|
Bencillik kötü
bir hastalık.
Bir bulaştı mı
zor çıkıyor hayatınızdan.
Sülük gibi.
Tiksindirici
gerçekten de...
Ama kimileri için
vazgeçilemz bir tarafı var.
Yoğun bir
tatminkarlık veriyor.
Saçma sapan iç
gıcıklayıcı bir hava yaratıyor!
Aslında
anlatılamayacak kadar yapay!
Yok edeci bir
tarafı var.
Hep bana hep
bana...
İnsanın gözü
kendisinden başka kimseyi görmüyor.
Dünya hep kendi
etrafında dönsün istiyor.
Hep kendi
yaraları sarılsın...
Hep ilgi üzerinde
olsun!
Varsa yoksa O!
O’nun duygusu...
O’nun
hissettikleri...
O’nun sevdikleri.
O’nun şarkısı...
O’nun acıları...
Uzayıp giden bir
liste işte.
Başkaları ne
yaşıyor...
İki adım ötesinde
açlıktan kimler ölüyor...
Dünyada hangi
savaşlar kimlerin canına okuyor bilmeden yaşıyor bazıları..
Bencillik işte.
İnsanın gözünü
kör ediyor.
Aklım hayalim
almıyor.
Bir insan
yalnızca kendisini düşünerek nasıl yaşayabilir?
Hep bana nasıl
diyebilir?
Bir insan
dünyanın sadece kendi etrafında dönmesini nasıl isteyebilir?
Nasıl bir bencillik
bu?
Ben dili
gerçekten çok tehlikeli.
Kişi dozunu
bilmezse zehirlenir gider.
Bencillikten
geriye kirli bir dünya kalır.
Temizlenmesi güç.
Tamiri zor.
Arınması
imkansız!
Bencillerden
geriye “iyi” olan hiç birşey kalmaz anlayacağınız.
Şu güzelim dünyayı
nasıl yaşnamaz hale getiriyor birileri...
Düşüncesizce ve
pervasızca nefes alıyorlar!!!
Hayatı
kolaylaştırmak varken...
Dünyayı
güzelleştirmek varken...
Neden bu bana
necilik?
Niçin bu hep
banacılık?
Paylaşmak
lazım...
Paylaşmalıyız ki
büyütebilelim.
Aşırı polyannacı
gelebilir bu yazdıklarım.
Ya da çok kitabi
durabilir.
Fakat makbul olan
budur.
Sadece “ben” yok.
Bir kişinin
etrafında şekillenmiyor hiç birşey.
Birliktelik
lazım...
Paylaşmak lazım;
alış veriş lazım!
Ancak çoğalır
hayat.
“O “değil “onlar”,
“sen” değil siz, “BEN” değil biz olmalı dünya!
|