|
Biliyorsunuz bir süredir Türkiye’de 301’inci madde tartışmaları yoğunlaştı.
Özellikle gazeteci Hrant Dink’in katledilmesinden sonra bu tartışmaların dozu daha da arttı.
Çünkü Hrant Dink, bu 301’inci madde nedeniyle yargılanan ve yargı sürecinde kendilerine milliyetçi, millici vesaire isimler takan ve devletin belli odakları tarafından yönlendirilen bazı saldırganların hedefi oldu.
Burada önemli olan, bu 301’inci madde nedeniyle başta Dink olmak üzere, Orhan Pamuk, Elif Şafak ve diğer birçok yazar-çizer, bilim insanının, yayıncının ifade özgürlüklerinin engellenmesi, ya da bu vesileyle bu insanların özgürlüklerini kullanamaz hale getirilmesi. İşte sonuç ortada:
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), 301. maddesi uygulandığı 21 aylık dönemde en az 12 kişi hüküm giydi. 301'den açılmış 18 dava ise devam ediyor. 'Türklüğü, TBMM'yi, hükümeti aşağılama ve hakaret' suçlamalarını düzenleyen 301’inci. maddeden 2007'nin ilk mahkûmu avukat İbrahim Güçlü. Kürd-Der sözcüsü Güçlü, 'Türklüğü, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 1.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme cezayı ertelemedi. AGOS gazetesi yazarı Aydın Engin hakkında TCK'nin 301. maddesinden soruşturma açıldı. İnsan Hakları Ortak Platformu'nun verilere göre son durum şöyle:
Öldürülen AGOS Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Türklüğe hakaretten altı ay hapis cezasına çarptırıldı.
'Yeni Dünya İçin Çağrı' ve 'Güney' dergilerinin sorumlu müdürü Aziz Özer, 301'den yargılandığı üç ayrı davanın ikisinde altışar ay hapis, birinde 720 YTL para cezasına çarptırıldı.
'TSK'nın manevi şahsiyetine hakaret ettiği' iddasıyla yargılanan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Eren Keskin 10 ay hapse mahkûm edildi.
'Yeni Dünya İçin Çağrı' dergisine Ermeni sorunuyla ilgili yazı gönderen Erkan Akay, bir yıl hapis cezası aldı.
Yayıncı Fatih Taş, 'Cumhuriyet'i aşağılamak'tan altı ay hapis aldı.
Eğitim-Sen Tunceli Şube Başkanı Hanefi Bekmezci, "Askeri kuvvetleri aşağıladığı" gerekçesiyle altı ay hapis cezasına mahkûm oldu.
Sendikacı Hüseyin Ser, Munzur Festivali'nin ertelenmesini eleştiren ortak bildiri nedeniyle altı ay hapis cezası aldı.
DTP Erzincan İl Başkanı Hüseyin Bektaşoğlu, Emniyet'i aşağıladığı gerekçesiyle bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yazar Mustafa Balbal, 'Ararat'taki Esir Generalden Kan Çiçekleri' adlı kitabında güvenlik kuvvetlerini aşağıladığı için 10 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Radyocu Ejder Öziç, Irak'a asker göndermeyi eleştirdiği için altı ay hapis aldı.
Gazeteci Zülküf Kısanak, kitabında Cumhuriyet'i aşağıladığı gerekçesiyle beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Süren 301 davalarıysa şöyle:
Gazeteci Abdurrahman Dilipak: TSK'nın manevi şahsiyetini tahkir.
Yazar Murat Coşkun ile yayıncı Ahmet Önal: Askeri kuvvetleri aşağılama.
Doz Yayınevi editörü Ali Rıza Vural: Cumhuriyet'i aşağılayan kitap yayımlama.
Tempo’dan Enis Mazhar Tayman, yazıişleri müdürü Neval Barlas ve Kürd-Der yöneticisi İbrahim Güçlü: Türklüğü aşağılama.
Erhan Kara: Bir sergideki kolajda Başbakan'ı aşağılama.
Erol Özkoray: Askeri aşağılama.
Gazeteci Ersen Korkmaz-Necmettin Salaz: Hükümeti aşağılama
Ferhat Tunç: Adliyeyi aşağılama.
Yazar Faruk Çakır: Askeri aşağılama.
Yazar İsmail Beşikçi, gazeteci ve yayıncılar Mehmet Ali İzmir ve Ferzende Kaya: Askeriyeyi aşağılama.
Ahmet Şah Ayaz, Murat Ayaz: Bir gazetede devletin vergi politikalarını eleştiren yazıda devlet kurumlarını aşağılama.
Yazar Murat Pabuç: Yaptığı bir konuşmayla askerleri aşağılama.
Yazar Osman Tiftikçi-Yayıncı Sırrı Öztürk: Orduyu aşağılama.
Yazar-Yayıncı Ragıp Zarakolu: Türklüğü aşağılama dolayısıyla iki ayrı dava.
Gazeteci Serhat İncirli: İki yazısında Türklüğü aşağılama.
Gazeteci Sinan Kara: Bir gazetedeki yazısında askerleri aşağılama.
Tuncay Özkan-Cüneyt Arcayürek-Adnan Bulut: KanalTürk TV'de yayımlanan programda askerleri aşağılama.
Bu vahim tabloya rağmen AKP hala oyalama taktiği uyguluyor. Adalet Bakanı, “İşin esası değişemez ama ayrıntılar üzerinde oynayabiliriz” türünden gayri ciddi açıklamalarla durumu idare etmeye çalışıyor. ,
Hatta artık doğru olmadığı çeşitli uzmanların ve bizzat o ülke büyükelçilerinin yaptıkları açıklamalarla kanıtlandığı halde, “Benzer hükümlerin Avrupa ülkelerinde de olduğu” na ilişkin gerçek dışı iddialarını tekrarlıyor.
CHP de 301’le ilgili herhangi bir değişikliğe yanaşmıyor ve bu yasakçı maddeye dört elle sarılıyor. Amacı belli: Milliyetçi söylemlerle yükselen faşizan dalgadan oy kapma çabası.
Baykal son olarak Basın Konseyi’nin ılımlı bazı değişikliklerini de reddederek CHP’nin özgürlükler düşmanı bir parti olduğunu açıkça ilan etmiş oldu.
Kendilerini hala ‘solcu’ ya da ‘sosyal demokrat’ sandıkları halde bu nasyonalist partiyi kerhen de olsa destekleyenlere duyurulur.
|