20 Ağustos 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
Alman İstihbaratı "Derin devletin işi"
Genelkurmay Başkanı Başbuğ oldu
Talat "2009 başında çözüm bekliyorum"
Serap Tezcan barış ve kardeşliği yazıyor
Kolesterolü düşürmek için en yeni teknikler
Johnson canlı yayında sinek yuttu
Richard Barnes'tan destek sözü
DAÜ Yaz Kampı’na Londra’dan 12 genç katılıyor
ICAD: "Sadece Ergenekon'u Değil, Devlet Yapımı Kontrgerillayı Dağıtın"
Kraliçe yine Londra'dan

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Talat "2009 başında çözüm bekliyorum"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, eylül ayında başlayacak müzakere sürecinden yıl sonuna kadar sonuç beklediğini belirterek, "Yeterli birikim var.
   8 Ağustos 2008, Cuma 00:00 Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıl sonuna kadar ilerleme, 2009 başında da çözüm bekliyorum. Zaten çözüm olacaksa kısa sürede olacak" dedi.

Müzakereleri başlatma aşamasında Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la temel konular dâhil her konuyu ele aldıklarını, bazı konularda yakınlaşma tespit edilirken bazılarında büyük farklılık olduğunu söyleyen Talat, "Ancak bu aşamada yapılan, pozisyonların ortaya konmasıdır. Pazarlık, detaylandırma müzakerelerde olacak" diye konuştu.

TAK muhabirinin sorularına karşılık, tarafların en uzak olduğu konunun mülkiyet olduğuna da vurgu yapan, "45 yıllık birikim ve her bireyi yakından ilgilendirmesi nedeniyle beni de en çok endişelendiren konu" diyen Talat, kurucu devletlerin sınırlarını belirleyecek toprak ayarlamalarını (harita) da zor konular arasında sıraladı.

Talat, Kıbrıs Türk toplumunda son yıllarda ciddi bir "çözülme", "yabancılaşma", "kimlik sorunu" yaşandığına dikkat çekerken de, bu durumun çözüm sürecinde zaafiyet yaratabileceği konusunda kaygı belirtti.

Talat, Rum basınının çoğu zaman bilinçli "manüpülatif" yayınları konusunda da uyarılarını yineledi ve özellikle müzakere sürecinde Kıbrıs Türk basınının dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la 3 Eylül'de müzakerelere başlama konusunda mutabakata vardığı 25 Temmuz görüşmesinin ardından TAK muhabirinin sorularını yanıtladı. Müzakere sürecine yönelik hazırlıklar yanında iç politik durum ve toplumsal yapıya ilişkin görüşlerini de dile getiren Talat, hükümetten sivil toplum örgütlerine kadar toplumun geneline dikkat çekici mesajlar gönderdi.

Prosedür henüz belirlenmedi... İkinci görüşme 11 Eylül'de

Güvenlik ve teknik donanım bakımından ara bölgedeki BM merkezinde 3 Eylül'de başlayacak müzakerelerin prosedürünün henüz belirlenmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, "Şu an için tek belirlenen 3 Eylül'ün ardından 11 Eylül'de yeniden görüşeceğimiz. Ama prosedür haftada bir mi, iki mi, daha fazla mı olacak belirlenmedi. Onlar haftada bir, biz haftada iki önerdik. Henüz ortak tutum yok. 3 ve 11 Eylül'deki görüşmelerde prosedür belirlenecek" dedi.

Neden Haziran değil de Eylül

Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'la 21 Mart'ta yapılan ilk görüşmede varılan mutabakata göre müzakerelerin haziran ayında başlaması gerekirken, Rum tarafının "zemin, komitelerde ilerleme yok" gerekçesiyle başlangıç tarihinin eylül ayına kaldığının anımsatılarak, "Nasıl bir gelişme oldu da zemin oluştu" diye sorulması üzerine Talat, "Rum tarafının bu gerekçesi doğru değildi. Çalışma gruplarının elde ettiği sonuçları kullanarak haziran ayında başlatacaktık. Öyle de oldu ve eylülde başlattık. Eylüle ertelemek istemelerinin tek nedeni iç sorunlarıydı" diye konuştu.

Her konu konuşuldu

Müzakereleri başlatma kararı alırken Hristofyas'la temel konular dâhil her konuyu ele aldıklarını, tarafların konulara ilişkin pozisyonlarını bazı konularda alternatifli olmak üzere ortaya koyduğunu anlatan Talat, "Yönetsel konular, yargı, mülkiyet, güvenlik, yürütme, yasama dâhil tüm konulara değindik. Uzlaştığımızın tespit edildiği konular olduğu gibi, uzlaşamadığımızı tespit ettiğimiz konular da var. Bazılarında yakınlaşma var, bazılarında yok. Ama bunlar pozisyon... Detaylandırma, pazarlık müzakere masasında olacak" dedi.

