21 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Bir rüya gerçek oldu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Ozanların deyişlerindeki hasretti hayat!

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ocak 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Mavi bir hüzündü şimdi hayat.

Siyah beyaz film karelerinin görünmeyen yüzüydü.

Gecenin öteki adıydı.

Cazip bir ürkeklikti.

Rüzgarda savrulan perdenin gizlediği mahremiyetti!

Telli duvaklı bir sonsuzluktu.

Belki de rengarenk bir boşluktu.

Derin kuyularda siyahtan ötesi olabilirdi elbet.

Kör kuyuların maviye açılan bir kapısı vardı...

Mavi bir hüzündü hayat!

Denizler ortasındaki sarhoşluktu.

Tatlı bir yabancılıktı.

Turnaların bağrışları...

Martıların dinmeyen çığlıklarıydı.

Hem kesişme hem de ayrılma noktasıydı.

Halk ozanlarının deyişlerindeki hasretti.

Evet evet o deyişlerdeki sevdaydı.

Gurbet şarkılarıydı.

Bağrı yanık sevdalıların kalplerine yazdıkları sözlerdi.

Kısacası mavinin tüm tonlarındaydı hayat.

Ne gösterebiliyor...

Ne de anlatabiliyordu rengini bütünüyle.

Kimi zaman parçacıklardan ibaretti.

Kimi zaman sarsılmaz bir bütündü.

Anlatmaya çalışan bile anlatmakta güçlük çekiyordu.

Hayat yaşanarak ve yaşlanarak anlam buluyordu.

Mavi bir hüzündü hayat!

Ruhları göğsüne hapsetmişti adeta.

Ruhlar özgür ufuklarda dolanıyordu.

Ama biçare değillerdi!

Huzursuz hissetmiyorlardı.

Kırılgandılar sadece.

Biraz da alıngan.

İçlerinde bir yerlere kayıplarını gömmüşlerdi.

Kabul etmişlerdi yaşamaları gereken herşeyi gerektiği gibi yaşamayı.

Maviden kaçmak imkansızdı.

Kısmetten ötesi olmazdı.

Kendine biçilen kaftanı giymeliydi insanoğlu.

Kaderine boyun eğmek değildi bu!

Mavide boyun eğmek yoktu.

Üzerimize biçilen kaftanı giymeliydik mutlu olabilmek için.

Gözümüzü uzaklara dikip de gerçeklerden uzaklaşmamak için...

Aksi taktirde korunmasız ve savunmasız kalınabilirdi.

İşte bu yüzden kırılma noktası hep maviyle özdeşleşir olmuştu.

Ne zaman raylarda ilerleyemese doğru dürüst...

Ya da güz yapraklarıyla bezense ruhlar, özgür olmak istiyordu.

Özgürlüğü mavi ufuklarda buluyordu.

Ufuk çizgisinden kesişme hattına kadar hüzünle özgürlük öyle bir el ele veriyordu ki; o noktaya kilitlenip kalmak geliyordu insanın içinden.

Kilitlenmek ama hapsolmamak...

Elbette sürgün ruhun bitmeyen bir hikayesi veya hikayeleri vardı o ufuklarda!

Bu yüzden göğe salıveriyordu sürgündeki ruhları...

Böylece yaşanılan hüzünlerden de tat almasını biliyordu büyük düşünceli kişiler!

Yüzüne yakışan tebessümleri esirgemiyordu kimse.

Tutsak tarihin en özgür hüznü yaşanabiliyordu yaşamdan zevk alınarak.

Ozanların bağrı yanık seslerinden yol alınarak; hasretle yaşamak fiilleri maviyle kuşatılabiliyordu.

Ve böylelikle hayat mavi bir renge dönüşebiliyordu!

   1229 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital