1869 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Ali Rıza'dır. Babası Kumcular esnafına kahyalık yapan Hacı Ahmed Rıza idi. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'ne girdi. Dört yıllık dönemin son yılında buradan ayrılarak Fransızca'sını ilerletmek amacıyla 1886'da Paris'e gitti. Ertesi yıl Fransa'dan Cenevre'ye geçti ve 1888'de İstanbul'a döndü. Yeniden Mülkiye Mektebi'ne başladı ve okulun son sınıfına geldiği sırada, tahrikçiliği yüzünden Temmuz 1889'da Halep'e sürgün edildi. Orada kaldığı yıllarda Halep İdadi si'nde Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı. Halep'teki durgun hayata fazla dayanamadı ve önce İstanbul'a döndü ve başka bir yere sürüleceğini anlayınca Jön Türkler in bir çeşit karargahı haline gelmiş bulunan Paris'e tekrar gitti (1894). Jön Türkler ile 2. Abdülhamit arabulucu bir çizgi izlemeye çalıştı. Bu arabuluculuk rolünü hafiyelik noktasına vardırdığı sonradan ortaya çıkmıştır. Bir yandan da gazetecilik yapıyor, İstanbul'daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan yazılar ve çeviriler gönderiyor, bir yandan da Siyasal Bilgiler okuyordu. İkdam'da kendi röportajlarıymış gibi kaleme alınmış pek çok yazının Fransız basınından çeviriden ibaret olduğunu sonradan Hüseyin Cahit tarafından ortaya çıkarılmış, ve bu hadise ikisi arasında Ali Kemal'in ömrünün sonuna kadar sürecek bir polemiğin başlamasına neden olmuştur. Jön Türklerle ilgili çabalarının karşılığını bağışlanmak ve 1897'de Brüksel Elçiliğinde ikinci katipliğe atanmak suretiyle aldı. Ne var ki, huzursuzluk burada da yakasını bırakmadı. İttihatçılardan çekindiği için İstanbul'a dönmedi. 1899'da Siyasal Bilgiler diplomasını alması sonrasında, II. Meşrutiyet'in ilanına kadar Mısır ve Londra'da yaşadı. Bu dönemde bir İngiliz hanımla evlendi. II. Meşrutiyet'in ilanından bir gün önce İstanbul'a döndü.
Döner dönmez yeni eleştiri hedefini İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak belirledi ve İkdam gazetesinde Cemiyet'e karşı ağır eleştiriler içeren başyazılar yazmaya başladı. Bir yandan da Darülfunun'da Edebiyat Fakültesi'nde siyasi tarih dersleri veriyordu. Ali Kemal'in akıbetini hazırlayan gerçek kişiliği bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Sınıfta öğrencilere Fransa'daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor, kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu. Ali Kemal'in tahrikleri 31 Mart Olayı ile zirvesine ulaştı. Kışkırttığı öğrencileri Babıali Yürüyüşü olarak anılan hadiseye sebebiyet verdiler. Gelişmelerin 31 Mart ayaklanmasına dönüşmesi üzerine olayları bastırmak üzere Selanik'ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul'a gireceği sırada Ali Kemal yeniden Paris'e kaçmak zorunda kaldı (1909). Bu arada Mülkiye'deki görevine son verilmişti.
Parti için Peyam gazetesini çıkarmaya, siyasi mücadelesini burada sürdürmeye başladı. Mülkiyedeki hocalığı da geri verilmişti. I. Dünya Savaşı'nın başladığı sıralarda gazetesini kapatmak zorunda kaldı. 1912'de İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği askeri dasrbe olan Babıali baskınından sonra tutuklandı. Serbest bırakılınca Viyana'ya gitti. I. Dünya Savaşı bitmeden Türkiye'ye döndü, fakat herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadı. Bu tutumu İttihat ve Terakki liderlerinin bir Alman denizaltısına binip Türkiye'den kaçışına kadar sürdü (1918).
14 Ocak 1919'da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın ilk kurucu ve yöneticileri arasında yer aldı. Parti için Peyam gazetesini çıkarmaya, siyasi mücadelesini burada sürdürmeye başladı. [4 Mart] 1919'da işbaşına gelen Damat Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı); 15/16 Mayıs 1919'da önce istifa eden ve hemen sonra yeniden kurulan ikinci Damat Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı görevini üstlendi. 26 Haziran 1919'da görevinden istifa etti. Hem bakanlık görevi sırasında hem de daha sonra (Peyam ve Sabah gazetelerinin birleştirilmesiyle kurulmuş) Peyam-ı Sabah gazetesinin başyazarlığını yaptı. Yazılarında Mustafa Kemal Paşa'nın başlattığı Anadolu hareketine şiddetle karşı çıktı ve bu karşıtlık ağza alınmayacak hakaretler seviyesine vardı. Mustafa Kemal'in ordudan azlini sağladı.
4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal'i Tokatlıyan Otelinde gittiği berber dükkanından kaçırarak İstiklal Mahkemesi'ne çıkarılmak üzere Ankara'ya götüreceklerini bildirdiler. Gerçekte ise Ali Kemal, İzmit'te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa'ya teslim edildi. Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyen askerler tarafından linç edildi (6 Kasım 1922). Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak katledildi.
Ali Kemal'ın oğlu Osman ALi, 1920'lerde İngiltere'ye geldi. Adını Wilfred Johnson olarak değiştirdi. Osman Ali bir İngiliz - İsveçli kadınla evlendi. Oğlu Stanley İngiltere'de doğdu. Stanley'in oğlu Boris ise 1964'te Amerika2da dünyaya geldi. Geçtiğimiz günlere kadar da Ameirkan vatandşaıydı. Eton ve Oxford mezunu Boris Johnson, 2001'de milletvekili seçildi. Daha önce Spectator Dergisi'nin genel yayın yönetmenliği ve Daily Telegraph gazetesinde editör yardımcılığı ile Bürksel muhabirliği görevlerinde bulunmuştu.
Boris Johnson'un babası Stanley Johnson, oğlunun istifası ile boşalan Henley'deki sandalye için aday olabilir.
Evli ve dört çocuk sahibi olan Boris Johnson'un soyunda Türk yanında, İngiliz, İsveç, Fransız, Musevi de bulunuyor. Eşinin ise soyunda Hintli var. Boris dört çocuğunun "çeyrek" Hintli olduklarını sık sık dile getiriyor. |