1 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



İngiletere, Kıbrıs sorununa ne kadar taraftır?

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Haziran 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- İngiltere, Kıbrıs sorununun neresindedir?

İngiltere, Kıbrıs sorununa ne kadar taraftır?

İngiltere’nin Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili kendine biçtiği bir rol var mıdır?

Bu soruları daha da çoğaltmak mümkün.

1878 – 1960 yılları arasında Kıbrıs, İngiltere’nin bir sömürgesiydi. Gün geldi İngiltere, adada kendine eğemen üs bölgesi ayırıp geriye kalan kısmını Kıbrıs Cumhuriyeti toprağı olarak Kıbrıslılara verdi.

Üsler bölgesi dışında İngiltere, Türkiye ve Yunanistanla birlikte garantör ülke sıfatını da kazandı.

İşte o sıfatı nedeniyle İngiltere’nin Kıbrısla ilgili görev ve sorumluluğu olduğu anımsatması yapılır zaman zaman.

Ancak İngiltere’nin Kıbrıs sorununa ilgisinin altında her zaman kendi çıkarları yattığı gerçeğini kimse inkar edemez.

İngiltere’nin adanın bütünü üzerindeki söz hakkı biteli yaklaşık yarım asır geçti. Ama İngiltere’nin bir biçimde adada etkili olduğu kesin.

***

İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet, Rum basınana verdiği demeçte Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin imzaladığı memoranduma tepkisini hem haksız hem da abartılı bulduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk basınında da yer alan O demecin bir bölümü şöyle:

"... Bir soruya karşılık Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Güney Kıbrıs ile İngiltere arasında imzalanan memoranduma koyduğu tepkinin haksız ve abartılı olduğunu iddia eden Millet, 21 Mart ve 23 Mayıs anlaşmaları ile memorandumun içeriğinde çelişen hiçbir şeyin bulunmadığını savundu.

Millet, " Kıbrıslı Türklerle yaptığım tüm temaslarımda bir rol üstlenmeye devam edeceğimiz konusunda onlara teminat vermeye çalışıyorum. Kendilerine iki taraftan birini desteklemediğimizi ve aynı hedefleri paylaştığımızı anlatıyorum. Sanırım başarılı bir sona ulaşabilmek için iki lider ve iki topluma yardımcı olmak için çalışabileceğimiz teminatını verme yönünde daha çok çalışma gerekiyor" dedi."

* * *

İngiltere, Kıbrıs sorununu en iyi bilen taraftır.

Dünden bugüne kendi çıkarlarına bağlı bir Kıbrıs politikası izlemiştir, izlemeye devam etmektedir.

Tam bu noktada bir konunun altını çizip yazıma devam edeceğim.

Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim en büyük talihsizliğimiz Türkiye'nin doğru dürüst bir Kıbrıs politikası olmaması ve Kıbrıs Türk tarafının bu politikasızlığın kurbanı olmasıdır.

Senelerce Rauf Denktaş ve ekibinin bundan hiç şikayeti olmadı. Olmadı, çünkü Kıbrıs Türk Rum tarafının ortaklığı temelinde her türlü çözüm modeline karşıydılar.

Çok açık bir şekilde iddia ederim, Annan Planı döneminde iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı birleşik bir yeni Kıbrıs modelini Rauf Bey istediği gibi detaylandırarak yazıp o plan referandum sunulsaydı, Denktaş ekibi gene HAYIR deycekti.

Şimdi durum aynı değil. Rumlarla eşitlik temelinde, iki toplumlu, iki bölgeli çözüm isteyen bir siyasi kadro en önemli görev noktalarındadır.

Dün, Rauf Bey ev ekibi, Rum tarafına ayrıcalıklı davranılıp, Kıbrıs Türk tarafının dışlanmasından memnun bileydiler.

Bir protesto çatlatıp, yollarına devam ederlerdi.

* * *

Nasıl oturursak oturalım ama doğru konuşalım.

Son beş altı yıla kadar şu anda siyasi sorumluluk taşıyan CTP kadroları dahil Kıbrıs Türk muhalefeti, Kıbrıs sorununa verdikleri demeçler kadar taraftı.

Kıbrıs Türk tarafını devre dışı bırakan davranışları Rauf Denktaş'ın hatalı politikaların sonucu görüp ciddi tepkiye değer de bulunmadı.

Şimdi durum farklıdır.

Kıbrıs Türk tarafında çözüm için Rum tarafından kat kat fazla istek vardır.

Referandumda somutlaşan bu isteğin karşılıksızlığı insanımızı incitmektedir.

"Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası kimliğe sahiptir. Yetkililerine ona göre muamele yapmak zorundayız" yaklaşımını boynumuz bükük, söyleyecek çok sözümüz saklı kalarak sineye çekeriz..

Görüşmeler devam ederken Rum tarafına hiç bir şey yokmuş gibi davranmak, çözüm konusunda cılız olarak var olan motivasyonlarını daha da aşağılara çekmektedir.

Bu yazdıklarımın sessiz çoğunluk olarak nitelenebilen büyük kesimin görüşüyle örtüştüğü inancındayım.

* * *

Kıbrıs Türk tarafının çözümden ne istediği ya da ne anladığı çok kolay anlaşılırdır.

Kıbrıs Türk insanının % 65 EVET dediği Annan Planı'nın adından duyulan ürküntüye rağmen o planın özü, çözüm için ortaya konulan temel ilkelerle buluşmaktadır.

Bu nedenle Kıbrıs Türk tarafının batıdan ve özellikle Kıbrıs sorununu çok iyi bilen, geçmişten günümüze tarihi hataları da olan İngiltere'den daha hassas, daha dengeli siyasi tavır isteme, bekleme hakkı vardır.

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Rum seçilmişlerine protokolün tüm gerekleri uygulanırken bizim seçilmişlerimize, Kıbrıs Türk toplumunun temsilcileri statüsüyle hak ettikleri protokol uygulanmazsa hepimiz bundan rahatsızlık duyarız.

* * *

Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyeliği dahil tüm uluslararası statüsüne rağmen 1960 Anayasal kimliğine sahip değildir. İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti ile hiç bir sorunu olmayan bir ülkeyle memorandum imzalar gibi memorandum imzalayamaz. Kıbrıs Cumhuriyeti ile memorandum imzalarken çözümden yana bugünkü Kıbrıs Türk siyasi yapısı yok sayamaz.

Memorandumun içeriğinde şu ya da bu yazılıdır. İçerikte ne yazıldığı memorandumun imzalanmasından çok sonra gelir.

Eğer İngiltere samimi ve çözüm sürecine katkı koyma arzusundaysa iki tarafa eşit duruşunu bu konu çerçevesinde de somutlaştırsın. Örneğin İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Talat'ı Londra'ya davet etsin. Memorandumdan vazgeçtim, basının karşısına birlikte geçip Kıbrıs sorununun çözümüne bakış açılarını anlatsın.

... İngiltere Yüksek Komiseri Peter Millet, rahatsızlığın kaynağını bilmiyor mu? Bilmemesi olası mı. Benim kestirmeden söylediklerimi mutlaka biliyor ama ülkesinin siyasi çıkarları ne gerektirirse ona göre konuşuyor.

   1142 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital