20 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Türkiye'nin derdi demokrasi kültürünün yamukluğu...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Mayıs 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Çarşamba sabahı Mehmet Hasgüler’le birlikte Genç TV’de Ada Sabahı Programının konuğuyduk.

Konu, Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimiyle bağlantılı yaşananlar.

Programa Türkiye’den gazeteciler yanında CHP’den Onur Öymen, CHP’den DYP’ye geçen İnal Batu ve Mümtaz Soysal da katıldı.

İnal Batu’nun şu saptaması önemliydi. “ Türkiye’de yaşananların temelinde öncelikle çağdışı olarak nitelenebilecek anayasa vardır.” Batu, öz olarak bunu söyledi. Öteki eklemeleri bunu tamamlayıcı nitelikteydi.

Bu yaklaşımına katılıyorum. Türkiye, çağdaş, sivil, demokratik halka güveni yansıtan bir anayasaya sahip değil.

Türkiye’nin temel derdi demokrasi kültürünün yamukluğu.

En önde gelen siyasilerin söylevlerine bakın... Türk siyasal yaşamındaki terminoloji bile sıkıntının kaynağını, demokrasi kültürünün hangi noktada olduğunu göstermeye yeter.

*            *           *

Demokrasinin de ruhu mutlaka var.

Bütün mesele demokrasinin ruhuna şeytanın yerleşmesini engelleme.

Eğer engelleme başarılamazsa demokrasinin ruhuna yerleşen şeytan hem sorun yaratır hem de sorunların çözümünü zorlaştırır.

Türkiye demokrasinin ruhuna yerleşen şeytan, dışarı atılmadığı sürece, Türk demokrasisi pek çok yol kazasına mahkumdur.

*          *         *

Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşadıklarını asla demokrasi sorunu olarak algılamadım, bundan sonra da algılamam.

Demokrasiyi sağlıklı ilkeler üzerine kurarsanız şimdi Türkiye’de yaşanan sorunları yaşamazsınız.

Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusunu kabul etmesin, AKP’nin kendi gücüyle ileri taşımak istediği süreci durdurdu.

Hukukçu değilim. Anayasa Mahkemesi kararını hukukçu yaklaşımıyla analiz etme alkımından kenarından bile geçmez.

Ama çok iddialı bir şey söyleyeyim, dün açıklanan kararı üretenler konuya salt hukuki yorum sınırları içinde kalarak karar vermemiştir.

Konuya salt kimin cumhurbaşkanı olacağı noktasından bakılamayacağı ortadaydı.

Önce AKP, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili öteki partilerle iletişim köprüsünü attı. Yapılan görüşmelerde de benim kararıma saygı gösterin, adayımı destekleyin dedi.

Dahası ulusal sorun haline gelen cumhurbaşkanlığı adayı konusunda AKP içinde parti demokrasi de pek sağlıklı çalışmadı. Erdoğan, tüm yetkiyi aldı, sonra kürsüye çıkıp, soluklarının tutulmasına neden olacak bir sunuşla Gül’ün adaylığını açıkladı.

Benzer göreve aday olacak isimler batı ülkelerinde bir sene önceden belli olur. Hem o adaylar görüşlerini topluma taşır hem de toplum onları sorgular.

AKP, inadım inat deyince devreye Türk Silahlı Kuvvetleri girdi. Bir gece yarısı elektronik muhtıra ile tavrını koydu.

Dün bir televizyon programında Türk siyasetinin kurt isimlerinden Hüsamettin Cindoruk’u izledim.

Cindoruk, “27 Mayıs 1960 ihtilalini radyodan, 12 Mart 1971 muhtırasını siyah beyaz televizyondan, 12 Eylül 1980 darbesini renkli televizyondan, en son muhtırayı da internetten öğrendik. Haber verilmede teknolojinin en son ulaştığı nokta kullanıldı ama her defasında askerin ortaya koyduğu yaklaşımın gerekçesi ve ruhu aynıdır” dedi.

*              *           *

Askerin çıkışı ve ardından Ankara ve İstanbul’daki Cumhuriyet Mitingleri... Milyonlar meydanlardan caddelere taşınca sivil darbenin ayak sesleri duyuldu.

Tüm bunlar yaşanırken Anayasa Mahkemesi’nde karar üretecek olanların bunlardan habersiz kalması olası mıydı? Tabii ki değildi. Ve bana göre Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu kararda ulusal huzuru ve kamu yararını da gözetmiştir.

CHP’nin başvurusu reddedilmiş ve AKP yoluna devam edip Gül’ü Çankaya’ya yollasaydı, Türkiye’de neler olabileceğini düşünebilir misiniz?

*            *          *

AKP’nin kurmayları arasında olsaydım Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklemeden Gül’ün adaylığını geri alıp, CHP’nin başvuru nedenini ortadan kaldırmayı dener ve beraberinde kendi irademle erken seçim kararı alırdım.

Erdoğan, bunu yapamayarak Anayasa Mahkemesi kararıyla, zorlamayla seçime giden parti gömleğini sırtına geçirdi.

Belli oldu ki AKP, kriz dönemlerinde sağlıklı kararlar üretme becerisine sahip değil.

*            *          *

Anayasa Mahkemesi kararı sonrası tepkileri takip ediyorum.

Öncelikle pek çok profesörün görüşüne başvuruldu.

Bilime saygın sonsuz. Ama dün dinlediğim profesörlerin yorumlarını dinlerken bilim adına utandım.

Bir kez Türkiye’deki temsili demokrasinin yamuk, yumuk, özürlü olduğunu dikkate almadan konuşanlar kaçınılmaz yanlış temelli yorum yapıyor.

Önceki gün de işaret ettim.

2002 genel seçimlerinde  AKP  %34.43 oy oranıyla meclisin %66 sandalyesini (365) elde etti.

CHP’ de o seçimlerde %19.41 oranında oyla, 177 milletvekilliği kazanmıştı.

Aynı seçimde sekiz de bağımsız seçilmişti.

Yani seçmenin yaklaşık %45’in iradesi meclise yansımamıştı.

CHP’nin karşı duruşunu da dikkate alırsa seçmenin üçte birini temsil eden bir partinin, sistemden elde ettiği fazladan milletvekilliğine güvenerek geriye kalanları yok sayması demokrasiyle barışık bir yaklaşım olabilir mi?

Tabii ki olamaz.

Meclis, milletin iradesini tam olarak temsil etmiş olsaydı, askerin muhtırası ile meydanları dolduran milyonlar sinerji yaratamazdı.

*             *          *

Anayasa Mahkemesi kararının ardından  konuşan profesörlerden biri Anayasa Mahkemesi’nin yorumunun bundan sonra cumhurbaşkanlığı seçimini zorlaştıracağını söyledi.

Bir partinin elde edeceği güçle her istediğini yapmasının adı istikrarsa, eksik olsun öyle istikrar.

Cumhurbaşkanı tüm ulusu temsil edecekse en geniş uzlaşıyla seçilmesi en doğru olandır.

Türkiye’nin siyasal yaşamdaki en önemli sorunlarından biri ülke ve demokrasi için bile uzlaşı kültürünün olmamasıdır. Mademki gönüllü olarak uzlaşı kültürü gelişmiyor, yasayla uzlaşı kültürüne destek olmak gerek.

Aslında cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesi en doğru olandır.

*           *        *

Keşke, askerin muhtırası olmasaydı.

Keşke, Anayasa Mahkemesi’nin iradesi yüce meclisin iradesinin üzerine geçmeseydi.

Ama sonuçta bunlar oldu.

Şimdi top yeniden mecliste.

Partiler ince hesap yapmadan erken seçim için karar üretmeli. Erken seçim noktasında ayak sürüyen taraf her ayak sürüyüşünde oy kaybına uğrayacak.

*           *         *

Genç TV’deki programın sonunda Nazmi Pınar, “Türkiye’deki bu gelişmeler Kuzey Kıbrıs’a etki yapar mı?” sorusunu sordu

Ben de görüşümü ortaya koymadan bir karşı soru sordum. “Türkiye’de yaşananlar Suriye’de yaşansa bu gün bu programda üzerinde durup konuşacak mıydık?”

Tabii ki yanıt “Hayır” oldu.

Gerçek olan Türkiye’deki gelişmelerden Kuzey Kıbrıs’ın etkilendiğidir. Şu ana kadar Ankara’sız bir seçim başarısı görmek nasip olmadı.

Böyle olduğu için de Ankara’daki gelişmeleri bazıları kaygı bazıları da umutla izliyor.

 

 

   1022 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital