|
LEFKOŞA- İnanın bana küçük ülkede yapılacak en zor işlerden biri de gazeteciliktir.
Hangi konuda yazarsanız yazınız, konu ettiğini eğer biri varsa mutlaka çok kısa bir zamanda karşılaşırsınız.
Aslında bu satırların yazarı olarak bu zorluk çok da umurumda olmadı.
Doğru bildiğimi yazarım, kimin ne düşüneceği, birilerinin rahatsız olup olmayacağı hiç umurumda değil.
Yarası olan gocunsun.
İki yüz yedi haftadır, Kuzey Kıbrıs’tan yazıp sizlerle bu köşede buluşuyorum.
Öncelikle Kuzey Kıbrıs’ın “havasını” sizlere taşımaya özen gösteririm.
* * *
Kıbrıs’la Londra arasındaki iletişim serüveninin tüm önemli kilometre taşlarını anımsarım.
Ablam ailece Londra’ya 1960’ta ulaşmıştı.
Mektup vardı o zaman. Yazılan mektuplar en erken bir hafta on günde gelir, giderdi.
Kıbrıs Radyosu’nda istek programlarına Londra’dan mektupla istek iletilirdi. İstenen şarkı çalınmadan önce kimler için istendiği selamla birlikte sıralanırdı.
Daha sonra şerit ses bandlarına konuşmalar kaydedilip gönderilmeye başlandı. Londar’dan gelen ses bandı gözyaşlarıyla ıslatılarak dinlenir, sonra bütün aile sıraya girip sesli mektuplarını banda okurlardı. Tabii şiirler, tekerlemeler, şarkılar da eklenirdi.
Londra’ya telefon görüşmeleri başladığı zaman Rum kesimini geçer Telekomünikasyon Dairesi CYTA’dan konuşurduk.
1974 sonrası Kıbrıs’a tatile gelenler görüntüler kaydedip Londra’ya taşıdı.
Adım adım bugünlere geldik.
Şimdi uydu aracılığıyla Kuzey Kıbrıs’ın iki televizyon kanalı 102 ülkeyle birlikte İngiltere’ye de ulaşıyor.
Buralarda ne var ne yok kolayca izleniyor.
İnternet üzerinde neredeyse tüm Kuzey Kıbrıs basını takip edilebiliyor.
Bu durum Londra ile Kuzey Kıbrıs arasındaki iletişim trafiğini güncelleştirdi, hızlandırdı.
* * *
Kuzey Kıbrıs’ta bizim yarım avuçluk ülkemizde aylardır bir hükümet tatsızlığı yaşanıyor.
Hükümet krizi demedim farkındaysanız.
Krizin bir ağırlığı var. Bizde CTP-Koalisyon Hükümetinin ortakları arasında tatsızlık olduğu kesin olmasına kesin de kriz olup olmadığına karar vermek zor.
Kıbrıs Türk halkı pek çok etkeninin olumlu rüzgarını da arkasına alıp elli senelik Rauf Denktaş devriyle, kırk senelik UBP devrini kapattı.
UBP’den öte tümden, kullimagga statüko tumba edilmek için oylar kullanıldı.
Bazılarına göre demokratik yoldan devrim yapılmıştı. Beyaz bir devrimden söz edildi.
BU MEMLEKET BİZİM BİZ YÖNETECEĞİZ dedik.
Yaşanan değişimi de o amaca hizmet eder görmek istedi insanlar.
Memleketinizi siz idare edecekseniz kendi kendinize batılı anlamda yeteceksiniz, demokrasi çarkınız batılı anlamda çalışacak, kendi iç demokratik dinamikleriniz belirleyici olacak.
Bu yaklaşımlara katılmayan beri gelsin tartışalım.
Şubat 2005’te Genel Seçim yapıldı. O seçimler sonunda CTP 24, UBP 19, DP 6, BDH 1 milletvekilliği kazandı.
CTP, hükümet ortaklığında DP’yi tercih etti.
Zaman zaman ciddi konularda da ayrılıkları oldu ama yola devam edildi.
25 Haziran 2006 Yerel Genel ve Milletvekilliği ara seçimlerinin propaganda döneminde CTP, DP ilişkileri gerildi.
Özellikle CTP kanadında seçim sonrası DP’siz koalisyon ortaklığının sinyalleri verildi.
Sonuçta iki parti yetkilileri bir araya gelip sorunları aşmaya çalıştı.
DP, koalisyon oluşurken beş yıl hedeflenerek yapılan protokole sadık kalınmasını isterken, CTP, köklü sayılacak değişiklikleri gündeme getirdi.
Buraya kadar her şey normal sayılabilir.
Ama CTP ile DP koalisyonun geleceğini görüşürken bazı ellerinin Ankara’dan Kuzey Kıbrıs’a ulaşıp Meclisteki dengelerle oynamaya kalkması hiç bir bakış açısı ile savunulamaz.
AKP Sakarya Milletvekili Şadan Dişli’nin UBP ve DP bazı milletvekillerini partilerinden istifa ettirip yeni bir parti oluşturma çabası Kuzey Kıbrıs’taki demokratik yapı için ciddi bir ayıp.
5 Eylül 2006 Salı günü KIBRIS gazetesindeki köşemde şunları yazdım: “İddia ediliyor ki, AKP, Kuzey Kıbrıs’ta UBP ve DP’nin yerine alacak sağda bir oluşum için devrede. Bizzat AKP Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’nin doğrudan temaslar yaptığı söyleniyor. Dişli’ye yardımcı olan yerli isim ise Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer.
Daha önce DP’den Mustafa Arabacıoğlu’nun liderliğinde gerçekleştirilmek istenen operasyon Arabacıoğlu’nun teklifleri ahlaki bulmayıp reddetmesi üzerinde gecikti.
Bana ulaşan bilgilere göre yeni “lider” UBP Genel Sekreteri Mağusa Milletvekili Turgay Avcı.
Turgay Avcı’ya yeni koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomi Bakanlığı sözü verilmiş.
Turgay Avcı’ya ulaşmaya çalıştım. Telefona yanıt vermedi. Bunun üzerine, “Turgay bey, lütfen beni arar mısın?” diye yazılı mesaj attım. Mesajıma şu yanıt geldi: “Müsait değilim yarın görüşelim”. Bunun üzerine şu mesajı yazdım: “ Peki hocam... Görüşmek dileğiyle... UBP’den istifa edeceğinizi duydum, yazmadan size sormak istemiştim.” Bu mesajımı 19.06 da yolladım. Ancak telefon kapalı olduğu için ancak 23.07 de gitti. Mesajımın gittiğini, gelen iletildi, uyarısıyla anladım ama yeniden aramadım.
Turgay Avcı ile birlikte UBP’den Kemal Dürüst ( Güzelyurt) ve Dr. Ergün Serdaroğlu (Girne), DP’den de Dr. Mehmet Tancer (Girne) ile Mustafa Gökmen’in de (Yeni İskele) birlikte hareket edeceği iddia ediliyordu.
Güzelyurt Milletvekili Kemal Dürüst’e telefonla ulaşıp sordum. Yanıtı çok net oldu. “Mümkün değil. Siyasette idealleri olan biriyim. UBP’li seçmen beni bölgemde ilk sırada seçti. Siyasi ahlak ve milletvekillerinin partilerinden istifalarıyla ilgili yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Ayı ininde ölmeli.”
* * *
Bu satırları yazmadan önce DP Girne Milletvekili Dr. Mehmet Tancer de arayıp, “ Siyasetin genç yüzlerindenim. Bizler politikaya temizlik getirmek için de girdik. Gerekirse milletvekilliğinden ayrılıp hastaneye dönerim ama siyasi ahlakla örtüşmeyen böyle bir harekette bulunmam” dedi.
Aslında gözler kimlerin istifa edeceği kadar CTP’ye de dönmüş durumda. Ankara’dan bazı kesimlerin müdahalesiyle, demokrasi ilkeleri çiğnenerek oluşturulacak bir partiyle CTP koalisyon ortaklığı yapar mı?
Bu sorunun yanıtı aranırken çok farklı yorumlar yapılıyor.
Dün Ankara, CTP’yi solu yıpratıp UBP ve DP’nin güçlenmesini isterken bugünün Ankara’sı UBP ve DP’yi yıpratmanın ötesinde ortadan kaldırmak istiyor.
... Ve bugünün şartlarında işine gelenler bunu sessizce seyrediyor.
Bir garip ülkeyiz vesselam!
|