İltica talebi defalarca reddedilip, Türkiye’ye geri gönderilmek üzere Colnbrook Mülteci Kampı’na götürüldükten sonra 38 gün açlık grevinde kalan Küçük Candemir, “geri gönderilmektense ölmeyi tercih ederim” diyor. Açlık grevinden sonra böbreklerinde ve ciğerlerinde sorunlar yaşayan ve psikolojik durumu da iyi olmayan Candemir’in ağabeyi İbrahim Candemir ise, kardeşinin kampta kaldığı süre içinde psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kaldığını söyledi. Candemir, “kardeşim 16 Şubat sabahında Göçmenlik Dairesi ekipleri tarafından, bize haber verilmeksizin Edmonton’da kaldığı evden alınıp götürülmüş. Bizler iki hafta boyunca tüm karakol, hastane ve kampları aramış olmamıza rağmen kendisine ulaşamadık. Sonra bir gün tesadüfen kaldığı evde, Göçmenlik Dairesi ekiplerinin bıraktığı bir nottan kendisinin Colnbrook Detention Centre’da tutulduğunu öğrendik” şeklinde konuştu.
Uzun süre görüştürmediler
İbrahim Candemir, “Beni iki hafta boyunca kardeşimle görüştürmediler. Sürekli bahaneler buluyorlardı. Telefona bile gelmesine izin vermiyorlardı. Anladığım kadarıyla amaçları dış dünyayla bağlantısını kesmek ve eyleminin başarıya ulaşmasını engellemekti. En sonunda 21 Mart tarihinde bana ‘kardeşiniz kötü durumda, gel al’ dediler. O’nun durumunu görünce şok olmuştum. Uzun süre açlık grevinde kalmıştı ve tanınmaz bir haldeydi. Çok kötüydü. Hiç gücü kalmamış, çok zayıflamış ve psikolojik durumu da çok bozulmuştu. O’nu bu halde nasıl götürürüm diye sorduğumda ise, ‘bizim sorunumuz değil’ dediler. Sonra onu ambulans olmadan alamayacağımı söyledim. Bir gün sonra ise Hillingdon Hastanesi’ne götürüp, bırakmışlar…”
Candemir: Kamplarda insanlık dışı uygulamalar var
Küçük Candemir mülteci kampında yaşadığı süreci şöyle anlattı: “16 Şubat sabahı saat 6’da evime gelip aldılar. Zorla bir araca bindirdiler. Türkiye’ye göndereceklerini söylediler. Ben de bunun üzerine kampta açlık grevine başladım. Rahatsızlıklarımdan dolayı beni özürlülerin tutulduğu bir hücreye kapattılar. Bacaklarımda ve belimde ağrılar vardı. Yere sağlam basamıyordum. Ancak koltuk değnekleriyle yürüyebiliyordum. Ama kararlı bir şekilde açlık grevini sürdürdüm. Onlardan talebim beni serbest bırakmaları ve Türkiye’ye geri göndermemeleriydi. İki hafta boyunca birkaç istisna dışında sıvı da almadım. Her geçen gün zayıflıyor ve durumum daha da kötüye gidiyordu. Bu arada bana ağır şekilde psikolojik işkence yapmaya başladılar. Görevliler sürekli hücremin önünde gürültü yapıyor, yüksek sesle müzik dinliyor ve beni yemeye, içmeye zorluyorlardı. Bir şeyler yemediğim ve içmediğim içinde bazen zorla yedirmeye çalışıyorlardı…” Kamplarda insanlık dışı uygulamaların olduğunu ifade eden Candemir, “oraya normal giren bir insan ya hasta çıkar ya da psikolojik durumu bozulmuş bir halde çıkar. Çünkü koşullar oldukça kötü. Güvenlik görevlileri de kalan sığınmacılara suçlu muamelesi yapıyor ve çok kötü davranıyor” dedi.
Hillington Hastanesi’nde Küçük Candemir’in tedavisini yapan Doktor Jovas Yarkey ise açlık grevinden sonra uygulanan tedaviden sonra Candemir’in durumunun iyiye gittiğini ancak böbrekleriyle, ciğerlerinde hala sorunların devam ettiğini, iyi bakılması gerektiğini ve açlık grevine başlarsa yeniden hayati tehlike yaşayacağını söyledi. Göçmenlik Dairesi yetkilileri şu anda evinde ailesi tarafından bakılan Candemir’in, 21 Nisan tarihinde Göçmenlik Dairesi’ne giderek imza bildiriminde bulunmasını istediler.
……………………………………………………
Dernek temsilcilerinden Candemir’e destek ziyareti
İngiltere’de sığınmacıların kamplarda tutulmasını engellemek ve sığınmacılara karşı uygulanan sert politikalara son verilmesi amacıyla ortak kampanya yürüten Türkiyeli bazı dernek temsilcileri Küçük Candemir’in durumuna dikkat çekmek ve kendisine destek olmak için Hillingdon Hastanesi’nde kendisini ziyaret etti. Day-Mer, Halkevi, Gik-Der, YÇKM adına gazetemize açıklama yapan grup, ‘Candemir’e haklı mücadelesinde yalnız olmadığını bildirmek ve kendisine destek olmak için ziyaret ettik. Candemir’in yaşadığı sorun tüm göçmenleri yakından ilgilendiriyor. İngiltere’de sığınmacıların kamplarda tutulmasını engellemek ve sığınmacılara karşı uygulanan sert politikalara son verilmesi amacıyla bir kampanya yürütüyoruz. Bu kampanyayla, uzun vadeli bir çalışmayla insanları en hızlı şekilde harekete geçirip, hükümetin göçmen karşıtı politikalarına engel olmak hedefleniyor. Kampanya kapsamında göçmenlerin durumları ile ilgili bir dosya hazırlanıp, Bakanlar Kurulu’na sunulması ve büyük bir mitingle sorunun hükümetin gündemine sokulması planlar arasında yer alıyor. Herkesi bu konuda duyarlı olmaya ve bu kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz” dedi. |