Yıl sonuna kadar
ilerleme, 2009 başında da çözüm bekliyorum. Zaten çözüm olacaksa kısa sürede
olacak" dedi.
Müzakereleri
başlatma aşamasında Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la temel konular
dâhil her konuyu ele aldıklarını, bazı konularda yakınlaşma tespit edilirken
bazılarında büyük farklılık olduğunu söyleyen Talat, "Ancak bu aşamada
yapılan, pozisyonların ortaya konmasıdır. Pazarlık, detaylandırma müzakerelerde
olacak" diye konuştu.
TAK
muhabirinin sorularına karşılık, tarafların en uzak olduğu konunun mülkiyet
olduğuna da vurgu yapan, "45 yıllık birikim ve her bireyi yakından
ilgilendirmesi nedeniyle beni de en çok endişelendiren konu" diyen Talat,
kurucu devletlerin sınırlarını belirleyecek toprak ayarlamalarını (harita) da
zor konular arasında sıraladı.
Talat,
Kıbrıs Türk toplumunda son yıllarda ciddi bir "çözülme",
"yabancılaşma", "kimlik sorunu" yaşandığına dikkat çekerken
de, bu durumun çözüm sürecinde zaafiyet yaratabileceği konusunda kaygı
belirtti.
Talat,
Rum basınının çoğu zaman bilinçli "manüpülatif" yayınları konusunda
da uyarılarını yineledi ve özellikle müzakere sürecinde Kıbrıs Türk basınının
dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la 3 Eylül'de
müzakerelere başlama konusunda mutabakata vardığı 25 Temmuz görüşmesinin
ardından TAK muhabirinin sorularını yanıtladı. Müzakere sürecine yönelik
hazırlıklar yanında iç politik durum ve toplumsal yapıya ilişkin görüşlerini de
dile getiren Talat, hükümetten sivil toplum örgütlerine kadar toplumun geneline
dikkat çekici mesajlar gönderdi.
Prosedür
henüz belirlenmedi... İkinci görüşme 11 Eylül'de
Güvenlik
ve teknik donanım bakımından ara bölgedeki BM merkezinde 3 Eylül'de başlayacak
müzakerelerin prosedürünün henüz belirlenmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat,
"Şu an için tek belirlenen 3 Eylül'ün ardından 11 Eylül'de yeniden
görüşeceğimiz. Ama prosedür haftada bir mi, iki mi, daha fazla mı olacak
belirlenmedi. Onlar haftada bir, biz haftada iki önerdik. Henüz ortak tutum
yok. 3 ve 11 Eylül'deki görüşmelerde prosedür belirlenecek" dedi.
Neden Haziran
değil de Eylül
Rum
Yönetimi Başkanı Hristofyas'la 21 Mart'ta yapılan ilk görüşmede varılan
mutabakata göre müzakerelerin haziran ayında başlaması gerekirken, Rum
tarafının "zemin, komitelerde ilerleme yok" gerekçesiyle başlangıç
tarihinin eylül ayına kaldığının anımsatılarak, "Nasıl bir gelişme oldu da
zemin oluştu" diye sorulması üzerine Talat, "Rum tarafının bu
gerekçesi doğru değildi. Çalışma gruplarının elde ettiği sonuçları kullanarak
haziran ayında başlatacaktık. Öyle de oldu ve eylülde başlattık. Eylüle
ertelemek istemelerinin tek nedeni iç sorunlarıydı" diye konuştu.
Her konu
konuşuldu
Müzakereleri
başlatma kararı alırken Hristofyas'la temel konular dâhil her konuyu ele
aldıklarını, tarafların konulara ilişkin pozisyonlarını bazı konularda alternatifli
olmak üzere ortaya koyduğunu anlatan Talat, "Yönetsel konular, yargı,
mülkiyet, güvenlik, yürütme, yasama dâhil tüm konulara değindik. Uzlaştığımızın
tespit edildiği konular olduğu gibi, uzlaşamadığımızı tespit ettiğimiz konular
da var. Bazılarında yakınlaşma var, bazılarında yok. Ama bunlar pozisyon...
Detaylandırma, pazarlık müzakere masasında olacak" dedi.
Örnek
verirken, "İki meclis olacağı konusunda uzlaşma var, ama meclislere
seçimin nasıl olacağı konusunda farklılık var... Veya siyasi eşitlik konusunda
uzlaşma var ama nasıl uygulanacağı konusunda tam görüş birliği yok" diyen
Talat, garantiler ve güvenlik konusunda ise özetle şunları söyledi:
Garantiler
ve güvenlik suni konu
"Annan
Planı döneminde tarafların neredeyse tek uzlaştığı konuydu. Gündeme dahi
getirmedi Rumlar o dönemde... Ama plandan sonraki dönemde sanki bir numaralı
sorun gibi göstermeye çalıştılar. Eski başkan Papadopulos, garantilerin
değişmesinin çok zor olduğunu bildiği için önemli bir uzlaşmazlık noktası
olarak öne çıkarmaya başladı. Ondan sonra da devam etti bu tutum... Yani biraz
suni bir sorun."
Dönüşümlü
başkanlık
Cumhurbaşkanı
Talat, dönüşümlü başkanlık konusunda ise, "Uzlaşma yok ama Hristofyas
dönüşümlü başkanlığın prensipte olacağını kabul ettiğini açıkladı. Süreler konusunda
taraflar pozisyonlarını ortaya koydu" dedi.
Ancak bu
konudaki önerileri konusunda detaya girmeyen, basın yoluyla değil masada
konuşulması gerektiğini söyleyen Talat, "Konuyla ilgili Rum yönetimi
kaynaklı haberleri teyit eder misiniz" sorusuna da "Hayır etmem"
karşılığını verdi.
En
zorlusu mülkiyet... En çok endişelendiğim konu
Bir
soruya karşılık, tarafların en uzak olduğu konunun ise mülkiyet olduğuna dikkat
çeken Talat, "Bu konuda epeyce fark var, en farklı olduğumuz konu"
dedi.
Tüm
konularda olduğu gibi mülkiyet konusunda da pozisyonlarını ortaya koyduklarını,
çeşitli alternatifler dile getirdiklerini söyleyen Talat, detay istenmesi
üzerine, "Takas, iade, tazminat hepsi var" dedi ancak ayrıntıya
girmedi. "Bunlar pozisyondur, ancak masaya oturunca öneri olacak. Masada
bizim de, onların da pozisyonlarında değişiklik olabilir" diye konuştu.
"Mülkiyet
sorununu aşabileceğinize inanıyor musunuz, endişelendirmiyor mu sizi" diye
sorulunca da Talat, "Evet, en zor, en çok endişelendiğim konu. Çünkü her
kişiyi bire bir ilgilendiren 45 yıllık bir sorun. Zor, karmaşık ve çözümü
pahalı bir sorun..."
Harita
da zor ama en son
Başka
bir soruya karşılık, kurucu devletlerin sınırlarını belirleyecek harita
konusunun ise gündeme gelmediğini söyleyen Talat, "Harita ancak anlaşma
yolunda ilerleme olursa konuşulabilir. Çünkü harita konuşmak pratik hayatta
güçlük yaratır, ekonomik hayatı etkiler" dedi.
Komiteler
devam
Cumhurbaşkanı
Talat, müzakere sürecinde iki tarafın temsilcilerinden oluşan teknik komiteler
ile çalışma gruplarının çalışmaya devam edeceğini, liderlerin taleplerine göre
komitelerin gereken konuları ele alabileceğini de söyledi.
Hedef
yılsonu... Olacaksa erken olacak
Cumhurbaşkanı
Talat, "Bu süreçten sonuç alacağınıza samimi olarak inanıyor musunuz,
çözüm için gerekli ortam var mı" sorusuna ise şu karşılığı verdi:
"Zemin,
malzeme hazır... Annan Planı'yla ilgili müzakereler 1.5 ay sürdü; çünkü malzeme
hazırdı. Şimdi daha da hazır... Annan Planı belki masada değil ama çantada...
Gali Fikirler Dizisi var v.s... Malzeme çok... Ben yılsonuna kadar önemli
ilerleme sağlayacağımıza ve en geç 2009 başında da çözüm olacağına inanıyorum.
'Bu süre kısadır' demeyin. Çözüm olacaksa erken olacak. Uzun zamana yayılırsa
bozulma, kopma ihtimali artar."
Kırmızı
telefon ne demek
Cumhurbaşkanı
Talat'a, "Kırmızı telefon ne demek" diye de sorduk.
Hristofyas'la
son görüşmesinde kurulması kararlaştırılan "kırmızı telefonun" (hot
line) BM aracılığıyla iki telefon idaresi arasında hat tesis edilerek
kurulacağını anlatan Talat, liderler arasında aracısız, hatta numara
çevirmeden, ahizenin kaldırılmasıyla görüşme imkânı sağlayan bu telefonların,
kayıt halinde kriptolu olmaları nedeniyle güvenli olduklarını anlattı.
