|
LEFKOŞA- Salı günü öğle saatlerinde Güney Lefkoşa’ya geçtim.
Amacım belli.
Yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde şöyle bir nabız tutmak.
Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimleri için geriye sayım devam ederken kamu oyu yoklamaları da kamu oyu ile paylaşılıyor.
Görünen o ki resmen at başı bir yarış söz konusu.
Siyasi bağı olanların gönlünde yatan aslan belli. Aktif siyasi duruşu olmayanların yaklaşımları ciddi ip ucu verir genelde. Bu nedenle öncelikle o gruba giren insanlarla sohbet etmeyi tercih ettim.
* * *
Hiç kuşkusuz bu işin şansla filan alakası yok.
Siyaset matematik değil. Pek çok etken sonucu etkileyebilir. Ancak ne olursa olsun sonuçla ilgili objektif yaklaşım ürünü tahmin yürütmek olası.
Güney Kıbrıs’ta bize göre daha yerleşik bir demokrasi olduğuna inanırım. Siyasi varlıkların etkisi bizden çok.
KKTC’de tek basamaklı oya sahip siyasi partilere itibar neredeyse hiç yok. Halbuki Güney Kıbrıs’ta sonucun çok az oy farkıyla belli olacağı bilindiği için hesaplar çok ince ayrıntısına göre yapılıyor.
* * *
2003 yılında sandıktan Papadopulos’un çıktığı seçimlerden önce Ağustos 2002’de Papadopulos’la uzun bir görüşme yapıp söyleşiyi KIBRIS Gazetesinde yayımlamıştım.
O görüşmede Papdopulos’a sorduğum sorulardan bir ve aldığım yanıt şuydu:
“Soru : Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adaylardan birisiniz. Bazı söylentilere göre ABD sizin seçimlere atılmanızdan dolayı rahatsızlık duyuyor. Bu seçime katılacağınız kesin mi? Seçimi kazanma şansınız hakkında
ne düşünüyorsunuz?
Yanıt : Şu anda Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hangi adayların katılacağı netlik kazanmış değil. Bu konuda yorum yapmak istemiyorum. Eğer aday olursam Kıbrıs'ın insanları tarafından şeçilmek ve onaylanmak isterim. Kendi milli
çıkarlarına hizmet edeceği düşüncesiyle tercihini ortaya koyup dikte etmeye çalışan bir yabancı ülke tarafından değil. Seçmenlerin, öncelikle kimlerin çıkarlarına hizmet edeceklerine karar vermeleri gerekir. ABD, diğer tüm ciddi ve saygın devletler gibi politikasını, diğer devletlerde kişisel olarak beğendikleri veya beğenmedikleri üzerine belirleyemez ve ABD'nin başka bir ülkenin içişlerine karışma suçlamasıyla karşılaşmasını istediğini sanmıyorum. Seçim sonuçları üzerinde tahmin yapmak istemiyorum. Sadece, seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun şu anda resmi olmayan adaylığımı destekleyeceklerini belirttiklerini söyleyebilirim.”
Papadopulos, o sohbetimizde bu yanıt ifadesini espri ile “Benim bildiğim Amerikalılar bizim seçimlerde oy kullanmayacak” demişti.
* * *
Peki şimdi yapılacak seçimlerde başta Amerikalılar olmak üzere batılı ülkelerin tercih ya da telkini Rum seçmenler üzerinde ne kadar etkili olabilir?
Bu soruyu güney Kıbrıs’ta birkaç kişiye sordum.
Hiç etkisi olmaz diyen olmadı.
Ancak çok ciddi etkisi olabileceği görüşünde olan yok. Şu sözler buna örnek: “Eğer Amerika ve Avrupalıların etkisi olsaydı Annan Planı’nın oylanması döneminde olurdu. Onlar EVET istedi Rum halkının büyük çoğunluğu HAYIR dedi. Kıbrıs Rum toplumunda Amerika ve İngilizlere karşı içten bir sempatinin olduğundan söz edilemez.”
Bu noktada ince ayrıntılı bir yorum daha aldım. O da şöyle: “ Sokaktaki insanlar üzerinde Amerika’nın ya da Avrupa Birliği’nin etkisi pek olmaz. Ancak siyasi partiler için bu geçerli değil. İlk tur için ciddi ve etkili bir telkin zor olur. Ancak ikinci tura kalındığı zaman batının ciddi etkisi olabileceği söylenebilir.”
Peki şu an için batının gönlünde yatan aslan kim?
Bu konuda bakınız bir Rum öğretmen ne dedi:
“ Görüne o ki Tasos şu an için tercih edilir değil. Geriye Hristofyas ve Katsulides kalıyor. Katsulides, DİSİ’nin adayı. DİSİ bu tür yarışlarda arkadan gelen ama ipi son anda önde göğüsleyen bir parti. Katuslides’in özellikle Avrupa Birliği içinde kredisi yüksek. Ancak Hristofyas’ın tıpkı Talat, misyonu ile seçilmesi istenebilir. Çünkü çözüm olmaması durumunda siyasi liderlerin gerilimi artırmaması gerekir. İşte bu noktada tercih ağırlığı Hristofyas’tan yana ağır basıyor.”
* * *
Güneydeki seçimlerin galibinin ikinci turda belli olacağında herkes hemfikir. İlk turdan bir başkanın çıkma olasılığı neredeyse sıfır.
İkinci tur önce ciddi pazarlıklar yapılacağı da biliniyor.
İşte o aşama için iyi gibi görünen ama aslında en tehlikeli senaryo şöyle seslendiriliyor:
“ Şu an için Kıbrıs Rum toplumunda seçmenin büyük çoğunluğu Tasos Papadopulos’un yeniden seçilmesini istemiyor. Bu aslında Tasos politikasının, DİKO politikasının etkisizleştirilmesi özlemidir. İkinci tura Hristofyas ve Katsulides’in kalması durumunda Tasos isim olarak devre dışı kalacak. Tasos devre dışı kalırken DİKO anahtar parti konumuna gelip, hükümet için pazarlık yapıp etkili bakanlıklar elde edecek. Bu ise Tasos giderken DİKO’nun politikalarıyla etkinliğini sürdürmesi demek olacak. Bu nedenle en iyi senaryo ikinci tura Papdopulos ile Hristofyas’ın kalması ve DİSİ’nin Hristofyas’ı destekleyip başkan olmasının yolunun açması. Bu durumda hem Papadopulos hem de DİKO kaybetmiş olur.”
* * *
Hiç kuşkusuz bir diğer anahtar soru da sağ seçmenin AKEL Lideri Hristofyas’a seçilmesine yetecek kadar oy verip vermeyeceği.
Güney Kıbrıs’ta AKEL’e bakış eskisi gibi değil.
AB üyeliği sonrası hayatın pek çok alanında temel politikalar Brüksel’de şekilleniyor.
Bunu işaret eden bir Rum devamla şöyle konuştu: “ Hristofyas, son yıllarda yıldızı parlayan liderlerden biri. Sağ kesimden oy alma olasılığını düşük görmüyorum. Bu güne kadar AKEL2e hiç oy vermedim ama bu seçimlerde oyum Hristofyas’ın olacak.”
* * *
Yazımın başlığı, “Güney Kıbrıs’ta şans kimin kapısının önünde?”... Gönlümde yatan aslan Hristofyas... Neden? En azından iki toplumun yakınlaşmasını daha da kötü duruma götürecek politikalar izlemeyeceğine eminim. Ama seçime çok kısa bir süre kalmasına rağmen şansın adaylardan hangisinin kapısına yakın olduğunu söylemek kolay değil... Bana göre Hristofyas’ın şansı kıl payı fazla... Ama bu kıl payı fazla ifademde gönlümdeki aslan oluşunun etkisi mutlaka var..
|