Kendisine yapılan tüm saldırılara rağmen Türkiye sınırlarında şövenizme ve ırkçılığa karşı geldi. Sıkılan tetik sonucu hayatını kaybetti ama toprağından ayrılmadı.
301'inci madde nedeniyle Türk devletinin hedefi oldu. Hedef atmosferi yaratıldı. Milliyetçi bir dalga yükseldi. Yazdıkları bahane edilerek vatan haini yakıştırması ya da yapıştırması yapıldı. Ama Dink'in ölümü milliyetçi dalgaya meydan okudu. Türkiye'de yaşayan bir çok kişi Dink'in ölümüyle kenetlendi. Dink'in ölümü birleştirdi. Kardeşliğe engel olunamadı.
Dink'in ölümüyle Türkiye siyahiliğe büründü. Adeta kara bir gün. Birisi tetiği çekti. Peki tetiği çeken miydi, çektiren miydi katil? Derinlerde, yüzleri görünmeyenler, emri verenler yok muydu? Emperyalizmin düşünceyi susturan baskıcı anlayışı Dink'in soluğunu, kalemini de susturmamış mıydı? Dink'in kalemi yazmayabilir artık ama ölümü bir çok şey anlatacak.
Dink, emperyalist bir anlayışın kurbanı oldu. Hrant Dink’in öldürülmesiyle Türkiye büyük bir yara aldı. Avrupa Birliği meselesinin tartışıldığı bu ülkede farklı düşüncelere sahip insanlardan biri olan Dink'in sesi son buldu. Ne yazık ki farklı düşüncelere sahipti ve ne yazık ki düşünceleri yüzünden hayatı son buldu. O'nu son yolculuğuna bir çok aydın, düşünür ve sanatçı uğurladı. ‹maji sarsılan bir ülkede sayısız insan Dink için gözyaşı döktü.
Hrant Dink korunmalıydı. Bunu demek için çok geç. Farklı düşüncelere tahammül edilemeyen bir ülkede milliyetçi anlayış tarafından çizilen yolun dışına çıkmak, ölüm gibi bir bedeli gerektirir miydi? Elbette gerektirmezdi. Fakat Dink düşüncelerinin bedelini ölümle ödedi.
Peki Dink böyle bir sonu olacağını bilseydi aynı bedeli ödemeye yine razı olur muydu? Olurdu! Ne yazık ki sözde düşünce özgürlüğünün olduğu bir ülkeyi terketmeyerek fikirlerini korkusuzca savunmaya devam etti. Tüm yürekliliğini ortaya koydu ve 'insan'ın degerini savundu.
Hrant Dink insan haklarını savunan büyük bir düşünür, önmeli bir gazeteciydi. Hrant Dink önemli bir kalemdi. Fakat Türkiye'de nice önemli kalemler vatan haini ilan edilip şiddetle karşı karşıya kaldı...
Tıpkı Uğur Mumcu gibi. Mumcular, Dinkler şövenist düşünceyle savaşmaktan vazgeçmedi, vazgeçmeyecek. Geride kalanlar farklı düşüncelere tahammül edemeyenlere, ırkçı ve şövenist beyinlere karşı savaşmaya devam edecek. |