraflarına gazete sayfalarında yer verilmek suretiyle "yıpratma, hatta hedef gösterme" girişimine dönüştürüldüğünü savundu. Çörtoğlu, "Yargıçların toplum ve devlet içindeki konumları, işlevleri ve önemleri gözönünde bulundurularak eleştiri ve değerlendirmelerde dikkatli olunması, belli sonuçları elde etmek için yargıyı yönlendirmeye yönelik ve gerçekle bağdaşmayan haber, eleştiri ve yorumlardan kaçınılması ve yargıya sahip çıkılarak onun yüceltilmesi herkesin ortak görevi olmalıdır" dedi. İRTİCA VE BÖLÜCÜLÜK TEHDİDİ
Kimi yargı kararlarına uyulmadığının altını çizen Çörtoğlu, irtica ve bölücülüğü de en önemli iki tehdit olarak sıraladı. Çörtoğlu, “Dinin, bireyin manevi alanının dışına çıkarak toplumsal yaşamı etkileyen eylem ve davranışlara dönüşmesi durumunda, kamu düzenini ve güvenliğini korumak amacıyla anayasanın öngördüğü sınırlamaların yapılması laiklik ilkesinin gereğidir'' dedi. Çörtoğlu, devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini din kurallarına dayandırmanın, devletin laik düzenini ortadankaldırmak amacıyla girişilen her türlü faaliyetin Anayasa tarafından yasaklandığını vurguladı. Laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyetinin ve demokrasinin temeli olduğuna işaret eden Çörtoğlu, “Laiklik ilkesinin, geçmişten devraldığımız tarihsel mirasımız, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yargı kararları doğrultusunda özümsenip, ödün verilmeden uygulanması gerekmektedir'' dedi. Laiklik ilkesinin, eğitim ve öğretimde de temel alınan ilkelerden biri olduğunu kaydeden Çörtoğlu, şunları söyledi: “Devrimlerin temel ilkelerinden biri olan eğitim ve öğretimde birlik ilkesini tartışılır hale getirebilecek olan uygulamaları doğru bulmamaktayız.'' |