Örnek verirken, "İki meclis olacağı konusunda uzlaşma var, ama meclislere seçimin nasıl olacağı konusunda farklılık var... Veya siyasi eşitlik konusunda uzlaşma var ama nasıl uygulanacağı konusunda tam görüş birliği yok" diyen Talat, garantiler ve güvenlik konusunda ise özetle şunları söyledi:

Garantiler ve güvenlik suni konu

"Annan Planı döneminde tarafların neredeyse tek uzlaştığı konuydu. Gündeme dahi getirmedi Rumlar o dönemde... Ama plandan sonraki dönemde sanki bir numaralı sorun gibi göstermeye çalıştılar. Eski başkan Papadopulos, garantilerin değişmesinin çok zor olduğunu bildiği için önemli bir uzlaşmazlık noktası olarak öne çıkarmaya başladı. Ondan sonra da devam etti bu tutum... Yani biraz suni bir sorun."

Dönüşümlü başkanlık

Cumhurbaşkanı Talat, dönüşümlü başkanlık konusunda ise, "Uzlaşma yok ama Hristofyas dönüşümlü başkanlığın prensipte olacağını kabul ettiğini açıkladı. Süreler konusunda taraflar pozisyonlarını ortaya koydu" dedi.

Ancak bu konudaki önerileri konusunda detaya girmeyen, basın yoluyla değil masada konuşulması gerektiğini söyleyen Talat, "Konuyla ilgili Rum yönetimi kaynaklı haberleri teyit eder misiniz" sorusuna da "Hayır etmem" karşılığını verdi.

En zorlusu mülkiyet... En çok endişelendiğim konu

Bir soruya karşılık, tarafların en uzak olduğu konunun ise mülkiyet olduğuna dikkat çeken Talat, "Bu konuda epeyce fark var, en farklı olduğumuz konu" dedi.

Tüm konularda olduğu gibi mülkiyet konusunda da pozisyonlarını ortaya koyduklarını, çeşitli alternatifler dile getirdiklerini söyleyen Talat, detay istenmesi üzerine, "Takas, iade, tazminat hepsi var" dedi ancak ayrıntıya girmedi. "Bunlar pozisyondur, ancak masaya oturunca öneri olacak. Masada bizim de, onların da pozisyonlarında değişiklik olabilir" diye konuştu.

"Mülkiyet sorununu aşabileceğinize inanıyor musunuz, endişelendirmiyor mu sizi" diye sorulunca da Talat, "Evet, en zor, en çok endişelendiğim konu. Çünkü her kişiyi bire bir ilgilendiren 45 yıllık bir sorun. Zor, karmaşık ve çözümü pahalı bir sorun..."

Harita da zor ama en son

Başka bir soruya karşılık, kurucu devletlerin sınırlarını belirleyecek harita konusunun ise gündeme gelmediğini söyleyen Talat, "Harita ancak anlaşma yolunda ilerleme olursa konuşulabilir. Çünkü harita konuşmak pratik hayatta güçlük yaratır, ekonomik hayatı etkiler" dedi.

Komiteler devam

Cumhurbaşkanı Talat, müzakere sürecinde iki tarafın temsilcilerinden oluşan teknik komiteler ile çalışma gruplarının çalışmaya devam edeceğini, liderlerin taleplerine göre komitelerin gereken konuları ele alabileceğini de söyledi.

Hedef yılsonu... Olacaksa erken olacak

Cumhurbaşkanı Talat, "Bu süreçten sonuç alacağınıza samimi olarak inanıyor musunuz, çözüm için gerekli ortam var mı" sorusuna ise şu karşılığı verdi:

"Zemin, malzeme hazır... Annan Planı'yla ilgili müzakereler 1.5 ay sürdü; çünkü malzeme hazırdı. Şimdi daha da hazır... Annan Planı belki masada değil ama çantada... Gali Fikirler Dizisi var v.s... Malzeme çok... Ben yılsonuna kadar önemli ilerleme sağlayacağımıza ve en geç 2009 başında da çözüm olacağına inanıyorum. 'Bu süre kısadır' demeyin. Çözüm olacaksa erken olacak. Uzun zamana yayılırsa bozulma, kopma ihtimali artar."

Kırmızı telefon ne demek

Cumhurbaşkanı Talat'a, "Kırmızı telefon ne demek" diye de sorduk.

Hristofyas'la son görüşmesinde kurulması kararlaştırılan "kırmızı telefonun" (hot line) BM aracılığıyla iki telefon idaresi arasında hat tesis edilerek kurulacağını anlatan Talat, liderler arasında aracısız, hatta numara çevirmeden, ahizenin kaldırılmasıyla görüşme imkânı sağlayan bu telefonların, kayıt halinde kriptolu olmaları nedeniyle güvenli olduklarını anlattı.

Manüpülatif haberlere dikkat... "Müzakere süreci şeffaf olmaz"

Rum basınının çoğu zaman manüpülatif veya propaganda amaçlı bilinçli yayınlar yaptığını yinelerken de, bu tip yayınların müzakere sürecinde yoğunlaşabileceğini belirterek Kıbrıs Türk medyasını uyaran Talat, şunları söyledi:

"Rum gazetesinin propaganda amaçlı haberini TAK alıp çeviriyor, gazete ve televizyonlarımız da redakte etmeden, değerlendirmeden, sormadan ve sorgulamadan yayınlıyor. Hatta manşetten veren gazeteler var. Bir gazetenin haberini başka bir gazetenin manşet yapması zaten tuhaf, ama burada başka tuhaflık da var: O bizim aleyhimize propaganda yapıyor, bizim medyamız da onların propagandasını yayıyor. Bu durum nasıl, neyle açıklanır, ben bilmiyorum..."

Rum gazetelerin KKTC'den şirketlerin ilanlarını bile yayınlamadıklarına, bunun ötesinde toplumsal ülküleri doğrultusunda kendi iradeleriyle bilinçli yayın yaptıklarına dikkat çeken Talat, "enformasyon, bilgi akışı konusunda KKTC yönetiminin zafiyetlerine" ilişkin soruya ise, şu karşılığı verdi:

"Ülkenin geneli başka konu ama biz, bize sorulan sorulara yanıt veriyoruz; sözcümüz aracılığıyla gereken bilgileri aktarıyoruz. Ayrıca şunu unutmayın, müzakere süreçleri şeffaf olmaz. Rum basını çoğu zaman müzakere süreçlerine zarar vermiştir ve zarar vermeye devam ediyor. Bizim basınımız da buna alet olmamalı. Çünkü spekülatif haberler yayınlayıp, bazen da Rum liderliğinin tutum ve hedeflerini manipüle ederek bizi de etkilemeye çalışıyorlar. Üstelik haberleri çoğu zaman yanlış veya eksik..."

Talat, başka bir soruya karşılık, "Toplumun başka kesimleri gibi basın da, biz söylediğimizde inanmıyor, Rum basınının yazdıklarına veya Rum yetkililerin söylediklerine inanıyor. Bu da başka tuhaflık, anlaşılmaz bir durum..." ifadelerini kullandı.

Toplumsal çözülme, kimlik sorunu ciddi boyutlarda

Cumhurbaşkanı Talat, toplumdaki çözülme, devlete inançsızlık ve güvensizlik ile kimlik sorununun ciddi boyutlara ulaştığına da özellikle vurgu yaptı.

Müzakere ve çözüm sürecinde büyük zafiyet yaratacak bu durumun toplumun sadece belli kesimlerinde değil, soldan sağa, örgütlerden bireylere kadar yaygın bir hayati sorun haline geldiğini anlatan Talat, pasaportla ilgili sorunlardan Güney'den alış verişlere, sağlıkla ilgili arayışlardan bazı örgütlerin Rum yetkililere şikâyetlerine kadar bir dizi örnek verdi.

Talat, özetle şunları söyledi:

Pasaport konusu

" 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sağladığı tüm hakları sınırsız kullanmamız lazım' düşüncesi; Rum tarafının aleyhimize kullandığı birçok hususu kısıtlama getirmeden, hatta 'inadına' anlayışıyla kullanma eğilimi ciddi boyutlara vardı. Örneğin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' pasaportu... Türkiye'nin kendi uygulamalarını, mevzuatını sorgulayacak, meydan okuyacak hale geldik. 'Kimlikle girip Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla çıkacağım' diye meydan okuyoruz...! Bir parti liderimiz 'insanlar KKTC pasaportu çıkartsınlar diye yapıyorsunuz bunu' diyebiliyor... KKTC pasaportu almayı 'zül' olarak takdim edebiliyor... Pasaport alınmasına karşı bir duruşum elbette yok ama 'izolasyonlar nedeniyle mecburum ve alıyorum' demek başka, bunu övünç kaynağı yapmak başka... İzolasyonların kaldırılması mücadelemizde bunun ve benzeri konuların aleyhimize kullanıldığı

Bilinmiyor mu?

Gazetelerde yayınlanan ilanlar

Veya Rum gazeteleri bizim şirketlerin ticari ilanlarını bile yayınlamazken, Rum tarafından bir bakanlık bizim gazetelerimizde ilan yayınlıyor. Sadece altındaki telefon numaralarından anlıyorsunuz... O gazetemiz bunu yayınlarken ne kimlik, ne irade, ne inanç derdi taşımıyor...

Sendika lideri Rum bakana şikâyete gidiyor

Veya bir sendika lideri KKTC'yi Rum yöneticilere şikâyet edebiliyor... Ve bu normal karşılanıyor. Gazeteler bunu sorgulamadan haber yapıyor... İlgili sendika liderinin kendi camiası da sorgulamıyor...

Eğer bu yaklaşımlar doğruysa Kuzey'de ayrı idare, irade, halk yoktur demektir. Çözüm için referanduma da, hatta çözüme de ihtiyaç yoktur demektir... Ve eğer bu tavırlar doğruysa, niye uğraşıyoruz! Rum tarafına 'Buyurun siz yönetin...' demek lazım."

Bu durumu "toplumsal çözülme" olarak niteleyen ve ciddi bir kimlik sorunu yaşandığına dikkat çeken Talat, "İnsanlarımız kendilerini yabancılaşmış hissederse birçok şey mubah olur" dedi.

Çözüm sürecinde zaafiyet... Eşitlik vazgeçilmez

Annan Planı'nın "...iki halk kendi farklı kültür ve karakterini ilan ederek..." diye başlayan giriş kısmına atıf yaparak, "Dünya kabul ediyor, ama biz kendi ayrı varlığımızı ret mi ediyoruz" diye soran Talat, şu uyarılarda bulundu:

"Kıbrıs Tük halkı kendi varlığını tescil etmezse, bu halk yoktur demektir. Nasıl eşitlik iddianız olacak! Farklı değilseniz, Rum Yönetimi'nin sizi de yönetebileceğini pratiğinizle kabul ederseniz, eşitlik iddianızın anlamı kalmaz.

Kimse unutmasın... Mangalda kül bırakmayan milliyetçiler de, 'yurtseverim, barış isterim' diyenler de...

Siyasi eşitlik sağlanmazsa barış kurulamaz. Çünkü her an gerginlik olur, gerginlik noktaları hep canlı kalır. Eşitlik de ancak belirleyici ayrı karakterinize sahip çıkmanızla mümkündür. Bu çözümün vazgeçilmez gereğidir..."

Hükümetin de hataları var

Bütçe olanaksızlıklarına karşın maaş artış talebini de aynı çerçevede "çözülme" olarak niteleyen Talat, "Maaşlar reel olarak yüzde 150 arttı. Şimdi darboğaz var. Hükümet 'Veremem' diyor, karşıdaki 'Ben isterim, nerden bulursan bul, ver' diyor.

Veya haklı-haksız her şeyde eylem... Haklı-haksız her eyleme destek veren muhalefet partileri... Çözüm karşıtları, çözüm yanlıları bir arada... Gerçekten tuhaf bir durum..."

Talat, "Bu durumda hükümetin payı yok mu" sorusuna da, "Var tabi. Sürekli geri adım atılması, alınan kararların değişmesi güvensizlik yaratır... Ve bu hükümetin ve tüm hükümetlerin en ciddi hatası, iyi hesap kitap yapmadan, geleceği düşünmeden kamu çalışanlarına karşı bonkör davranmalarıdır. Bunu sanırım tüm hükümetler anladı" karşılığını verdi.

Denktaş'a... "Çözüm yanlısı tecrübeli diplomat öner..."

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "ekibi tecrübesiz" şeklindeki açıklamalarının anımsatılması üzerine de, "Tecrübeli ekiplerle hangi noktalara gelindiğini gördükçe genç, çağdaş ve dünyayı bilen bir ekiple çalışmaktan son derece memnunum. Ekibim gayet iyi... Geçmişi bilen ve geleceği hedefleyen bir ekip... Sayın Denktaş, varsa çözüm isteyen tecrübeli diplomat, önersin..." dedi.

Sağlık yasası incelemede

Cumhurbaşkanı Talat, toplumda büyük tartışma yaratan Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nı imzalayıp imzalamayacağı konusunda ise, "Tepki de var, destek de... İki tarafı da dinlemeye devam ediyorum. Bu değerlendirme sürecinin ardından karar vereceğim" diyerek imzanın şeklini söylemedi. 

Diğer Ana sayfa - Main News haberleri
13 Ağustos 2008, Çarşamba   21:19   Londra’da İran karşıtı eylemler devam ediyor
13 Ağustos 2008, Çarşamba   21:17   ICAD: "Sadece Ergenekon'u Değil, Devlet Yapımı Kontrgerillayı Dağıtın"
13 Ağustos 2008, Çarşamba   21:12   “Kaliteli muhasebecilik bizim işimiz”
13 Ağustos 2008, Çarşamba   21:00   Ölüm saçan tersane
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:53   Dursun Karataş öldü
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:49   Sorunların çözümü için destek sözü
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:44   Hayat TV geri döndü
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:41   Hackney’e yeni toplum merkez
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:40   Haringey’de polise internetten ulaşabilirsiniz
13 Ağustos 2008, Çarşamba   20:37   Pegasus ile haftada 5 uçuş!
   2400 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital