İsminin açıklanmasını istemeyen 1974 doğumlu genç bir işadamı, askerlik sorunu nedeniyle gidemediği Kuzey Kıbrıs'taki yetkililere defalarca mektup yazdı, ancak ne sorunu çözüldü ne de mektuplarına yanıt verildi.
32 yaşındaki genç işadamı emlakçılıkla uğraşıyor ve bu alanda Londra'nın önemli şirketlerinden birini kendisi gibi Kıbrıslı genç bir işadamı ortağıyla yönetiyor.
1990 yılında ailesiyle birlikte Kuzey Kıbrıs'a yerleşmeye giden gencimiz, 1992'de yeniden Londra'ya gelip iş yaşamına atıldı.
KKTC'de olduğu süre içerisinde "Yabancı" mumamelesi gördü. "Askerlik kapsamına girmemesi ve eğitimini sürdürebilmesi" için kendisine "Yabancı uyruklu vizesi çıkar" dendi.
O da öyle yaptı. Yabancı uyruklu vizesi ile iki yıl Kuzey Kıbrıs'ta yaşadı.
1995 yılında KKTC'de vatandaşlık yasası ile askerlik yasası "Kıbrıslı Türk anne ve/ veya babadan doğan herkesi KKTC vatandaşı" sayarken, "Her KKTC vatandaşı erkek askerlik görevini yerine getirmek zorundadır" uygulamasını da ön plana çıkardı.
Hayatında Kıbrıs'ı televizyonda dahi görmese, annesi veya babası Kıbrıslı Türk olan herkes, bundan dolayı askerlik yapmak zorunda bırakıldı.
Ancak yurt dışında yaşayanlara, "Yerleşme maksadıyla gelirseniz yapacaksınız" ya da"Bir takvim yılı içerisinde şu kadar süreden fazla kalırsanız askere alınacaksınız" gibi şartlar koşuldu.
Londra'da yaşayan gençlere de "Af amacıyla müracaat edin" dendi. Ama Londra'da ne resmi gazete vardı, ne de herkesin Türk medyasını takip edecek durumu...
Bizim genç işadamı, askerlik yasalarıyla ilgili bilgileri hep akrabalarından almak zorunda kalıyordu.
Genç işadamının babası, af ya da kısa dönem veya bedelli askerlik yasalarından yararlanmak için müracaat ettiğinde, "13 gün geç kaldınız" dendi. Ve o andan itibaren, genç işadamı "Asker kaçağı" durumuna düştü.
Şimdi bu genç insan, Londra'da milyonluk işlerini bırakıp 16 ay askerlik yapmak zorunda. Tabii ki Kıbrıs'a giderse! E gitmesin mi?
Bir dokunun bin ah işitin!
İşadamı dostumuz şunları söylüyor:
"Çok sevdiğim ülkeme gitmeyeyim mi? Annemi babamı özlemeyim mi? Anneannem öldü, babaannem öldü, dedem öldü, cenazelerine gidemedim! İşimi gücümü bırakıp, iflas edip, 16 ay askerlik mi yapayım?
Simdi askerliğin düşmesiyle 16 ay yapmak zorundayım. 1996 yılında gitmiştim en son kez... Ercan Havaalanı'nda yoklama kaçağı yani asker kaçağı olduğum söylendi. O gün bu gündür gidemiyorum... Burada emlak işindeyim. İspanya'da, Dubai'de, Türkiye'de, Fransa'da evler satıyorum... KKTC piyasasından teklifler var, gidip insanlarla görüşemiyorum, ülkeme yatırım yapamıyorum... Merak ediyorum ve soruyorum: Benim KKTC kimliğim yok. 1995'te çıkan bir kanun, 1992 yılında ayrıldığım ülkede beni nasıl etkiler?
Orada kaldığım iki yıl içerisinde bana yabancı muamelesi yapıldı, ikamet belgesi alarak yaşadım. İkamet etmek için izin aldım. Ben nasıl ve ne zaman vatandaş oldum? Bu insan haklarına aykırı değil mi? Kaldı ki KKTC'de doğan gençler bedelli askerlik hakkından yararlanıyorken, ben İngiltere'de doğma büyüme biri olarak ve o ülkede iki yıl yabancı olarak yaşamış olmama rağmen yararlanamayıyorum, bana karşı haksızlık yapılmış olmuyor mu?
Bence büyük haksızlık yapılmıştır. Evli ve bir çocuk babasıyım. İki işyeri olan biriyim. Ailemi ziyaret etmek istiyorum... Artık lütfen yeter! Kıbrıs'ta ailemi, arkadaşlarımı, akrabalarımı ziayert etmek istiyorum! Onları çok özledim! KKTC'de iş yapmak istiyorum! Dört yıl içinde babaannemi, anneannemi, annemin babasını kaybettim. Cenazelerine gidemedim. Oturup Londra sokaklarında ağladım. Bırakın da mezarlarına gideyim! Ama hepsinden acısı nedir biliyor musunuz? Dünya'nın ambargo uyguladığı KKTC, ben ve benim gibi birçok gence bizzat kendisi aynı şeyi yapmıyor mu?"
Acı ama gerçek; ailemle Larnaka'da buluşuyorum!
Askerlik sorunu nedeniyle Kuzey Kıbrıs'a gidemeyen bir başka okurumuz da, "Kaçak durumuna düştüm ama bunu isteyerek yapmış değilim" dedi. 18 yaşında okumak için Kıbrıs'tan ayrıldığını ve İngiltere'de ekmek derdine düştüğü için, doğru dürüst bu konuyla ilgilenemediğini belirten isminin açıklanmasını istemeyen okurumuz şunları kaydetti:
"Londra'ya geldiğimde, resmen süründüm. Akrabalarımın yanına gelmiştim ama olmadı. Sokakta kaldım. Otobüslerde uyudum. Bir otobüse biniyordum. Birinci duraktan son durağa kadar uyuyordum. Sonra aynı yerden başka otobüsle, geri geliyor ve uyku sorununu çözüyordum. Kıbrıs'a altı yıl hiç gitmedim. İs buldum. Sonra kendi işimi kurdum. Altı yıl sonra gittiğimde, "Asker kaçağısın" dediler. Kağıt falan izmaladım. Ne imzaladığımı dahi bilmiyorum. Şimdi annemi babamı görmeye Larnaka'ya gidiyorum. Larnaka'da bir otelde kalıyorum. Bir hafta annem babam hergün geliyorlar, görüşüyoruz. Acı bir olay. Bence bu sorun sadece benim sorunum değildir ve çözülmesi şarttır." |