1 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Bugün 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı.

Kısacası emeğin, alın terinin, helal para kazanmanın bayramı.

Her 1 Mayıs’ta bir başka heyecan duyarım. Yirmili yaşlarıma uçar giderim. Ya da yirmili yaşlarımı hiç eksiksiz yaşarım her 1 Mayıs’ta.

“Hayatında hiç unutmayacağın beş önemli tarihi söyle”, deseler ikisi 1 Mayıs’la başlar. Birincisi 1 MAYIS 1977 TÜRKİYE’DE İSTANBUL TAKSİM MEYDANI. İkincisi 1 MAYIS 2005 KÜBA’DA HAVANA DEVRİM MEYDANI.

*         *         *

Emek her türlü üretimin vazgeçilmezi olduğuna göre emeğin bayramı da bayramların en anlamlısı, en büyüğüdür.

İdeolojiler tarihe karıştı filan laflarına hiç kulak asmayın. Asıl şimdi ideolojik temelde sağlam görüşlere gereksinim var. Çünkü şimdi her bakımdan bir içiçelik yaşanıyor. Sovyetlerin dağılması sonrası ABD tek süper güç kaldı.

Sosyalizmi başarısız, kapitalizmi başarılı görenlere, gösterenlere hiç ama hiç kanmamak gerekir. Tüm dağınıklığına ve Sovyetlerin şahsındaki çöküşüne karşın sosyalizm hala barış , demokrasi, insanca yaşam ve sosyal devlet anlayışının esin kaynağıdır.

Sosyalizme sahip çıkmak, sosyalizmi özüne sıkı sıkıya sahip çıkarak çağdaş dünyaya uyarlamak tüm sosyalistlerin görevidir.

Sosyalizmi propaganda olanaklarını elinde tutanlar “öcü” diye sunmaya çalışabilir. Kimse inanmasın, sosyalizm insanca yaşamın, toplumun tüm kesimlerinin uzlaşı içinde yaşamasının, yurt, bölge ve dünya barışının anahtar bilgilerinin kaynağıdır.

*          *         *

Yaklaşık 200 yıl önce 1800’lü yıllarda işçilerin yaşama ve çalışma koşulları insanın kaldıramayacağı kadar ağırdı. Günlük çalışma süresi 18 saate kadar çıkabilirken, çalışanın neredeyse hiç bir güvencesi de bulunmuyordu.

O günün Amerika’sında on binlerce işçi fabrika çevresinde insanca yaşama uygun olmayan barakalarda,  sağlıksız koşullarda yaşıyor, işçilerin ortalama yaşama süresi, 40’lı yaşları bulmuyordu.

İşçiler güçlerini birleştirip, örgütlenerek mücadele etmeye karar verdiler. Bu örgütlenmeler daha sonra sendikal örgütlenmelere dönüştü.

Bütün baskılara karşın 8 saatlik işgünü isteyen ve ücretlerinin düşürülmesini protesto eden işçilerin eylemleri 1886 yılında en üst noktaya ulaştı.

Başta Chicago olmak üzere birçok kentte işçiler, günde 8 saat çalışma hakkını elde etmek için 1 Mayıs 1886 günü genel grev yapılmasını kararlaştırdılar. 1 Mayıs’ta ülke genelinde 350 bin işçi greve çıktı.

Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

Hükümet ve işverenler, işçi eylemlerini içlerine sindiremiyordu.

1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı.

Bu olayların sorumlusu olarak yakalanan 8 işçi liderinden Albert Persons, Adolph Fischer, George Engel ve August Spies idama mahkum edilerek asıldı.

“8 saatlik işgünü” mücadelesi önderlerinden Albert Persons'un idam sehpasına gitmeden önce çocuklarına yazdığı mektupta şunları yazıyordu:

“Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne göz yaşlarım damlıyor...

Bir daha hiç karşılaşmayacağız. Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız.

Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi...

Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz. Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.

Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum...

Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun...

Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen bir çok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum. Yavrularım, elveda...”

1888 Aralığı’nda toplanan Amerikan İşçi Federasyonu 8 saatlik işgünü elde edilinceye kadar, her yıl 1 Mayıs’ta kitle gösterileri düzenlemeyi kararlaştırdı.

Aynı günlerde birbirlerinden habersiz olarak Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları da sekiz saatlik işgünü için mücadele kararı alıyordu.

1889’da II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı “İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü” ilan etti.

1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kuruluş kongresinde, 8 saatlik işgünü karara bağlandı.

*         *         *

Yıl 1977... 1 Mayıs İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikalarını Konfederasyonu DİSK’in öncülüğünde Taksim Meydanı’nda kutlanıyor.

Kutlamaya o günlerin en öndeki sendikal örgütü KTÖS’ü temsilen DİSK’in davetlisi olarak Emirali Özkılıç ve Esat Varoğlu ile katıldık.

Taksim meydanı herhalde en büyük kalabalığı görüyordu o gün. Yaklaşık 500 bin kişi meydanı doldururken meydana ulaşamayan on binlerce kişi daha vardı.

Şimdiki ismi The Marmara olan otelin karşısındaki koruluğun meydana bakan yüzünde yüksek bir platform yaratılmıştı. Platformun ortasında DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşurken onun sağında konuklar bölümünde bizler de vardık. Her şeyi görüyorduk. Kutlamanın sonuna yakın Sular İdaresi diye bilinin bölümden ilk patlama sesi geldi. O ilk patlama sanki de işaretti, ardından çevredeki tüm binalardan meydana mermi yağmaya başladı. O panik içinde 34 kişi yaşamını yitirdi. O gün işçilerin Kemal Türkleri, etten miğferle nasıl korumaya aldıklarını unutmadım.

O gün yaşananlar Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük provokatif saldırısıydı. Saldırı Kontrgerilla tarafından gerçekleştirilmişti.

*          *        *

1977’den tam 28 yıl sonra 2005’te 1 Mayıs heyecanını bu kez Küba’nın başkenti Havana’nın Devrim meydanında yaşamıştım. Hem de tam bir milyon insanla birlikte. Hem de efsane lider Fidel Castro’yu da dinleyerek. O konuşma Castro’nun son 1 Mayıs konuşmasıydı...

1 Mayıs bir bayram.

Türkiye’de 1 Mayıs 1977’de meydanı kana bulayanlar bu bayramı niye hazmedememişti? Çalışanın bayramına hala  saygı göstermeyenlerin hazımsızlığı neden?

... Ve Küba’da 1 Mayıs. Dünyanın dört bir yanından bir milyon insan bir meydana toplanıyor, kimsenin burnu kanamıyor.

*            *          *

Kıbrıs kendince “çok bilenlerin” ve “çok bölenlerin” ülkesidir.

Güya “BÖL VE YÖNET” İngiliz’in işidir.

İngiliz fiilen adadan gideli 48 yıl oldu.

Biz bize kaldık ama BÖL VE YÖNET devam ediyor. Sonunda 1 Mayıs’ı da böldük... Kuzey Kıbrıs’ta bugün sabah ve akşam iki ayrı 1 Mayıs Kutlaması olacak... Sabah CTP ile yürümeyi kabul eden örgütler kutlayacak, akşam ise CTP ile aynı meydanda buluşmak istemeyenler... Bu konuda ya çok şey yazmam gerekecek ya da hiç bir şey... 1 Mayıs’ın hatırına bugün ikincisini tercih ediyorum....

   1040 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital