6 Eylül 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
DAÜ İngiltere’den gelen öğrencileri ağırlıyor
Tolga’nın filmi tartışma getirecek
Orhan Pamuk'un son romanı bir aşk masalı
Piraye’nin Sandığından Nazım’ın “Öteki Defterleri” Çıktı
İran’daki idamlara karşı protesto
Methanol found in counterfeit Spar brand vodka
Thousands celebrate Olympic Handover in Hackney
‘Beş Vakit’ İngiltere’de gösterime giriyor
KIBRIS'TA MÜZAKERE SÜRECİ RESMEN BAŞLADI
Eylem, gönülleri fethetti

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Görüşmelerde zor dönemeç...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Temmuz 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Kıbrıs konusundaki görüşmelerde bir randevu daha geride kaldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas Salı günü dört buçuk saat görüştü. Gelişmeleri pek çok merkezlerle bağlantılı olarak yakından izledim.

Görüşmeler devam ederken çeşitli haber kanallarından arandım, görüşlerim soruldu.

Hiç kuşkuya kapılmadan sıraladım görüşlerimi.

Yıllardır Kıbrıs sorununa nasıl bakıyorsam bugün de öyle bakıyorum.

Dün barış ve çözümü ne kadar istiyorsam bugün de en az o kadar istiyorum.

Mehmet Ali Talat, görüşme masasında Türk tarafı adına yerini alana kadar, görüşme süreçlerinde sıkıntılar yaşayan taraftık.

Rauf Bey'in, inatçı, Kıbrıs Türk tarafını uzlaşmaz konumda tutan duruşu nedeniyle bizim tarafın politikalarını savunamıyorduk.

Şimdi durum değişti.

Masada gene bir inatçı duruş var ama bu duruş Talat tarafından pozitif bir yaklaşımla barış ve çözüm için sergileniyor.

Dört buçuk saatlik görüşme de öyle oldu.

 ***

BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un okuduğu ortak açıklama aynen şöyle:

"İki lider, pozitif ve yapıcı bir ortamda toplandı. Çalışma grupları ile teknik komitelerin yaptıkları çalışmaları ilk kez ele aldılar.

 İki lider, prensipte anlaştıkları tek egemenlik ve vatandaşlık konusunu görüştü. Bunların uygulanmasının kapsamlı müzakerelerde ele alınmasını karara bağladılar.

Liderler, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelme ve çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını son kez gözden geçirme konusunda anlaştılar."

Bu açıklama çeşitli biçimlerde yorumlandı.

İki lider tek egemenlik ve vatandaşlık konusunu kapsamlı görüşme konusunda anlaştı. Ancak bu anlaşma konunun görüşülmesinde anlaşmadır. Temelde anlaşma yok.

***

Başkanlığı, özellikle uluslararası camiada Papadopulos sonrası umutla karşılanan Hristofyas'ın, genel ilkeleri belli çözümü kabul noktasından uzakta duran DİKO ve EDEK'in politikalarını adeta gönüllü ayak bağı kabul etmesi süreci olumsuz yönde etkiliyor.

Kıbrıs Türk tarafı adına Mehmet Ali Talat, doğrudan görüşmelerin başlaması yönünde yolun başında varılan uzlaşının hayat bulmasını istiyor.

Hristofyas ise komite ve ortak çalışma gruplarından yeterli ürün çıkmadığı gerekçesiyle topu sürekli taca atıyor.

Görüşme sonrası yapılan kısa açıklama içerideki havayı dışarı yansıtmıyordu.

***

Talat, son görüşmede ısrarla doğrudan görüşmelerin başlama tarihinin netleşmesini ve kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Hristofyas, daha önce sıraladığı gerekçelerini yineleyerek kabul etmedi.

25 Temmuz'da iki lider komite ve çalışma gruplarında ele alınan konuları son bir kez gözden geçirmek için bir araya gelecek.

Son bir kez gözden geçime ifadesinin altında yatan 25 Temmuz'da yüz yüze görüşme tarihinin belirleneceğidir.

Eğer Salı günkü görüşmelerde Talat, yüz yüze görüşmeler için tarih belirlenmesinde ısrarcı olup son bir kez esneklik göstermeseydi, Talat-Hristofyas görüşmeleri de hüsranla sonuçlanan görüşmeler zincirinin bir halkası olacaktı.

***

Görüşmeden dışarıya yansıyan güler yüzlü fotoğraflar sürece bağlanan umutları sulamaya yetmiyor.

Hristofyas'ın kapalı kapılar ardında sergilediği tavır, koalisyon ortaklarının etkinliğini ortaya koyuyor.

İşin ilginç yanı seçim döneminde AKEL'in seslendirdiği DİKO ve EDEK'in başkanlık sisteminde etkili olamayacağı yaklaşımlarına karşılık bugün tam tersi bir tavır sergileniyor. Rum toplumu içinde çözüm karşıtı seslere Hristofyas'ın kulak verip bunu sıkıştığı anlarda mazeret olarak ileri sürmesi karşılıklı güveni de olumsuz etkiliyor.

***

Hristofyas ve AKEL'in sergilediği durumu değerlendiren Güney Kıbrıs'tan önemli bir diplomatik kaynağın şu yorumu oldukça önemli ve dikkat çekici:

"Hristofyas ve AKEL çok önemli bir kararı vermek zorundadır. Koalisyon ortağı konumunda olan DİKO ve EDEK'in Kıbrıs sorunuyla ilgili politikalarına katılıyorlar mı yoksa katılmıyorlar mı? Hristofyas'ın seçim döneminde söyledikleri ile görüşme masasındaki tavrı aynı değil. Hani tam kapasite güç Hristofyas ve AKEL'in elindeydi?

Hristofyas, Meclis çalışmalarında DİKO ve EDEK'e ihtiyacı, mazeret olarak ileri süremez.

Kıbrıs sorununun çözümünde pozitif bir tavır içinde olan DİSİ'yi daha ne kadar görmezlikten gelecekler.

AKEL'in DİKO ve EDEK'le yollarını ayırıp DİSİ ile kader birliğine karar vermesi Kıbrıs'ın geleceği bakımından hayati bir karar olacak. AKEL ve Hrisyofyas, bunu başaramazsa çok yakın bir gelecekte iç ve dış ilişkiler bakımından zor konuma düşecek."

Bu görüşlere katılıyorum.

AKEL, Papadopulos döneminde hükümette etkiliydi ama Papadopulos'un özellikle Kıbrıs politikalarından etkili değildi. O günlerin mazeret kılıfı Papadopulos'tu. Şimdi Papadopulos yok artık. Başkan Hristofyas ve ayak bağı olan DİKO ve EDEK'e karşı DİSİ alternatifi var. Bu tablo ortada dururken ayak sürümenin izahını ne Hristofyas ne de bir başka AKEL yetkilisi yapabilir.

***

Kabul etmek gerekir ki görüşmeler zor bir dönemece girdi. Görüşmelerin devamı hem Güney hem de Kuzey Kıbrıs ve Ankara’da istemeyenler var. Statükocular hala etkili yerlerde. Görüşmelerin hemen ertesinde 25 Temmuz buluşmasının dahi olamayacağı yorumunu yapanlar dikkat çekicidir.

Bu satırların yazarı olarak 25 Temmuz görüşmesinin gerçekleşeceğinden kuşkum yok.

Ancak sonrası için kader kararı verecek olan Hristofyas’tır. Hristofyas, ayak bağı gibi duran DİKO, EDEK ve hatta kilise ile yol ayırımına karar verirse görüşmeler verimli bir şekilde devam edecek. Aksi halde süreç yeniden kesinti riski altına girebilir.

   759 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"
17 Temmuz 2008, Perşembe   Altı günde adanın kaderi değişti...
26 Haziran 2008, Perşembe   İngiletere, Kıbrıs sorununa ne kadar taraftır?
19 Haziran 2008, Perşembe   Esas konuların etrafından tur atmakla olmuyor...
13 Haziran 2008, Cuma   CTP, şamar oğlanı olurken...



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital