2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



Suçu, suçluyu gizlemek, suçtan daha ağır suçtur...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Mayıs 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cezaevindeki Çevik Kuvvet operasyonunun üzerinden sekiz gün geçmiş olmasına rağmen olay güncelliğini sürdürüyor.

Bir anlamda eleştirilerin merkezindeki isimlerden biri olan İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Alnar'la dün makamında iki saati aşkın bir süre görüştük.

Her zaman olduğu gibi bu konuda da tüm tarafların yaklaşımlarını objektif olarak sizlere aktarmayı gazetecilik görevi olarak sayıyorum.

Alnar'dan önce olayın nasıl geliştiğini dinlemek istedim. Anlattı...

"Olay bilgime 8 Mayıs Salı günü sabah itibarıyla geldi. Cezaevi müdürü, bir gün önce arayıp bir mahkumun dövüldüğünü ve olayların çıkmasından endişeli olduğunu, bildirdi. Daha sonra da telefon edip bu kez endişelerinde haklı çıktığını, mahkumlar arasında kavga olduğunu ve gardiyanların yetersiz kalması nedeniyle Çevik Kuvvet'i çağırdığını söyledi. 30 -40 tane mahkumun kendi ellerine geçirdikleri cisimlerle birbirlerine saldırdıkları ve büyük bir arbede yaşandığını da ifade etti. Çevik Kuvvet'in çağrılmasına Müdürün aktardığı bilgiler ışığında bir itirazım olmadı.

Hemen cezaevine gittim. Ben gittiğim zaman Çevik Kuvvet'in operasyonu başlamış durumdaydı. Çevik Kuvvet göreve çağrıldığı zaman onların görev sınırlarını belirleme yetkimiz yok. Müdür, Çevik Kuvvet'e olayı tarif edip bastırılmasını talep ediyor. Çevik Kuvvet'in içeride nelerle karşılaşacağını bilmediğimiz gibi görev sınırlarını belirleme konumunda da değiliz. Böyle bir yetkimiz de yoktur.

Basında operasyon sırasında Çevik Kuvvet'in operasyonu ile ilgili eleştiriler çıkmıştır. Duyarlılık gösterip Polis Genel Müdürlüğü'nün soruşturma başlatmasını talep ettik. Bu soruşturma başlatılmıştır. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği de mahkumları sağlık kontrolünden geçirmek istemiştir. İkilemsiz bu isteğe de olumlu yanıt verdik. Bizlerin hiç bir şekilde şeffaflık, açıklık ve hesap verebilirlik ilkesinden uzaklaşmamız söz konusu olamaz.

Bulgular her kademede basınla paylaşılacaktır. Şundan herkes emin olsun bu konuda gizli saklı hiç bir şey kalmayacak. Çağdaş ülkelerde böyle bir olay sonrası neler yapılırsa bizde de onlar yapılacaktır, yapılmaktadır. Kuzey Kıbrıs'ta insan haklarını koruyup geliştirmek bizim öncelikli görevlerimiz arasındadır ve bizler bunun bilincindeyiz."

* * *

Alnar'la çok kapsamlı bir sohbet yaptık.

Yaşananların geliyorum diye diye geldiğinde hemfikir olduk. Gördüm ki İçişleri Bakanlığı uzun süredir Cezaevinde kapasite fazlası mahkum ve tutuklu konusu dahil tüm konuları elini çabuk tutarak halletmeye çalışıyor. Ancak üç yıl önce 160 dolayında olan mahkum ve tutuklu sayısı 450'lere ulaşınca tüm önlemler bir anlamda yetersiz kalıyor.

Ali Alnar'la bu günler geçtikten sonra çok daha kapsamlı bir sohbet yapmak için anlaştık.

* * *

Alnar, devlet kurumlarını koruyarak konuşmaya özen gösterdi. Ancak şunu çok net olarak gördüm ki İçişleri Bakanlığı konuyla ilgili karanlıkta nokta kalmasını istemiyor.

Karanlıkta nokta kalmaması konusunda işleri kolay mı? Bu soruya EVET demek kolay değil.

Ancak şunu anladım ki cezaevinde benzer olayların tüm yönleriyle yeniden yaşanmaması için İçişleri Bakanlığı tüm olasılıkları göz önünde tutarak önlemlerini alıyor.

Tabipler Birliği % 90 mahkumda darp saptadı

İçişleri Bakanlığı'nın başvurusuna olumlu yanıt vermesinden sonra Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nden Başkan Bülent Dizdarlı başkanlığında beş kişilik bir doktor ekibi dün akşam üzeri cezaevine giderek kendilerinin belirlediği yöntemle mahkumları sağlık kontrolünden geçirdi.

