|
LEFKOŞA- Kıbrıs tarihinde 20 Temmuz 1974 ciddi bir kilometre taşı.
KKTC’nin ilan edildiği 15 Kasım 1983’te altı çizilen önemli tarihlerden.
Bu satırları yazarı olarak 1963 yılı sonunda Rum saldırıları sonucu K. Kaymaklı’dan göç edişimizi hiç unutmam.
1963’le 1974 arasındaki 11 yıl bana çok uzun gelmişti. Ve şimdi geriye dönüp KKTC’nin ilanı ile bugün arasında geçen zaman dilimine bakıyorum. Çeyrek asra yakın bir zaman geçmiş.
Geride kalan zaman Kuzey Kıbrıs’ta bir takım değişimler yaşattı. Ama siyasi anlamda ne kadar yol aldık? İşte önemli olan burası. Kaç arpa boyu yol alında acaba?
Bu tarihi yıldönümü nedeniyle nutuklar Kuzey Kıbrıs’tan Londra’ya kadar uzanacak.
Mikrofona yakın olan çok konuşacak, dinleyenler ise büyük ölçüde beyinlerinde sorgulama yapacaklar.
Aslında yaşananların canlı tanıklarının çok büyük kısmı hayatta.
En azından insanlar bildiklerini, gördüklerini, yaşadıklarını korkusuzca anlatsalar, yukardan aşağıya yanıltma operasyonları başarısız olacak.
Beş yıl önce... KKTC’nin 18. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle 16 Kasım 2001Cuma günü KIBRIS FM’deki HABER ÖTESİ programında KKTC’nin ilan edildiği günleri konuşmuştuk.
Ertesi günü de, “Ankara’nın da haberi vardı” başlığıyla aşağıdaki satırları kaleme almıştım:
“ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilanı üzerinden 18 yıl geçti.
O günleri yaşayanların değerlendirmelerinde hep farklılıklar oldu.
Dün (16 Kasım 2001) KIBRIS FM’de HABER ÖTESİ programında üç saat 42 dakika KKTC’nin ilanı günlerini konuştuk.
Genelde inandırıcı bulunmasa da hep KKTC’nin ilanının Ankara’dan da habersiz olduğu söylendi bugüne kadar. Programa İstanbul’dan katılan dönemin TC Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ve TC Lefkoşa Büyükelçisi İnal Batu, Ankara’nın gelişmelerden haberdar olduğunu gizlemediler. Hatta İsmet Kotak, aradan geçen 18 yıl sonra bunun gizlenmesine gerek olmadığını söyledi.
1983 Mayıs’ında BM’nin Kıbrıs konusunda aldığı karar KKTC’nin ilanı çalışmalarını ateşlemişti. Ancak iç politikada yeni dengelerin etkisini de ne Türkmen, ne Batu ne de öteki konuşmacılar inkar edemedi.
* * *
Dönemin TKP Genel Başkanı İsmail Bozkurt, Kotak ve Ahmet Yusuf Atamsoy’un 13 Kasım 1983’te kendini evinde ziyaret edip, bir hafta içinde KKTC’nin ilan edileceğini söylediğini anımsattıktan sonra ekledi: “Biz ciddi kaygımız KKTC’nin ilanının bahane edilerek anayasanın geriye götürülmek isteneceğiydi. 14 Kasım günü İnal Batu ile iki kez görüştüm, bize 1975 Anayasası’nın özüne dokunulmayacağının güvencesini verdi. Ancak Batu’nun güvencesi ya da verdiği söz tutulmadı.”
Bozkurt’a göre 14 Kasım akşamı Denktaş’ın milletvekillerine verdiği yemek sonrası KKTC’ye olumlu oy verme konusunda karar üretirken zorlanmadıklarını da söyledi.
* * *
CTP cephesini ise o dönemde CTP Lefkoşa Milletvekili olan Mehmet Civa anlattı.
Civa’nın anlattıklarından CTP ile ilgili şu gerçekler açık bir şekilde anlaşıldı.
CTP, KKTC ilanının sorunlara çare getirmeyeceğine inanıyordu... 14 Kasım akşamki yemekte Denktaş, açıklayana kadar CTP’nin KKTC ilanından haberi yoktu... Yemek sonrası TC Elçiliği’ne gidilerek Elçi Batu’dan Türkiye’nin tavrı soruldu...
... Ve Civa ekliyor: “14 Kasım akşamı yemekte Denktaş, KKTC ilanına karşı çıkanların Meclis’te yeri olamayacağını söyledi. Bu bizim değil, partinin geleceğine tehditti. Parti Meclisi bir oy fazlalıkla olumlu oy kullanmamıza karar verdi. Karara çelik bir disiplinle herkes uydu. Ancak zaman CTP’nin endişelerinde haklı olduğunu gösterdi.”
* * *
İnal Batu ve İlter Türkmen, Türk Dış politikasını eleştirdiler.
İlerinin görülemediğini söylediler.
Batu’nun “ABD’nin KKTC’yi tanıyacağı beklentilerimiz vardı. Geçitkale’de ABD’ye verilecek üssün tanımayı hızlaştıracağını sandık. Yanıldık” sözleri dünkü yayının en çarpıcı seslendirmelerinden biriydi.
İsmet Kotak, Amerika’nın askeri kanadı kadar politikacılarından da yeşil ışıklar alındığına dikkat çekti
* * *
Yapılan konuşmaları alt alta koyup toplayıp yorumladığınız zaman net bir şekilde ortaya çıkar ki KTFD’den KKTC’ye geçilerek yaratılan fırtınaya rağmen aradan geçen 18 yılda beklenen sonuçlara hiç yaklaşılamamıştır.
KTFD ismen olmayan bir federal devletin bir kanadı gibi olsa da Kıbrıs Türkü’nün devletiydi ve anayasada cumhuriyet tanımlaması vardı.
Bir başka gerçek 10 konuşmacıdan hemen hemen kimsenin yakın geleceğe KKTC zemininde umutla bakamadığıydı.
Yine de umudu kesmeye gerek yok. Gecikmeli de olsa herkes eninde sonunda gerekli dersi mutlaka çıkaracaktır.”
* * *
KKTC’nin ilanının üzerinden 23, yukarıdaki satırların üzerinden ise 5 yıl geçti. Herkes gerekli dersi çıkarı mı ya da çıkarıyor mu? Bu soruya EVET ya da HAYIR yanıtını verecek olursam yüzdelik farkı ne kadar olursa olsun HAYIR ağır basar.
Kıbrıs Türkünün kendi kendini yönetme hakkına sonsuz saygım var. 1974
sonrası Kuzey Kıbrıs’ta yönetim yapısı için en demokratik seçeneğin demokratik parlamenter bir yapı olduğunu da söylerim. Bu anlayışı kalıcı bir ayrılığı hedeflemediği sürece de savunurum.
KKTC ilan edilirken de bağımsızlık bildirisinde KKTC’nin Federal bir çözüme engel olmadığı, “... Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığın bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözülmesini engellemeyip kolaylaştırabileceğine kani olan;...” diye yazılmadı mı zaten...
KKTC’nin ilanı tek başına Rauf Denktaş’ın bir projesi değil. Ancak KKTC operasyonunun baş mimarı KTFD Anayasası’na göre yeniden seçilme hakkı olmayan, KKTC’nin ilanı ile yeniden hem de sınırsız seçilme hakkı elde eden Rauf Denktaş’tır. Ve KKTC’nin ilanı Rauf Denktaş politikasının doruğa çıktığı noktadır.
.... KKTC’nin ilanının 23. yıldönümü. Çok doğaldır, dünden bugüne yaşananların muhasebesini yapacağız.
20 Temmuz 1974’te başlayan askeri harekat, askeri anlamda başarıyla sonuçlanmış, konulan hedeflere Türk askeri ulaşmıştır.
Peki siyasi hedefe ulaşıldı mı?
Ya da ulaşılması hedeflenen siyasi hedef nedir?
Acı ama gerçek bizim KKTC gemisinin rotası yok, pusulası da bozuk. Pusula tamir edilmeden, rota belirlenmeden kaptan köşkünde kim oturursa otursun başarı şansı yoktur. Başarılı olunamadığı sürece de gidenlerle gelenlerin benzeşmesi, halk tarafından benzeştirilmesi kaçınılmaz bir yazgıdır.
Gerçek anlamda mesafe alınamadığı zaman da küçük, şekilsel yanı bile ağır basmayan temaslar, çalışmalar büyükmüş diye sunulmaya çalışılır.
1974’ün üzerinden 32, KKTC’nin ilanının üzerinden 23 yıl geçti. Objektif yaklaşımla vaziyetimiz maalesef bu....
|