Geçtiğimiz hafta başlayan ve bu hafta başına kadar Lefkoşa’daki Köprü büyüyüp krize dönüştü. Lokmacı köprüsünün kaldırılıp kaldırılmama krizi KKTC Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, KKTC yetkilileri ile TC Genel Kurmay arasında gelişti.
Geçtiğimiz hafta sayın Talat’ın kararı ile köprünün yıkılması gündeme geldi. Bu toplumun %55 oyu ile göreve gelen sayın Mehmetali Talat’ın aldığı bir karar TC Genel Kurmay tarafindan Kabul edilmez bir yöntem ile hayır olmaz denilerek ret edilir. tabiri caiz ise, Bu kriz ile ‘takke düşer ve kel görülür’.
1974 sonrası yeni oluşan koşullar ile Kıbrıstürk toplumunun siyasi iradesini ortaya koyacağı şartların oluştuğu tam bağımsız ve egemenliğin KKTC vatandaşlarında olduğu inancı vardı. Bu küçük sorun ile Kıbrıslıtürklerin iradesinin aslında olmadığı veya en iyimser hali ile iradenin kalın çizgilerle sınırlandığı bunun dışına cıkılması için Türkiye’de ki bazı merciler ile görüşülerek ve ikna edilerek yola çıkılması gerektiğini gösterdi. Örneğin, Papadapoulos ile Lefkoşa ortak havaalanı açılmasının görüşülmesi için önce Genel Kurmay’dan izin alınması gerekir. Öte yandan ise Papdapulous ‘senin ile görüşmem ustan ile görüşürüm’ derse hangimiz çıkıp ne söyleyebiliriz. Bu olay ile İrademizin yeri geldiğinde nasıl ayaklar altına alınmak istendiğini yeri gelincede ciğnenebileceğini gösterdi.
‘Alın size demokrasi’ diyerek demokrasi bir ülkeye gelmez. Demokrasi bir kültür meselesidir. Sivil hayatın gelişmesi, vatandaşların daha fazla katılımı ve demokratik kurumlara daha fazla saygı ile oluşur. Kıbrıs’taki demokratik kültür gelişmekte olduğu bir gerçektir,fakat daha gitmesi gereken çok uzun bir yol olduğu başka bir realitedir. Mevcut koşullar içerisinde demokrasi ancak bu kadar ilerleyebilirdi. Demokraside aynen irademiz gibi etrafı kalın çizgilerle çizilmiştir. özelde geçici 10. madde genelde KKTC anayasası Kıbrıstürk toplumunun demokrasisini sınırlamaktadır. Eski bir atasözü gibi söyleyene değil söyletene bak. Sayın Büyükanıt söyledi ama KKTC anayasanın geçici 10. maddesine dayanarak konuştu. 10. madde özet olarak Kıbrısta kalıcı bir cözüm bulunana kadar KKTC savunma ve güvenliği Silahlı Kuvvetlere devreder. Buna göre KKTC iç güvenliğini sağlamaktan yükümlü polis ve itfayede Askere bağlandı.
Bu sorunun bir diğer boyutu Kıbrıs Rum Liderliğinin sürekli söylediği ‘Kuzey Kıbrıs Türk ordusu tarafından işgal edildi’ dünya gözünde doğrular ve Kıbrıs Türk liderliğininde sürekli iddia ettiği ‘hayır işgal yoktur’ söylemini yalanlar biçimdedir. Bu noktada dünya aslında ‘kralın çıplak’ olduğunu görür. Bizim liderliğimizin söylediği gibi Kıbrıs’ın Kuzeyinde ayrı bir devlet ve egemenlik olmadığını gözler önüne serer. 40 yıldır demoratik kurallar içerinde bizim irademiz ile KKTC’nin yönetildiği düşüncesi sayın Talat’ın ve CTP’nin uzun bir mücadelenin sonucunda hükümete gelmesiyle pandoranın kutusu açıldı. Perde gerisinde aslında egemeliğimizin nasılda müdahalelerle taciz edildiği bizler başta olmak üzere tüm dünya öğrendi.
Kıbrıs’ta vede Türkiye’de barış ve demokrasi mücadelesi henüz tamamlanmadı. Yürünmesi gereken çok uzun bir yol vardır. Mevcut durum içindeki yaşananları engellemenin öncelikli formulü geçici madde 10 ivedilikle üzerine odaklanılmasındadır. Uzun vadede ise bize bağlı siyasi iradenin ve demokrasinin oluşması için Kıbrıs’ta iki tarafın kabul edebileceği siyasi eşitlik ve iki bölgeliliğe dayalı bir çözümün bulunması ancak bu topraklarda egemenliğimizi getirecektir.
|