Yaklaşık üç saat süren muayene sonrası telefonla görüştüğüm Bülent Dizdarlı özetle şunları söyledi:

"Olayın üzerinden sekiz gün geçtiği için pratik bir yöntemle hızlı sonuç almamız gerekiyordu. Bizlere 420 kişiden oluşan mahkum ve tutuklu listesi verildi. Doktor arkadaşlarımızla birlikte belirlediğimiz yöntemle bir anlamda kura yöntemiyle 30 isim belirledik. Bu otuz kişiyi muayene ederken genel sağlık durumlarının ne olduğunu ve bizlere göstermek istedikleri darp izi olup olmadığını sorduk. Bu şekilde otuz mahkum ya da tutukluda durum saptaması yaptıktan sonra onlara şu soruyu sorduk: "Sizi olay sırasında Çevik Kuvvet tarafından darp edildiğini söyleyen bir arkadaşınızın ismini verir misiniz?" Onlar bize böylece otuz isim daha verdi. Onları da muayene ettik. Yaptığımız muayenelerde % 90 oranında kişide de darp izi bulduk. Dört kişinin daha ileri ortopedik tetkik için hastaneye sevki gerektiğini de yetkililere bildirdik. Konuyla ilgili önce ayrı ayrı rapor yazıp sonra ortak raporumuzu hazırlayıp büyük olasılıkla pazartesi günü hem yetkililere ileteceğiz hem de kamuoyu ile paylaşacağız."

Bu ilk bilgiler suçlu suçsuz ayırımı olmaksızın mahkumların sıra dayağından geçirildiğini gösteriyor. Umarım cezaevi yetkilileri darp izlerinin mahkumların kendi aralarında yaşandığı iddia edilen kavga sırasında olmuştur gibi komik bir iddia ileri sürmez. Yetkililer de bu bilgiler ışığında gerekeni yapar.

Avukat Bülent Asena'nın mektubu

"Sn. Hasan Hastürer,

Kıbrıs Gazetesi,

Lefkoşa.

Sevgili Hasan,

Merkezi Cezaevi'nde meydana gelen "dayak" olayına karşı ciddi duruşun ve kararlılığından dolayı, öncelikle seni kutlarım.

Ben, geçen cumartesi günü tutuklu bulunan üç müvekkilimi görmek için Merkezi Cezaevi'ne gittim. Doğrusu, dayak olayının abartıldığını düşünmekte ve çağdaş bir devletin polisinin böyle bir eylem gerçekleştirebileceğine ihtimal vermiyordum.

Müvekkillerimi gördüğüm anda, duruş ve bakışlarında bir gariplik olduğunu fark ettim ve hemen olayları sordum. Dayak olayını, ağlamayı beğenmeyen, isyan eden ses tonlarıyla anlatırken, vücutlarındaki morlukları gösterdiler. İnsanlık onurları ayaklar altına alınıp zedelenmiş ve kendilerini aşağılanmış hissediyorlardı. Dayak olayının sebebini ise, Cezaevinde hap satmak isteyen birkaç kişi ile buna karşı çıkan birkaç kişi arasında meydana gelen bir kavganın sebebiyet verdiğini ve kavga olayının bitip, kişilerin yatıştırılmasından sonra, Çevik Kuvvetin, cezaevine gelerek, tüm mahkum ve tutukluları defaatle sıra dayağından geçirmesi olarak izah ediyorlardı.

Cezaevindeki olayların, cezaevi içindeki mahkumların hap satmaları nedeniyle meydana gelmiş olması, kavganın bitip, olayın yatışmasından sonra, Çevik Kuvvetin, cezaevine gelerek, tüm mahkum ve tutukluları sıra dayağına tutması, kanaatimce hem acizlik, hem de insanlık ayıbı olması bakımından vahimdir.

Bir babanın, evladın, kocanın ve hele bir annenin dövülmesi, insan onurunu rencide eden en aşağılayıcı eylemdir. Bir an için kendimizi, bir baba, evlat, koca ve anne olarak, dayak atılan ve aşağılanan mahkumların yerine koyarak düşünürsek, sanırım, insanlık ayıbı olan dayağın ne demek olduğu çok daha iyi anlaşılacaktır.

Saygılarımla,

Mustafa Bülent Asena

Avukat"

Günün sözü:

Suçu, suçluyu gizlemek, suçtan daha ağır suçtur...

   1009 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital