







|
|
|
|
|
|
|
Sıcak bir yaz daha. Ufuk hattında asılı duran güneşi izliyorum. Gökyüzü gri, kızıl ve mavi karışımı bir renge boyanmış. Güneş batmamak için direniyor adeta günün bu en güzel saatlerinde. Sahilde kumlarla “cilveleşen” dalgaların sesine Avşa şarabının kokusu karışıyor. Bir yanda dalgaların ve Ağustos böceklerinin huzur veren sesi diğer yandan yan yana dizili barlardan yükselen ve tüm adayı teslim alan kulakları kirleten arabesk-pop karışımı müziğin uğultusu. Türkiye son yıllarda yeni bir çılgınlığa yakalanmış. Gürültülü Tatil Çılgınlığı..?
İnsanlar bu çılgınlığa ortak olmak için cezp edilmiş gibi akın akın deniz gören sahillere hücum ediyor. Televizyonlar kim nerede, nasıl, kiminle tatil yapıyor haberleriyle dolu. Yazın ülke adeta Antalya, Bodrum, Çeşme ve Kuşadası’ndan ibaret gibi. Nüfusunun neredeyse dörtte birinin açlık sınırında dolaştığı bir ülkede insanlar çılgınca eğleniyor ve eğlenemeyenlerde eğlenenleri izlemeye devam ediyor…
Sıcak bir yaz daha. Lübnan’da savaº devam ediyor. Savaºtan kaçan Kanada vatandaºlarının Mersin limanında vali yardımcısı tarafından kırmızı karanfillerle karşılandığı haberlerini izliyoruz medyada. Grupların ihtiyaçlarını karşılamak için tüm görevlililerin seferber olmuş. Lübnan’da elli bin Kanada vatandaºı bulunuyordu. İsveç, Avustralya, Amerika, İngiltere de savaş bölgesindeki vatandaşlarını kurtarabilmek için tüm imkanlarını seferber etmiş durumda. Parası, imkanları ve gidecek yerleri olan dünyanın ‘beyaz vatandaşları’ savaştan kaçıyor. Gidecek yeri, parası ve durumu olmayanlar ise ülkelerinde ölümü bekliyor. İsrail Lübnan’a bomba yağdırıyor. İsrail 3.5 Milyon Filistinli'den sonra bu kez d! e dünyaya 1 Milyonu aşkın Lübnanlı mülteci hediye ediyor. “Her bir rokete karşılık 10 ev” düşüyor bu savaşta. Yani Hizbullah’ın bir roketi İsrail’in vuracağı 10 eve bedel.
Sıcak bir yaz daha. Sabah saat yedi. Avşa’da yürekleri hafifleten bir hava. Hayat yeniden başlıyor bu küçük adada. İskelede her zamanki gibi bir hareketlilik var. Kıyıya yanaşan vapurda gelecek olan malzemelerini bekliyor ada esnafı. Ben de gazetelerimi bekliyorum. Dükkanlar yeni yeni açılıyor. Manavlar tüm yetenekleriyle donattığı reyonlarında meyve ve sebzelerini sergiliyor. Fırında mis gibi ekmek kokusu yayılıyor. İşte yeni bir gün. Yeni bir serüven.
Türkiye’deki savaº çığırtkanları da boş durmuyor bu arada. Türkiye’yi savaºa ve ºiddete sürüklemenin hesaplarını yapmaya devam ediyor bazı 'şahin kafalar'. Tüm dünya halkları İsrail’e öfke ve nefret duyarken, tüm dünya halkları İsrail’e lanet yağdırırken, ‘neden İsrail gibi yapamıyoruz’ çığlıkları yükseliyor medya ve siyaset dünyasında.
Tüm medya ve siyaset dünyası ağız birliği etmişcesine bir taraftan en ağır sözlerle İsrail’in zulmünü eleştiriyor, diğer taraftan da “biz de İsrail gibi yapalım” diye çığlıklar atıyor. Bakanlar Kurulu toplantısının ardından ise “İsrail gibi yaparız” havası tamamen ülkeye hakim oluyor ve çoğunluğun ruh haline dönüştürülüyor. Böylece İsrail’in devlet terörü politikası uygulayarak gerçekleştirdiği operasyonlar için kullandığı “uluslar arası hukuktan doğan haklar” argümanı Türkiye’yi de teslim alıyor. Sınır ötesi operasyon için en uygun zemin olduğu düºüncesi egemen. Gazze’de, Lübnan’da yüzlerce sivil öldürülürken, ! yüz binlerce insan evlerini, yurtlarını terk ederken, İsrail’e lanetler yağdırılırken, İsrail’in acımasızlığına, zulmüne imrenmek ve onlar gibi olmayı istemek... İsrail gibi olmak ve Kürt sorununu İsrail’in Filistin sorununu hallettiği gibi halletmek.. Yani Roni Marguilis’in deyimiyle, “Irkçılığın dünyadaki son kalesi” gibi olmak. Ancak İsrail gibi olmayı isteyenler, nedense bunun toplumsal bedellerini anlatmaktan kaçınıyorlar. İsrail’de şiddetin, ölümün ve korkunun nasıl günlük yaºamın bir parçası olduğundan hiç bahsetmiyorlar insanlara.
…Ve Serdar Ortaç’ın “Binlerce Dansöz var” ºarkısı... Gece, gündüz her yerde… Herkes bu ºarkıyla kendini buluyor. Bu şarkıyla uyanıyor Türkiye. Bu ºarkıyla yatıyor ve bu şarkı her şeyi unutturuyor Türkiye’de. Serdar ortaç adeta Türkiye’nin ruh halini yansıtıyor. Sıcak bir yaz daha. Türkiye yoksul. Türkiye zengin. Türkiye çelişkili. Türkiye işsiz. Türkiye karışık. Ama herşeye rağmen Türkiye eğlenmeye devam ediyor.
|
|
|
|
|
| 04 Eylül 2008, Perşembe |
Kraliçe'nin Muhafızları 200 yıllık kalpaklarını çıkaracak mı? |
| 28 Ağustos 2008, Perşembe |
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısı: Çocuklarımız ölmesin |
| 13 Ağustos 2008, Çarşamba |
İngiltere’de yeni dönem |
| 08 Ağustos 2008, Cuma |
Önce yeryüzü |
| 01 Ağustos 2008, Cuma |
Kanlı Tarih |
| 25 Temmuz 2008, Cuma |
"Erkeklerin sesi" |
| 17 Temmuz 2008, Perşembe |
Ergenekon dedikleri |
| 03 Temmuz 2008, Perşembe |
Burası Türkiye |
| 08 Mayıs 2008, Perşembe |
Bir karşı kültür pratiği olarak squatçılık |
| 01 Mayıs 2008, Perşembe |
Günlerin bugün getirdiği |

|