|
Kağıtla hesaplaşma anı şimdi benimkisi.
Sözcüklerin dansına izin verme girişimi.
Geçmişte kalemi kırdığım zaman dilimini unutturma gayesi...
Verilen kararı yakıp ateşe atma arzusu!
Dünü getiremeyiz belki ama şimdiyi kurtarabiliriz.
Kapanmayan bir hesabı kapatma telaşı anlayacağınız benimkisi.
Üstüne tuz bastıkça açılan yarayı bir şekilde yok etme arayışları.
Ruhumun hicranını çoğullaştıramama korkusu!
Üst üste geldikçe beni boğacağını sandığım yorgun düşüncelerle yatıp kalkıyorum günlerdir.
Yorgun ve ezici!
Ne olacak benim halim?
Bizim halimiz?
Enkaz duygular içindeyiz.
Barınamıyoruz artık ne içimizde ne dışımızda.
Sıyrılamıyoruz karanlığımızdan.
Kopup gelemiyoruz güneşli günlere.
Nazım’ın dizeleri dilimizde ama ayaklarımızda kelepçeler sanki.
Güzel günler göreceğiz güneşli günler.
E hani ne oldu?
Umut mu tükendi?
Bezdik mi?
Bittik mi?
Sıfırı mı tükettik?
Kendimize vurduğumuz prangalar yetmedi mi durduğumuz yerde saymaya!
Hiç ilerlememeye...
Hep aynı ağıt dilimizde.
Hep aynı kuruluk dudaklarımızda.
Ve aynı kuraklık yaşamlarımızda!
Kalemi kırdığım veya kırdığımız günden beri kelimelerimiz tükendi.
Kararlarımız yan gelip yattı!
Hatalarımız arttı.
Yalnızlığımız dizboyu.
Beyinlerimiz doyumsuz...
Yiyip bitiriyor bizi!
Yani anlayacağınız görünüş olarak durum vahim.
Fakat yine de umut vaat ediyor içten içe...
Sözcükleri koyvermeli; raks etmelerine izin vermeli.
Kağıtla hesaplaşma anı ertelenmemli.
O an şimdi!
Yazılmalı çizilmeli ne varsa.
Karanlığa hapsedilenler azat edilmeli.
Dünde ne varsa saçılmalı etrafa.
Eteklerimizdekiler dökülmeli bir bir.
Saklama gizleme ile bir yere varılamaz.
Kalem kırılmıştır dünde bir yerlerde belki.
Ama yeni yazılıp çizilecekler kurtarabilir şimdiyi, yarını.
Asıl önemli olan şimdiki zaman!
Gerisi hikaye!
Yaranın üsütüne bu kadar tuz basmak yeter.
Dünü sermeli şöyle taşa toprağa...
Bir güzel ayıklamalı bugünden.
Elimizdeki kalemi dokundurmalı kağıda; bugünün kararı verilmeli.
Unutmayın; dünü getiremeyiz belki ama şimdiyi kurtarabiliriz!
|