|
Kıbrıs
tatili süresince deneyimlerimizi beş hafta boyunca bu sütunlarda yansıtmaya
çalıştım. Tabii ki bu kadar kısa bir zamanda bile herşeye değinmenin imkânı yoktu. Örneğin Litrangominin muazzam
ama ıssız denizinin altın kumlarında şinya dallarını keserek gölge yapıp
güneşin batışını seyrettiğimize, Exotic
Otelin kahvaltı salonundan yandaki lüks villada kalan yaşlı adamcağızın saat
gibi her gün aynı saatte alışverişten arabasıyla dönüşünü izlememize, Galatyayadaki
fırının ününü duyup zeytinli, hellimli
almak için oraya gittiğimizde fırın sahiplerinin bize gösterdiği sıcak ilgiye,
Yeni Erenköydeki kendin pişir kendin ye tipi servis yapan Belediye Plâjına gelen asık suratlı kadının
tekerlekli sandalyedeki annesine herkesin içinde hakaret edişi ve halkın
tepkisine sebeb oluşuna, Büyük Handa bir dükkân çalıştıran Sosyalist Partisi geçmiş Cumhurbaşkanı seçimleri
adayı hanımla yaptığımız siyasi içerikli sohbete, Arastalarda bir dövüz
bürosunda çalışan, asık suratlı satıcıların aksine sevimli, güleryüzlü, pırl
pırıl genç kıza, Asımla Mağusadan Lefkoşaya, Eğitim Bakanı Canan Hanımla
yapacağımız toplantıya giderken yaptığımız sisli yolculuk esnasında KKTCnin
sosyo ekonomik analizini yapmamıza, hemen hemen her yüksek tepeye dikilen
bayraklara, Lârnakada fiyatların
kuzeydekilerden çok daha makul olduğuna değinmedim
Daha
önce de yazdığım gibi, biz Kıbrıslıtürkler yaşadığımız dış ülkelerde ne kadar
uzun yaşarsak yaşayalım, Kıbrısa tatile gittiğimizde orada yaşayan halkın karşılaştıkları
sosyal, ekonomik, siyasi sorunlara duyarsız olamayız. Yani bir İngiliz turist
gibi iki haftamızı lüks bir otelin havuz başında geçirip geri ülkemize
dönemeyiz. Akrabalarımıza,
arkadaşlarımıza konuşup o an yaşanan olayların nabzını alamamazlık edemeyiz. Böyle olmasına rağmen yine de sık sık Kıbrısa
gidenller arasında dahi etrafında gördüklerini yanlış yorumlayanlar sanırım çoğunluktadır.
Örneğin halkın refah düzeyinin çok iyi olduğu yanlış görüşü yaygındır
İngilteredeki Kıbrıslıtürkler arasında.
Herkesin altında BMW lar, Mersedesler, cipler var, hepsi yeyip içip
eğleniyor deniliyor. Muhakkak bu tür arabalı kişiler var ama yeni bir fenomen
de var aKıbrısta. Acaip yaygın kredi kartı kullanımı. Yani anlayacağınız
Kıbrıstaki vatandaşlarımız da şu an tüm dünyayı kasıp kavıran kredi krizine
sebeb bu tür uygulamalar yüzünden suni bir zenginlik sergiliyorlar.
İngilterede
yaşayan bizleri ilgilendiren ilginç bir fenomen daha gözlemledim Kıbrısta. Biliyorsunuz özellikle son on yıl içerisinde
İngilterede yaşayan birçok kimse KKTCde ev sahibi oldu. Hatta inşaat sektöründeki
patlamanın sebebi İngiltereli Kıbrıslıtürklerdir denilebilir. Doğal olarak KKTCde evi olanlar daha sık
oraya gidip geliyorlar. Hatta yılın yarısını Kıbrısta yarısını İngilterede
yaşayan çok kişiler var. Ama bu ailelerin, özellikle yaşları ilerlemiş
çiftlerin birbirlerinden uzun süre ayrı yaşamasını ve bunun beraberinde
getirdiği sorunları gündeme taşıyor. Kıbrısta uzun süre veya devamlı kalmak
isteyen erkekler, bunu yapmada büyük sorun yaşayanlar ise kadınlar oluyor
genelde. Kadınlar İngilteredeki çocuklarından, torunlarından uzun süre
ayrılmaya tahammül edemiyorlar çünkü. Getirilen
askerlik yasasının beklenmedik bir yan etkisi çiftler araısndaki ayrılığı yılda
üç aya indirmek olabilir!
Her
gün on dakikalık bir yürüyüş yaparak kızıl sıcakta otelden Boğaza gidip en az
dört gazete alıp okudum tatilde olduğumuz sürece. Büyükçe marketin Türkiyeli sahibi ile sohbet
ettik. O da herkes gibi pahalılıktan
şikayetçi. Gazete satışlarının onun için
zarar olduğundan yakındı herzaman. Hakikaten gazete fiyatları hemen hemen
İngilterenin Guardıan, Times, Independent gibi ciddi gazetelerinin fiyatları ile aynı. Gazete sayfaları ağırlıklı olarak ekonomik ve
sosyal bozuklukları yansıtıyor. Hükümet iki
gazete haricinde basın tarafından topa tutulmuş durumda. Köşe yazarları sık sık Kıbrıs sorununa çözüm
bulma yolunda yapılan olumlu gelişmelere değiniyor ama halkın gündeminde bu
konu oldukça alt sıralarda. İki hafta
zarfında aldığım gazetelerden derledidiğim başlıklar şöyle:
‘‘ Yes be annem değil, pes be annem
dediler’’, ‘‘Lefkoşada tarihi eser, Girnede hintkeneviri, İskelede
kurşunlama’’, Narenciye yollara dökülüyor’’, Başına torba, ayağına elektrik –
İşkence kareleri’’, Çözümü beklerken zamları kabullenemeyiz’’, ‘‘Onbeş örgütten
zam protestosu’’, ‘‘Bu ayıp ne zaman temizlenecek?’’, ‘‘719 okul birincisi
boşta kaldı’’, ‘‘CTP – ÖRP hükümeti köylüleri de sokağa döktü’’, ‘‘No be
bubam!’’, Binlerce kiracıyı sokağa atmaya hazırlanıyorlar’’, ‘‘Londradan geldi,
esrarla yakalandı’’, ‘‘ Elektrik isyanı’’, ‘‘Elektrikte Rumdan yüzde elli
pahalıyız’’, ‘‘Park değil, çevre sorunu’’, ‘‘Tarihi eserler bakımsızlıktan
dökülüyor’’, ‘‘Güzelyurtta kaçak işçi operasyonu’’ v.s, v.s, v.s.
Kısacası
Kıbrıslıtürkler bir yığın sorunla uğraşıyor. Ve aslında sorunların sona ermesi,
daha doğrusu hafiflemesi en büyük, en önemli sorun olan Kıbrıs sorununun
hallolması ile bağlantılı. Ama önce iç
huzurun sağlanması gerektiğini söylüyor birçokları. Yani tavuk mu yumurtadan,
yumurta mı tavuktan gelir gibi bir durum.
Bir
de şu var. Şimdiki hükümeti pahalılık,
ekonomik bunalım yaratma gibi şeylerden suçlayan hele hele eski hükümetlerin
başlarındakiler otuz, otuzbeş yaşlarındaki insanları emekliye çıkarıp
partililerine yüklü ikramiyeler dağıtmakla ve diğer uygulamaları ile bugünkü
sorunun yaratılmasındaki paylarını ne
çabuk unutuyorlar? Şu anki hükümet çok hatalar yaptı ve yapıyor. Ama biraz da
insaflı ve adil olmak gerekmez mi?
Bize
Kıbrıslı kardeşlerimize sabır dilemekten başka ne kaldı?
SON
|