Haklarımız nerede? İnsanlık nerede? Eşitlik nerede, özgürlük nerede? Bu sorular cevabını bulamamakla birlikte her fırsatta soruluyor. Özellikle İngiltere'de toplumlarımız tarafından sıkça dillendirilen bir soru.
Dillendiriliyor çünkü Detention Centre dediğimiz tutuk evleri insan haklarının ellerinden alındığı adresler olarak değerlendiriliyor. Bu noktada gözümüzü yaşadığımız ülkedeki Detention Centre'lere çeviriyoruz. Yaşadığımız asırda Avrupa'nın göbeğinde hakları ellerinden alınan insanların zorla götürüldüğü odalara... Hatta anlatılanlara göre modern işkence merkezlerine. Medeniyet ortasında modern işkence merkezleri. Tuhaf, tuhaf olduğu kadar komik, komik olduğu kadar da gerçek. İnsanlığa sığmayan örneklerle dolu bir sürü toplama kampı.
Gazetemiz her fırsatta insan hak ve özgürlüklerinin önemini savunurken, Detention Centre'lerde tutukluluk hali yaşayan insanların seslerini sayfalarından duyurmayı da görev biliyor. Kimileri mektup yazıp gönderiyor, kimileri telefonla ulaşıyor, kimilerinse yakınları bizimle irtibata geçiyor. Kalemimizin gücüyle yardıma muhtaç insanlara destek olmaya çalışıyoruz. Toplumumumuzn kanayan yarasını sayısız insanla paylaşıyoruz.
Paylaştıklarımızdan birisi oldukça yankı uyandırdı, hatta bizim Reporting Asylum The London Press Awards (Mülteciler Alanında Londra Basın Ödülleri) yarışmasında yer almamıza neden oldu. Dört beş ay önce bize telefonla ulaşan bir vatandaşın Detention Centre'lerde yaşanılanları anlatmasıyla kaleme aldığımız haberimiz dört dalda yapılan yarışmanın haber dalında short list'e kalmasına vesile oldu. İnsanlık dramı, çağımıza uymayan insanlık ayıbı ve işkenceye maruz kalanların buruk seslerinin anlatıldığı haberimizin 2006 yılında en iyi haberler arasında yarışması ve short list'e kalması bizim için çok önemli. Geldiğimiz bu nokta toplumun sesi, sözü, kulağı olduğumuzu; ayrıca insan haklarına verdiğimiz önemi gösteriyor hiç şüphesiz.
Geçtiğimiz Nisan ayının 13'ünde gezetemizin manşetinden verdiğimiz "Kimleri Savunuyorlar? Kimlerin Yanındalar?" ve İngilizce bölümünün manşetinden verdiğimiz "Where are our Human Rights now?" başlıklı haberimiz Londra Büyük fiehir Belediyesi'nin organize ettiği Londra Basın Ödülleri (Reporting Asylum The London Press Awards) yarışması için İşçi Partisi Haringey Belediye Meclis Üyesi Nilgün Canver tarafından önerildi. Short list'e kalan gazetemiz Kasmo Publishing ve Voice isimli yayın organlarıyla yarıştı. Toplum Postası, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Ken Livingston, Liberty kurumunun sorumlusu Shami Chakrabati ve Ulusal Gazeteciler Birliği Başkanı Chris Morley'nin de yer aldığı organizasyonda Londra'daki yerel Türk gazeteleri arasında short list olarak kalan tek gazete oldu.
Harmondsworth Detention Centre'de elleri kelepçelenip yere yatırılan, tartaklanan, ayakları yere değmeden uçağa konulup sınırdışı edilen insanların dramlarını yazdık. Aradan aylar geçti. Sekiz ay. Ne değişti? Hiç bir şey. Bu haftaki sayımızda benzer bir haberimiz var yine. Yine bir Detention Centre dramı. Maalesef ki benzer olayları yazmaya devam ediyoruz. Detention Centre'lerdeki insanlık dramları, gözyaşları ve acıları hala sürüyor. Değişen hiç birşey yok. İsimler farklı, bedenler farklı; yaşanılan acılar ortak. Yara kanamaya devam ediyor. Yara küçüleceğine daha da büyüyor. Modern zamanların işkence evleri yarayı durmadan kanatıyor. Aylar önce sorduğumuz soru hala sıcak; hala cevap bekliyor. İnsan hakları nerede? Hakları savunanlar nerede kalıyorlar?
Daha güzel yarınlar için el ele... |