13 Ekim 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
HSBC, 1100 çalışanının işine son verecek
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue
YKP slams arrests in north Cyprus
Security of Greek and Turkish Cypriots not a Guarantee Treaty Issue
Conservatives pledge priority for Cyprus
Is British culture responsible for alcoholism and violence?
Cyprus Peace Platform calls for census before referenda
Details on the negotiations leaked
New prostitution rules to protect trafficked women
I have never talked about two states says Talat

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
200 bin sığınmacıya af! [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]



Dıştan bakıp doğruyu görenler....

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Eylül 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuzey Kıbrıs’ta kısır döngü yaşanıyor.

CTP-DP Koalisyon Hükümeti dağıldı. Sizler bu satırları okurken yeni hükümet oluşumu için çabalar sürer olacak.

Çok büyük olasılıkla CTP yeter sayıya UBP’den ayrılan üç, DP’den ayrılan bir milletvekili ile ulaşacak. Koalisyon CTP ile yeni oluşma sürecindeki parti ile olacak.

Bu satırları yazarken radyodan da yapılan konuşmaları dinliyorum.

Konuşulanları dinledikçe tartışma ve konulara yaklaşım düzeyinin ortaya çıkan şekline kahroluyorum.

Sanırım dünyanın hiç bir yerinde kuru laf Kuzey Kıbrıs’taki kadar işe yaramaz. Aslında iş yapılmayan ortamlarda geriye sadece laf yapmak kalır.

*            *            *

Tüm bunlar yaşanırken geçtiğimiz günlerde CTP’nin yayın organı Yenidüzen’in arka sayfalarında Londra Kıbrıs Demokrasi Derneği, KIB-ES İstanbul ve Ankara’da yaşayan bir grup Kıbrıslı Türk Barışşever imzasıyla tam sayfa bir açıklama yayınlandı.

Altına tartışmaz imza attığım açıklama aynen şöyle:

“24 Nisan referandum sonuçlarının Kıbrıslı Türkler üzerinde bir hayal kırıklığı yarattığını, ilerici ve barışsever bazı çevreler de dahil olmak üzere referandum sonuçlarından yola çıkarak Kıbrıslı Rumların tümüne yönelik öfke dozu yüksek eleştiriler yapıldığını gözlemlemekteyiz.

Biz, Annan Planı’nın bölünmüş adamızı birleştirmek için iyi bir fırsat ve başlangıç noktası olduğunu düşünmek ve desteklemekle birlikte, plana ‘hayır’ diyenleri ve bu ‘hayırı’ ortaya çıkaran dinamikleri anlamakla kendimizi yükümlü hissediyoruz. Anlamaya çalışmanın, öfke-ayrılıkçık-ötekileşme kıskacından bizi çıkarabileceğini düşünüyoruz.

  Bugün Kıbrıs’ta barışın önündeki en büyük engel daha önce de olduğu gibi milliyetçiliktir. Bu milliyetçilik her iki toplumda da birbirinin ayna yansıması olarak yaşanmaktadır.  Bu milliyetçilikle mücadele etmek için ilerici ve barışsever güçler olarak ‘biz ve onlar’ ayrımını ortadan kaldırmamız, birbirimizi anlamamız gerekmektedir. Olayları analiz ederken, ‘Rum tarafı’, ‘Rum’, ‘Rum-Yunan ikilisi’ gibi ötekileştirici-suçlayıcı aşırı genellemeler kullanılmaktan uzak durulması gerektiğini düşünüyoruz. Milliyetçilik, hangi toplumun hangi katmanından gelirse gelsin, karşı durulması gereken bir olgudur. Amacımız, Kıbrıs’ta bölünmeye neden olan bu milliyetçiliği aşarak, birleşik bir Kıbrıs yaratmak olmalıdır.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler, bu güzel adanın birlikte yaşayama zorunlu sakinleridir. Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak çıkarları vardır ve bu ortak çıkarlar birleşmiş bir Kıbrıs’ta somutlaşmaktadır. Etnik ve dinsel her türlü ayrımcılığın ve ayrılıkçılığın ötesinde, kendi adamızda barış içinde yaşama istencini Kıbrıslı Türk ilericiler ve barışseverler olarak sonuna kadar savunmalıyız. İki toplumun doğrudan etkileşimi sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri aracılığıyla sağlanmalıdır.  