Manüpülatif
haberlere dikkat... "Müzakere süreci şeffaf olmaz"
Rum
basınının çoğu zaman manüpülatif veya propaganda amaçlı bilinçli yayınlar
yaptığını yinelerken de, bu tip yayınların müzakere sürecinde
yoğunlaşabileceğini belirterek Kıbrıs Türk medyasını uyaran Talat, şunları
söyledi:
"Rum
gazetesinin propaganda amaçlı haberini TAK alıp çeviriyor, gazete ve
televizyonlarımız da redakte etmeden, değerlendirmeden, sormadan ve
sorgulamadan yayınlıyor. Hatta manşetten veren gazeteler var. Bir gazetenin
haberini başka bir gazetenin manşet yapması zaten tuhaf, ama burada başka
tuhaflık da var: O bizim aleyhimize propaganda yapıyor, bizim medyamız da
onların propagandasını yayıyor. Bu durum nasıl, neyle açıklanır, ben
bilmiyorum..."
Rum
gazetelerin KKTC'den şirketlerin ilanlarını bile yayınlamadıklarına, bunun
ötesinde toplumsal ülküleri doğrultusunda kendi iradeleriyle bilinçli yayın
yaptıklarına dikkat çeken Talat, "enformasyon, bilgi akışı konusunda KKTC
yönetiminin zafiyetlerine" ilişkin soruya ise, şu karşılığı verdi:
"Ülkenin
geneli başka konu ama biz, bize sorulan sorulara yanıt veriyoruz; sözcümüz
aracılığıyla gereken bilgileri aktarıyoruz. Ayrıca şunu unutmayın, müzakere
süreçleri şeffaf olmaz. Rum basını çoğu zaman müzakere süreçlerine zarar
vermiştir ve zarar vermeye devam ediyor. Bizim basınımız da buna alet olmamalı.
Çünkü spekülatif haberler yayınlayıp, bazen da Rum liderliğinin tutum ve
hedeflerini manipüle ederek bizi de etkilemeye çalışıyorlar. Üstelik haberleri
çoğu zaman yanlış veya eksik..."
Talat,
başka bir soruya karşılık, "Toplumun başka kesimleri gibi basın da, biz söylediğimizde
inanmıyor, Rum basınının yazdıklarına veya Rum yetkililerin söylediklerine
inanıyor. Bu da başka tuhaflık, anlaşılmaz bir durum..." ifadelerini
kullandı.
Toplumsal
çözülme, kimlik sorunu ciddi boyutlarda
Cumhurbaşkanı
Talat, toplumdaki çözülme, devlete inançsızlık ve güvensizlik ile kimlik
sorununun ciddi boyutlara ulaştığına da özellikle vurgu yaptı.
Müzakere
ve çözüm sürecinde büyük zafiyet yaratacak bu durumun toplumun sadece belli
kesimlerinde değil, soldan sağa, örgütlerden bireylere kadar yaygın bir hayati
sorun haline geldiğini anlatan Talat, pasaportla ilgili sorunlardan Güney'den
alış verişlere, sağlıkla ilgili arayışlardan bazı örgütlerin Rum yetkililere
şikâyetlerine kadar bir dizi örnek verdi.
Talat,
özetle şunları söyledi:
Pasaport
konusu
"
'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sağladığı tüm hakları sınırsız kullanmamız lazım'
düşüncesi; Rum tarafının aleyhimize kullandığı birçok hususu kısıtlama
getirmeden, hatta 'inadına' anlayışıyla kullanma eğilimi ciddi boyutlara vardı.
Örneğin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' pasaportu... Türkiye'nin kendi uygulamalarını,
mevzuatını sorgulayacak, meydan okuyacak hale geldik. 'Kimlikle girip Kıbrıs
Cumhuriyeti pasaportuyla çıkacağım' diye meydan okuyoruz...! Bir parti
liderimiz 'insanlar KKTC pasaportu çıkartsınlar diye yapıyorsunuz bunu'
diyebiliyor... KKTC pasaportu almayı 'zül' olarak takdim edebiliyor... Pasaport
alınmasına karşı bir duruşum elbette yok ama 'izolasyonlar nedeniyle mecburum
ve alıyorum' demek başka, bunu övünç kaynağı yapmak başka... İzolasyonların kaldırılması
mücadelemizde bunun ve benzeri konuların aleyhimize kullanıldığı
Bilinmiyor
mu?
Gazetelerde
yayınlanan ilanlar
Veya Rum
gazeteleri bizim şirketlerin ticari ilanlarını bile yayınlamazken, Rum
tarafından bir bakanlık bizim gazetelerimizde ilan yayınlıyor. Sadece altındaki
telefon numaralarından anlıyorsunuz... O gazetemiz bunu yayınlarken ne kimlik,
ne irade, ne inanç derdi taşımıyor...
Sendika
lideri Rum bakana şikâyete gidiyor
Veya bir
sendika lideri KKTC'yi Rum yöneticilere şikâyet edebiliyor... Ve bu normal
karşılanıyor. Gazeteler bunu sorgulamadan haber yapıyor... İlgili sendika
liderinin kendi camiası da sorgulamıyor...
Eğer bu
yaklaşımlar doğruysa Kuzey'de ayrı idare, irade, halk yoktur demektir. Çözüm
için referanduma da, hatta çözüme de ihtiyaç yoktur demektir... Ve eğer bu
tavırlar doğruysa, niye uğraşıyoruz! Rum tarafına 'Buyurun siz yönetin...'
demek lazım."
Bu
durumu "toplumsal çözülme" olarak niteleyen ve ciddi bir kimlik
sorunu yaşandığına dikkat çeken Talat, "İnsanlarımız kendilerini yabancılaşmış
hissederse birçok şey mubah olur" dedi.
Çözüm
sürecinde zaafiyet... Eşitlik vazgeçilmez
Annan
Planı'nın "...iki halk kendi farklı kültür ve karakterini ilan
ederek..." diye başlayan giriş kısmına atıf yaparak, "Dünya kabul
ediyor, ama biz kendi ayrı varlığımızı ret mi ediyoruz" diye soran Talat,
şu uyarılarda bulundu:
"Kıbrıs
Tük halkı kendi varlığını tescil etmezse, bu halk yoktur demektir. Nasıl
eşitlik iddianız olacak! Farklı değilseniz, Rum Yönetimi'nin sizi de
yönetebileceğini pratiğinizle kabul ederseniz, eşitlik iddianızın anlamı
kalmaz.
Kimse
unutmasın... Mangalda kül bırakmayan milliyetçiler de, 'yurtseverim, barış
isterim' diyenler de...
Siyasi
eşitlik sağlanmazsa barış kurulamaz. Çünkü her an gerginlik olur, gerginlik
noktaları hep canlı kalır. Eşitlik de ancak belirleyici ayrı karakterinize
sahip çıkmanızla mümkündür. Bu çözümün vazgeçilmez gereğidir..."
Hükümetin
de hataları var
Bütçe
olanaksızlıklarına karşın maaş artış talebini de aynı çerçevede
"çözülme" olarak niteleyen Talat, "Maaşlar reel olarak yüzde 150
arttı. Şimdi darboğaz var. Hükümet 'Veremem' diyor, karşıdaki 'Ben isterim,
nerden bulursan bul, ver' diyor.
Veya
haklı-haksız her şeyde eylem... Haklı-haksız her eyleme destek veren muhalefet
partileri... Çözüm karşıtları, çözüm yanlıları bir arada... Gerçekten tuhaf bir
durum..."
Talat,
"Bu durumda hükümetin payı yok mu" sorusuna da, "Var tabi.
Sürekli geri adım atılması, alınan kararların değişmesi güvensizlik yaratır...
Ve bu hükümetin ve tüm hükümetlerin en ciddi hatası, iyi hesap kitap yapmadan,
geleceği düşünmeden kamu çalışanlarına karşı bonkör davranmalarıdır. Bunu
sanırım tüm hükümetler anladı" karşılığını verdi.
Denktaş'a...
"Çözüm yanlısı tecrübeli diplomat öner..."
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "ekibi tecrübesiz"
şeklindeki açıklamalarının anımsatılması üzerine de, "Tecrübeli ekiplerle
hangi noktalara gelindiğini gördükçe genç, çağdaş ve dünyayı bilen bir ekiple
çalışmaktan son derece memnunum. Ekibim gayet iyi... Geçmişi bilen ve geleceği
hedefleyen bir ekip... Sayın Denktaş, varsa çözüm isteyen tecrübeli diplomat,
önersin..." dedi.
Sağlık
yasası incelemede
Cumhurbaşkanı
Talat, toplumda büyük tartışma yaratan Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nı
imzalayıp imzalamayacağı konusunda ise, "Tepki de var, destek de... İki
tarafı da dinlemeye devam ediyorum. Bu değerlendirme sürecinin ardından karar
vereceğim" diyerek imzanın şeklini söylemedi. |