|
LEFKOŞA- Bir yılı daha geride bıraktık.
Yeni bir yüzyıla girişimizi dün gibi anımsarım. Ve işte şimdi artık tarih yazarken 2007 diye yazıyoruz.
Her yeni yıla merhaba derken aslında geride kalan yılın muhasebesini de yaparız.
Geçtiğimiz Cuma akşamı BRT’de Aktüel Programının konukları arasındaydım. 2006’yı değerlendiriyoruz öncelikle. Sunucu inatla 2006’dan güzel şeyler bulup söylememi zorluyor. Gerçekten bulamıyorum.
Elimde de KKTC’nin resmi haber ajansı TAK’ın 2006 yılıyla ilgili on bir sayfalık yazılı değerlendirme metni. Hemen hemen her konuda nelerin olup bittiği değerlendirilmiş.
Ve bir başlık, “UMUTLANDIRAN POZİTİF HABERLER”. Başlığın altında yazılı olanları aynen okudum. İşte okuduğum o bölüm:
KKTC’nin gözbebeği eğitim kurumu DAÜ’de süresiz greve kadar varan sorunlar, yılın son günlerine damgasını vurdu. Soruna 28 Aralık’ta bulunan çözümle grev kalkarken, başta DAÜ’lüler olmak üzere toplum derin bir nefes almış oldu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularını geliştirmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı Kapısı’nın açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidin kaldırılmasına karar verdiği de 28 Aralık’ta açıklandı. Açıklamada, üst geçidin kaldırılması çalışmalarına 29 Aralık’ta başlanacağı da bildirildi.
İçişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çalışma hayatını kayıt altına alma çabaları çerçevesinde birçok yasal düzenleme hayata geçti ve çalışma izinleriyle ilgili prosedür yeniden düzenlenip uygulanmaya başlandı.
Özel sektörle devlet çalışanlarının aynı sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmasını sağlayacak tek sosyal güvenlik sisteminin yaşama geçmesi için yıl boyunca sürdürülen hazırlıklar ve hedefler zaman zaman sapsa da, yılın son günlerindeki bütçe görüşmelerinde yapılan konuşmalarda, sistemin 1 Ocak 2007’den itibaren geçerli olacağı vurgulandı.
CTP ve DİSİ’nin ortak barış konseri ocak ayının barış adına umut veren haberlerinden biriydi.”
Eminin siz de fark ettiniz devletin resmi haber ajansı bile “Umutlandıran pozitif haberler” başlığının altını doldurmak için akla karayı seçmiş, sonuçta da benzetme yerindeyse incir çekirdeğini doldurmayacak konuları umutlandıran pozitif haber olarak nitelemiş.
* * *
Kuzey Kıbrıs’ta 2006 geride kalırken iki konu gündeme damgasını vurdu.
Bir... Lefkoşa’da Güneyle Kuzey çarşısının buluşma noktası olan Lokmacı’da üst geçit olarak yapılan ve kimsenin içine sindiremediği köprünün yıkılacağının Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanması.
İki... İki kişinin ölümü ile sonuçlanan Mafya hesaplaşması.
Köprü yapıldığı zaman Kuzey Kıbrıs’taki resmi makamlar bile adam gibi o köprünün gerekli olduğunu savunamamıştı. İşin kötü yanı oynayama niyeti olmayan gelin gibi Lokmacı barikatının karşılıklı geçişlere açılmaması için gerekçe arayan Papadopulos takımına ciddi bir koz vermiştik.
Niye koz?
Çünkü o köprüyü gören yerli yabancı herkes, doğru, yerinde, gerekli bir köprüydü demedi.
Sonunda Türk tarafının o köprüden vazgeçeceği belliydi.
Ancak bu satırların yazarı olarak beni rahatsız eden, KKTC’nin tepesindeki makamdan köprünün açılacağına ilişkin yapılan açıklamadan önce 18 Aralık 2006, Pazartesi günü görüşüp sohbet ettiğim önemli bir batı ülkesinin bir diplomatının, “Köprüyü hiç bir karşılık beklemeden yıkın. Bu konuda yetkilileri cesaretlendirecek yayın yapın” yönünde bir isteği dile getirmesi. Eminin aynı istek Mehmet Ali Talat’a da iletilmiştir.
Köprünün yıkılması ya da yerinden kaldırılması kararı doğru bir karar. Ancak önemli olan nokta yeni bir geçiş noktasının açılması konusunda karşılıklı uzlaşıya katkı koyacak şekilde adım atılması.
Rum tarafından özellikle AKEL Lokmacı barikatının açılmasından yana. Atılacak adımların da bu yönde ortak noktada buluşmaya yardımcı olmasını istiyor.
27 Aralık 2006 Çarşamba günü öğle yemeğinde Lefkoşa’nın Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Rum Belediye Başkanlığına yeni seçilen Eleni Mavrou ile beraberdim.
Barikatın açılmasına engel olarak görülen köprünün yıkılması kararının ayak seslerini duyulduğunda hemfikirdik.
Eleni Mavrou o noktada şunları söyledi:
“ Türk tarafının köprüyü kaldırma dahil bir takın açılımlara hazır olduğu yönünde duyumlarımız var. Ledra Sokağı’nın açılmasını destekliyorum. Ledra Sokağı’nda işyeri olanlardan aldığım izlenim onlar da geçiş noktasının açılmasını istiyor. Görevi resmen devraldığım zaman Ledra Sokağı’nın karşılıklı geçişlere açılması önceliklerimin arasında olacak. Ancak bu konuda adımlar atılırken amaç geçiş noktasının açılması olmalıdır. Türk tarafından bazı çevrelerde “Adım atıp Papadopulos’un barikatın açılmasına karşı olduğunu teşhir edelim” anlayışının olduğunu hissediyorum. Benim için kimin karşı olduğu değil, barikatın açılması önemlidir. Çabam da o yönde olacaktır.”
Kararın açıklanmasının ertesi günü yerli ve yabancı bası Lokmacı’ya gitti. Ancak köprünün yerinden kaldırılması yönünde ciddi bir çalışma yoktu.
Ardından Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Lokmacı’daki köprünün yıkılması kararını selamlamak için Lokmacıda lokma dağıttı.
Bunlar göze hoş yaklaşımlar olarak algılanabilir ilk bakışta. Ancak yapılanlarla yüz yüze gelindiği zaman ortak bir iş yapmadan öte futbol maçından bir benzetmeyle karşı tarafa “gol atma” çabası içinde olunduğu çok rahat görülüyor.
Bu yaklaşımla barışın inşasına gerçekten katkı konulur mu? Bana göre zor.
Kıbrıs sorununun hem oluşması hem de çözümsüzlüğünde bana göre üç yaklaşım rol oynar. HATA-ISRAR VE AYRINTI.
Her fırsatta söylerim Kıbrıs sorunu hata, ısrar ve ayrıntılara takılıp kalınmasının ürünüdür.
Eğer taraflar hata, ısrar ve ayrıntılara takılmaktan kurtulamazsa 2007’de de barış ve çözüm için hiç bir şey olamaz.
* * *
Mafya hesaplaşmasıyla ilgili görüşlerimi ve kaygılarımı bir başka yazımda sizlerle paylaşacağım.
|