İlerici ve barışsever Kıbrıslı Türkler olarak kendimizce sadece Kıbrıslı Türklere karşı değil, tüm Kıbrıslılara karşı da sorumlu hissedebilmeliyiz. İlerici ve barışsever her bireyin, adadaki temel insan haklarını, etnik-dini ayrım yapmadan savunmasının önemli olduğunu her fırsatta vurgulamalıyız. Bugünkü statükonun en temel insan haklarını kullanmasını engellediğini görüyoruz.

Kıbrıslı Türk ilericiler ve barışseverler olarak, Kıbrıslı Türklerin 24 Nisan referandumunda Kıbrıs’ın birleşmesi, bugünkü statükonun ortadan kaldırılması, ayrılıkçı siyasal yapıların meşrulaştırılması yerine tarihin sayfalarına gömülmesi yönünde iradesine sahip çıkabilmeliyiz. Bu iradeyi herkese bir kez daha hatırlatıyoruz.

Kıbrıslı Türk ilerici ve barışsever güçlerle, Kıbrıs Rum ilerici barışsever güçler, vakit kaybetmeden, güçlerini bugün olduğundan çok daha güçlü bir şekilde birleştirmelidir. Bu güç birliğinin sağlanması için Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk ilerici ve barışseverlerin birbirlerini rencide edecek söylemlerden uzak durmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.”

*           *          *

Bu satırların yazarı olarak açılamada belirtilen  kuşkulara yıllardır dikkat çekiyorum. Söz hakkım olan platformlarda da dile getirip anlatmaya çalışıyorum.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos’un siyasi duruş ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymaktan uzak yaklaşımlarını çok eleştirdim.

Güneydeki iktidarın büyük partisi AKEL’in Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’la yaptığım sohbetlerde iki toplumlu politikalar üretilmediği takdirde Kıbrıs’ta psikolojik duvarların daha da yükseleceğini anlattım.

Kuzey Kıbrıs’ta düne kadar UBP-Denktaş iktidarı vardı.

Ne oldukları konusunda kimsenin kuşkusu yoktu.

“Domuzdan post, gavurdan dost olmaz” anlayışıyla siyaset yaparken genellemelerle açıklamalar yapıp tüm Rumları aynı potada gösteriyorlardı.

Amaçları belliydi. Her türlü yakınlaşmaya karşıydılar.

*         *          *

Ama şimdi Kuzey’de barış, çözüm ve demokrasi savunuculuğuyla siyasi erki ele geçirenlerin Kıbrıs’ta yakınlaşma ve çözüme zarar verici demeçlerden uzak durmayı başarması şart.

Aslında CTP’nin siyasi erki ele geçirmesinden sonra Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün bir başka bedel riski Kıbrıs Türk toplumundan milliyetçiliğe kaymadır.

Barış ve çözüm isteyen büyük çoğunluk Talat ve Soyer gibi liderlerin Rum tarafına yönelik demeçlerinden etkilenerek, Rum tarafına önyargıyla bakanların saflarına doğru kayabilir.

Bu kitlesel kayış süreç için dikkate alınması gerek “halk çoğunluğunu” yaratacak ve o çoğunluğa yönelik politikalar sol partileri de sağa doğru kaydıracak.

İşte bu tehlikeler nedeniyle de yurt dışında yaşayan demokrat Kıbrıslı Türklerin ortak sesi çok önemli bir konunun altını çiziyor.

Umarım açıklamanın mesajı ulaşması gereken yerlere ulaşır... 

   1268 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"
17 Temmuz 2008, Perşembe   Altı günde adanın kaderi değişti...
03 Temmuz 2008, Perşembe   Görüşmelerde zor dönemeç...
26 Haziran 2008, Perşembe   İngiletere, Kıbrıs sorununa ne kadar taraftır?



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital