21 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Yapay krizler ve boşa geçen zaman

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Aralık 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

AB’nin Türkiye ile müzakereleri Kıbrıs meselesini gerekçe göstererek 8 başlıkta dondurması kararından sonra  ortalık sakinleşmiş gibi görünüyor.

İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Brüksel’deki AB liderler zirvesinden sonra Ortadoğu’ya giderken uğradığı Türkiye’de, Kuzey Kıbrıs’a yönelik ambargoların kaldırılması yolunda bazı umut vaadedici laflar etmesinin yarattığı olumlu hava da yerini beklentiye bıraktı.

Şimdi gözler yeni yıla çevrildi. Bakalım AB liderler zirvesinden sonra yapılan açıklamada zikredildiği gibi 2007’nin başında Kuzey’e yönelik bazı olumlu adımlar atabilecek mi?

Kıbrıs meselesinin BM’nin gözetiminde çözülebilmesi için yeni girişimler  yapılabilecek mi?

Netıce olarak haftalardır gürültüsü yapılan bu mesele şimdilik gündemde ‘her zamanki, çözülmemiş meseleler’ arasındaki yerine döndü.

Bir türlü çözülemeyen, sürekli kriz yaratan meselelerin bulunduğu yere...

Bunun yerine son bir yıldır Türkiye’nin gündeminden düşmeyen, düşürülmeyen erken seçim ve cumhurbaşkanlığı meselesi yine ön plana çıkarıldı.

Başta CHP olmak üzere, MHP ve diğer  bazı siyasi partiler, kendilerini sivil toplum örgütü olarak tanımlayan ama sivillikle alakaları olmayan bazı örgütler ve son zamanlarda da  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer erken seçim yapılsın istiyor.

Geri planda da silahlı kuvvetlerin desteği var.

Sebep malum. Bu Meclis’in yeni cumhurbaşkanını seçmesini istemiyorlar.

“Erken seçim yapılsın, yeni Meclis cumhurbaşkanını seçsin”  diyorlar.

“Niçin ?” diye sorulduğunda söyledikleri şeyler hukukla, mantıkla, demokratik ilke ve teamüllerle açıklanacak gibi değil.

Adeta, “Biz öyle istiyoruz da ondan “ der gibiler.

“Bu Meclis’in erken seçime gitmesini gerektiren bir durum var mı?” diye sorduğunuzda aldığınız cevaplar da mantıklı değil.

Bütün dertleri AKP’yi erken seçime zorlayarak bir karambol ortamı yaratarak AKP’nin iktidardan uzaklaşmasını umdukları anlaşılıyor. Böylece cumhurbaşkanlığı makamına AKP’li bir adayın seçilmesi önlenmiş olacak.

Tabii seçim sonuçları istedikleri gibi çıkarsa.

Yapılan kamuoyu yoklamalarına bakıldığında bu beklentilerin ne kadar boşuna olduğu görüldüğü halde bir erken seçimin dayatma halinde Türkiye’nin tek meselesiymiş gibi kamuoyuna empoze edilmesi ülkeyi sürekli bir tedirginlik ve kriz ortamında tutuyor.

AKP de haklı olarak seçimin zamanında yapılması gerektiğini söylüyor. Gerçekten de seçimin erken yapılmasını gerektirecek herhangi bir olaganüstu durum söz konusu değil.

Böylece Türkiye tam anlamıyla yapay bir kriz gündemi ile aylarca meşgul ediliyor.

Böyle bir kriz ortamında kuşkusuz aslı astarı olmayan söylentiler, senaryolar da ortalıkta kol geziyor.

Türkiye aslında erken seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi bahane edilerek bir rejim bunalımı yaşıyor. AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana bu bunalım körükleniyor. Bazı odaklar AKP’nin yüzde 35’ler civarında oy alarak iktidara gelmiş olmasını  bir türlü hazmedemiyor. Bu nedenle 2002 Kasım’ından bu yana her vesile ile bir bunalım çıkarılıyor, kriz yaratlıyor.

Kuşkusuz AKP yöneticilerinin ve Hükümet yetkililerinin bazı yaklaşımları ve söylemleri de bu bunalımları ve kriz ortamını kışkırtıyor.

Tabii bu gibi yaklaşımların ve söylemlerin demokratik işleyişin ve anayasal kuralların önüne geçilmesine bir sebep teşkil etmemesi gerekir.

Herşeyden önce demokratik kurallara ve anayasanın temel ilkelerine uymak gerekiyor.

Milli iradeye saygı ise herşeyden önemli.

Türkiye’de krizlerin temelinde yatan asıl sebep bu.

Demokrasiye ve yasalara gösterilmesi gereken saygı gösterilmiyor. Bu nedenle bürokratik odaklar ülkenin yönetimini milli iradenin belirlediği siyasal iktidarlara bir türlü tam anlamıyla devretmek istemiyor.

Rejim bunalımları ve krizler bu yüzden çıkıyor.

Erken seçim ve  cumhurbaşkanlığı seçimi bir bahane

Daha önce deki yazılarımda da belirttiğim gibi Kıbrıs meselesi bile bir bahane olarak kullanılıyor.

Şimdi önümüzdeki yılın mayıs ayına kadar Türkiye’ye rahat huzur yok. İktidar mücadelesini rejim meselesine ve laiklik-şeriat çekişmesine bağlamak isteyenler erken seçimi zorlamak için ellerinden geleni yapmaya hazır gibiler.

Bu konuyu kışkırtanların ve hükümete aba altından sopa gösterenlerin  bu amaç doğrultusunda konuşmaktan ve yazmaktan çekindikleri yok.

Türkiye’nin çok değerli zamanı ve enerjisi bu boş ve yapay çekişme ve yaratılan krizlerle heba olup gidiyor.

AKP’nin seçim hesaplarına dayanan ürkekliği ve aldığı oyların hakkını veremeyen,  durumu idare eder gibi yapan yaklaşımı gelecek için bir umut vaad etmiyor.

Türkiye yeni bir yıla hızla yaklaşırken bir süre daha krizlerle çalkalanan bir ülke görünümünden kurtulamayacak gibi görünüyor.

   1106 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital